Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriRoad House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Yazar: Enis Derdimentoğlu
Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

80’lerin klasik yapımı Road House, 35 yıl sonra yeniden uyarlandı. Bir barda fedai olarak çalışan James Dalton’a 1989 yapımı filmde Patrick Swayze hayat vermişti. 35 yıl sonra günümüze uyarlanan filmde ise bu kez fedaimiz James değil, Elwood Dalton oldu. Dalton’a bu sefer Jake Gyllenhaal hayat verirken, barda fedai değil; eski bir profesyonel UFC dövüşçüsü olarak karşımıza çıkıyor. 114 dakikalık filmde Dalton’un yanında psikopat katil Knox’u efsane UFC dövüşçülerinden Conor McGregor, kasabanın doktoru Ellie’yi ise Daniela Melchior canlandırıyor.

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Dalton’un Gizemi ve Hikâyenin Kurulumu

Yapım, şahıs kamerasıyla çekilmiş bir dövüşün ortasında başlıyor ve biz de adeta yumruk atıyoruz. Açılış için ilgi çekici bir başlangıç diyebiliriz. Ardından merdiven altı dövüşlerin yapıldığı mekâna başrolümüz Dalton giriyor ve kim olduğunu tanıyanlar onunla dövüşmek istemiyor.

Bu korku dolu gizem, filmin başlangıcında merakı iyice artırıyor. Dalton’u ilk kez gördüğümüzde hayattan beklentisi olmayan; sadece aksiyon ihtiyacını karşılayan, öldürülmekten korkmayan, arabasında yaşayan ve içten içe intiharı düşünen bir karakterle karşılaşıyoruz. Ancak Dalton’un neden bu hâlde olduğu ve bu noktaya nasıl geldiği uzun bir süre gizemini koruyor. Bir anda Glass Keys adlı bir yerde bar sahibi olan Frankie, ona çok iyi ücretle fedai olma teklifinde bulunuyor. Dalton bu teklifi önce reddediyor ve asıl hikâye tam da burada başlıyor. Daha sonra fedailik işini kabul eden Dalton, ilk iş gününde kasabanın kabadayılarını aşağılayıcı bir şekilde dövüyor, hatta onları hastaneye kendi götürüyor. Kasabaya alıştıkça burada kendini daha rahat hissediyor ve içten içe buraya bağlanmaya başlıyor.

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Film, uzun süre boyunca ana amacı ve hikâyenin nasıl gelişeceğini net biçimde göstermiyor. Bunun yerine hayattan beklentisi kalmamış eski dövüşçünün yeniden bir amaç, bir yuva ve uzun zamandır görmediği ilgiyi buluşunu izliyoruz. Bu durum yer yer eğlenceli anlar sunuyor. Ancak Dalton’un kim olduğu ve neden bu hâlde bulunduğuna dair ilk ipucunu ancak 30 dakika geçtikten sonra alabiliyoruz. Bu noktada yapım, hikâyeden çok görüntüler, atmosfer ve müziklerle izleyiciyi ekranda tutuyor. Hikâyenin ilerleyen bölümlerinde, neredeyse filmin yarısı geçtikten sonra kötü karakterleri, amaçlarını ve Dalton’un bu duruma karşı duruşunun nedenini öğreniyoruz.

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Hikâye ilerledikçe anlatı da izleyiciyi yakalamaya başlıyor ve hızla düğüm noktasına doğru ilerliyor. Yapımın genelinde belirgin bir ciddiyetsizlik hâkim. Bu durum, kişisel olarak olumsuz bir unsur gibi gelmedi. Aksine Dalton’un, psikopat katil Knox’un ve amacını çok sonra öğrendiğimiz ana kötü karakterin tanıtımı, alışılmışın dışında ve arka planı olmaksızın yapılıyor. Brandt ailesinin oğlu Ben’in amacı ise oldukça havada kalıyor ve izleyiciye tam olarak geçmiyor. Karakterler hikâyeye bir anda dâhil oluyor ve onları tanımak tamamen anlatının akışına bırakılıyor. Özellikle Conor McGregor’ın canlandırdığı Knox, derinliği olan bir karakterden çok klasik bir “kötü adam” tiplemesi olarak duruyor. Amacı ya da davranışlarının nedenleri net değil; film de bunun üzerinde durmayı pek tercih etmiyor.

