Predator: Badlands: İkonik Seriye Yeni Bir Anlatı
Prey ve Predator: Killer of Killers’ın Hulu’da yayınlanmasının ardından, Predator serisi nihayet beyaz perdeye geri döndü. Prey ile seriyi yeniden canlandıran, Killer of Killers ile Yautja kültürünü daha derinlemesine inceleyen yönetmen Dan Trachtenberg, Predator: Badlands ile bakış açısını tamamen değiştirip uzaylı düşmanı ilk kez ana karakter koltuğuna oturtarak riskli bir giriş yapıyor. Serinin en yüksek bütçeli (105 milyon dolar) filmi olan Badlands’in senaristliğini Prey’de olduğu gibi Dan Trachtenberg ve Patrick Aison üstleniyor.
Başrollerinde Elle Fanning ve Dimitrius Schuster-Koloamatangi’nin yer aldığı film, klanından dışlanmış genç bir Yautja olan Dek’in, galaksinin en ölümcül gezegeninde saygınlığını kazanmaya çalışırken, hasarlı bir Weyland-Yutani sentetiği olan Thia ile beklenmedik bir ittifak kurmasını konu alıyor. Bir süredir Predator filmlerini devralan Dan Trachtenberg bu kez en çılgın fikriyle karşımızda; Predator’ı alıp seyircinin onu desteklemesini istiyor. Şimdi av başlasın!
Predator: Badlands: İkonik Seriye Yeni Bir Anlatı
Predator’ların gezegeni olan Yautja Prime’da başlayan hikâye, bizi genç Dek’le (Dimitrius Schuster-Koloamatangi) tanıştırıyor. Bir avcı olarak klanında yerini almak isteyen Dek, cılız olması nedeniyle, kabile reisi olan babası tarafından dışlanır ve öldürme emrini abisi Kwei’ye verir. Kwei, babasının öldürme emrine karşı gelir ve Dek’i kendi hayatı pahasına kurtararak, Ölüm Gezegeni olarak adlandırılan Genna’ya gönderir. Dek’in amacı bu gezegende herkesin korktuğu dev bir canavar olan ‘Öldürülemez Kalisk”in kafatasını evine götürerek avcı kimliğini kanıtlamak fakat bunu başarmak kolay olmayacaktır. Kısa sürede gezegenin sert koşullarının onu alt etmesi uzun sürmez. Bir süre sonra Dek şanslı bir şekilde, görevinde ona yardım etmeye hevesli bir Weyland-Yutani sentetiği olan Thia (Elle Fanning) ile karşılaşır.
Kalisk’in, ekibini yok ettiğini ve kendisini iki parçaya ayırdığını söyleyen Thia ayrıca ekibinde Tessa adında, kendisiyle aynı model başka bir android daha olduğunu söyler. Bacakları için Kalisk’in inine geri dönmek isteyen Thia, Dek’e eğer ona yardımcı olursa Kalisk’i yenmesi için yardım edeceğine söz verir. Sentetik yarısıyla takım olmak zorunda kalan Dek için bu birliktelik kısa sürede kazançlı bir hâl alırken, çok geçmeden Bud isimli maymun benzeri sevimli bir uzaylı da bu uyumsuz ekibe katılacaktır. Daha sonra tıpkı Dek gibi Thia’nın da Genna’ya aslında Kalisk’i yakalamak için geldiğini öğreniyoruz. Her zaman olduğu gibi Weyland-Yutani vahşi türleri yakalayıp şirketin biyolojik silah bölümüne teslim etmek istiyor. Bu düşmanca ortamda hayatta kalıp kupasını almak isteyen Dek’i, aslında daha ölümcül bir av bekliyordur.
Dek görevi uğruna her şeyi yapabilirken, Thia incelemek üzere gönderildiği tüm yaratıklara karşı empati duymasını sağlayacak duygularla programlanmış bu yüzden arkadaş canlısı olan Thia’nın etrafında olmak, Dek için işkenceye dönüşüyor. Yolculukları boyunca Dek, Thia’nın üst bedenini sırt çantası gibi taşırken, Thia ona Genna’da hayatta kalmak için neler yapması gerektiğini anlatıyor. Thia karakterinin hikâyeye eklenmesi, Yautja’nın kahraman yolculuğunu hem olay örgüsü hem de duygusal açıdan daha anlamlı hâle getirmiş. Dek daha önce bu türde gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyor bu da Dek’i diğer Predator’lara kıyasla özel kılıyor.
Film, Dek’i Predator ırkının kimliğini tanımlayan temel onurdan mahrum bıraktığı için, bildiğimiz Predator filmleri senaryosunu sert bir şekilde yıkıyor. Genç savaşçının kendisi avın bir parçası olurken aynı zamanda kendini kanıtlama arzusu, karaktere empati duymamızı sağlıyor. Badlands, uzaylı ırkının kökenlerini ve geleneklerini genişleterek, tek boyutlu bir karaktere derinlik katma konusunda ustaca bir iş çıkarmış. Yine de Predator hakkında bildiklerimizin geniş ölçekte ele alınış biçimi zaman zaman tuhaf hissettirebiliyor.
Predator: Badlands: İkonik Seriye Yeni Bir Anlatı
Predator: Badlands’in ilk bölümü, tehlikeli bir vahşi doğada hayatta kalmak için araziyi, bitki örtüsünü ve diğer canlıları öğrenmesi gereken Dek’e odaklanırken, Dek’in bir dişinin neden eksik olduğu ve kardeşi için ne anlama geldiği gibi küçük, kişisel detayları da daha sonra tatmin edici bir şekilde olay örgüsünde rol oynamaları için ortaya koyuyor. Basit ama etkili bir film yapımcılığı diyebilirim. Sade kurgusu ve sınırlı oyuncu kadrosuyla Predator: Badlands, ferahlatıcı bir şekilde karmaşıklıktan uzak.
Dek’in yolculuk sırasında ölümcül türlerle karşılaşıp, onlar hakkında bilgi edinmesi ilgi çekici. Silahlarından mahrum kaldığı zaman etrafındaki çevreyi kullanarak, düşmanlarını öldürmek zorunda kaldığı zamanlar oluyor. Üçüncü perde ise, yüksek dozajda aksiyon sahnesiyle tempoyu tamamen artırıyor ve sınırları tamamen zorluyor. Dek, filmin başında öğrendiği her şeyi, kendi amacı doğrultusunda kullanarak daha önce görmediğimiz bir Yautja savaşçısına dönüşüyor.
Kendine özel yüksek teknoloji avlanma ekipmanlarıyla Dek aksiyon sahnelerinde harikalar yaratırken, Thia’nın ise üst yarısı ve bacaklarının bağımsız olarak androidlerle dövüştüğü heyecan verici bir aksiyon sahnesi var. Predator: Badlands tartışmasız serinin izlemesi en keyifli ve pürüzsüz aksiyon sekanslarını sunuyor. Şunu da eklemem gerekiyor filmin PG-13 olarak derecelendirmesinin tek sebebi ekrandaki şiddetin yaratıklar veya sentetikler arasında olmasından kaynaklanıyor bu yüzden sakın aldanmayın, karşımızda oldukça vahşi bir film var. Filmin büyük bir bölümünde kendinizi bir video oyununun ortasındaymış gibi hissedebilirsiniz bu da gayet normal çünkü Dan Trachtenberg video oyunlarını sevdiğini ve onlardan esinlendiğini söylemişti. Unutmadan Sarah Schachner ve Benjamin Wallfisch’in besteleri, Predator: Badlands’e özgün bir ses kimliği kazandırmış. Daha önce aşina olmadığınız Predator müzikleri dinlemeye hazır olun.
Predator: Badlands: İkonik Seriye Yeni Bir Anlatı
Genna gezegeninde sadece korkutucu etoburlar değil patlayan böceklerden, pteranodon benzeri yırtıcılara, jilet gibi keskin otlara ve canlı sarmaşıklara kadar bir çok tehlike yer alıyor. Yaratık tasarımları görsel ve estetik açıdan oldukça iyi gözükse de, Avatar’da olduğu gibi uzaydaymışız hissini veren o etkileyici sanat tasarımından yoksun.
Dek’in görselliğine gelirsek, yeni Predator’ın görünümünde yapılan bazı stil değişikliklerine ilk başta negatif yaklaşsam da, film ön yargımı kırmayı başardı. Pratik efektler ve yüz hareketi yakalama tekniklerinin birleşimiyle, genç Yautja savaşçısı ekranda kusursuz bir şekilde canlandırılıyor. Yaratık kostümünü sağlayan Studio Gillis ve görsel efekt uzmanı Wētā’ burada büyük övgüyü hak ediyor. Dek’in gözlerindeki ve yüzündeki ifadeleri çok rahat bir şekilde anlayabiliyorsunuz. Oyuncu Dimitrius Schuster-Koloamatangi ise akılda kalıcı performansıyla Dek’i tam anlamıyla özdeşleşilebilir bir karakter hâline getiriyor. Yautja diyaloglarıysa en başından itibaren alt yazıyla çevriliyor. Dil bilimci Britton Watkins bu film için gelişmiş bir Yautja dili yarattı. Evet, Yautja artık işlevsel bir dil.
Filmin bir diğer yıldızı Elle Fanning ise belirgin kişilik farklılıkları olan iyi huylu Thia ve soğukkanlı tipik bir Weyland modeli olan Tessa’yı canlandırarak çifte görev üstleniyor. Yenilenip tekrar canlandırılan Tessa, duyarsız ve şirketine sadık bir sentetik olarak öne çıkarken; Thia fazlasıyla insani duygularla doludur. Fanning siyah ve beyaz arasında geçiş yaparak, her iki rolde de harika bir iş çıkarıyor. En az Michael Fassbender’ın Alien Covenant’taki ikiz performansları kadar göz kamaştırıcı olmuş diyebilirim. Badlands, aile ve zayıflık kavramlarının olay örgüsünü yönlendirerek karakterlerini zenginleştirmesine izin veriyor. Dek ve Thia’nın etkileşimleri, iki karakterin de zihnini genişletiyor ve beklenmedik seçimler yapmalarına olanak tanıyor.
Predator: Badlands: İkonik Seriye Yeni Bir Anlatı
Yeni şeylerden bir tanesi Predator: Killer of Killers’da ilk kez gördüğümüz Yautja Kodeksi. Filmde, avcıların kültürünü şekillendiren bu emirlere bir kez daha bakıyoruz. Buna rağmen Yautja kültürü hakkında çok fazla şey açıklamamak yerinde olmuş. Yautja hakkında hâlâ bilmediğimiz çok şey var bu yüzden gizemini korumasını beğendim. Predator serisi diğer filmlerinde daha çok korku veya gerilim unsurlarıyla flört ederken, Badlands’de hayatta kalma ve macera filmi konseptini işliyor. İşin en etkileyici yanıysa, içinde hiç insan karakter olmamasına rağmen duyguları samimi bir şekilde izleyiciye aktarabilmiş olmasıdır herhalde. Serinin hayranlarının alışık olduğu durumları dahil etmeye özen gösteriyor ancak yapısal ve görsel olarak özgün olmaya çalışıyor.
Ek olarak Weyland-Yutani sentetiklerinin Predator filminde ortaya çıkışı, başka bir Alien vs. Predator filminin yolunu açıyor ki umarım bu kez eski filmlerinden çok daha iyi filmler izleriz.
Prey’i, Badlands’den biraz daha fazla beğendiğimi düşünsem de filmden oldukça keyif aldığımı söyleyebilirim. Dek ve Thia seriye beklenmedik bir enerji getiren ikili olmuş. Seri için oldukça riskli bir bakış açısı değişimi olsa da işe yaramış görünüyor. Predator: Badlands, tıpkı Dark Horse çizgi romanlarda olduğu gibi Yautja’yı kendi hikayesinin kahramanı yapmayı başarmış. Bu yeni giriş serinin evrimin ilk adımı olmuş gibi ama ben şahsen Predator serisinin bu yoldan ilerlemesini istemem. Predator: Badlands, bol miktarda destansı görselle son yılların en heyecan verici bilim-kurgu maceralarından birisi bu yüzden imkanınız varsa IMAX’de bir şans vermenizi öneririm. Uzun lafın kısası eğer değişikliğine ayak uydurabilirseniz, Predator: Badlands, orijinalinden bu yana en eğlenceli ve aksiyon patlaması yaşatan Predator filmi.
Puan: 8/10
Predator: Badlands: İkonik Seriye Yeni Bir Anlatı