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Hikâye çözüm sürecine oldukça hızlı, karmaşık, yer yer nedensiz ama seyir zevki yüksek bir eğlenceyle giriyor. Uzun bir kurulum sürecinin ardından bu kadar hızlı çözüme gidilmesi, biraz hız treni etkisi yaratıyor ve gereksiz bir acele hissi doğuruyor. Bu noktada film, aksiyon sahnelerinin sürükleyiciliğiyle izleyiciyi ekranda tutmaya çalışıyor. Dalton’un geçmişini ise gördüğü rüyalar aracılığıyla izleyip anlam bütünlüğüne oturtabiliyoruz.

Hikâye dinamiklerini biraz daha kurcalarsak, merak unsuru ve sürükleyicilik açısından başarılı bir yapım olduğunu söylemek mümkün. Ancak hikâye kurulumundaki eksikler, anlatının zaman zaman ciddiyetsiz görünmesine neden oluyor. Dalton, bar hakkında kendisinden gizlenen gerçeği öğrendikten sonra kasabaya bağlanmasını sağlayan unsurlara tutunarak sorunu çözmeye çalışıyor. Bu noktadan sonra film, eski bir UFC dövüşçüsünün bar fedaisi olarak insanları dövdüğü bir hikâyeden çıkıp daha kriminal ve intikam odaklı bir yapıya evriliyor. Bu geçişte hikâyeyi takip etmek zorlaşsa da atmosfer ve aksiyon temposu izleyiciyi diri tutuyor.

Dalton’un UFC’yi neden bıraktığı ve hayattan neden bu kadar kopuk olduğu ise filmin güçlü bir noktasında açıklanıyor ve bu sebep hikâyeye oldukça iyi oturuyor. Tam bu noktada Dalton, sadece barı ya da kasabayı kurtarmaya çalışan bir fedai olmaktan çıkıp intikam duygusuyla kendini frenleyemeyen bir suçluya dönüşüyor.

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Aksiyon, Mizah ve Dövüş Sahne Tasarımı

Gerçekten UFC dövüşçülerinin yer aldığı bir filmde dövüş sahnelerinden bahsetmemek olmaz. Dalton’un umursamaz tavrı ve dövüş yetenekleri oldukça başarılı şekilde yansıtılıyor. Herkesi önceden uyarması, ardından sadece tokat kullanarak dövmesi ve sonrasında dövdüğü kişileri hastaneye götürmesi, sahnelerin seyir zevkini artırıyor. Şahıs kamerasıyla çekilen sahnelerde ise kimi zaman bizim dayak atmamız, kimi zaman dayak yememiz anlatıya farklı bir zenginlik katıyor. Bu çekim tarzını uzun zamandır görmediğimi söyleyebilirim.

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Knox ve Dalton arasındaki dövüşlere gelince; ilk karşılaşma beklentinin altında kalsa da final dövüşü görsel açıdan çok daha tatmin edici. Dövüş sahnelerinde kameranın belirli açılarda sallanması ve yumruk yönünde ilerlemesi, aksiyona özgünlük katıyor. Tereddüt yaratan tek nokta ise büyük hareketlerin olduğu sahnelerde kullanılan CGI. Bu efektler göze batan ya da kötü durmuyor, hatta yer yer seyir zevkini artırıyor. Ancak yine de “Gerek var mıydı?” sorusu akılda kalıyor.

Filmde belirgin bir sarkastik mizah anlayışı var. Dalton’un umursamaz esprili tavrı, dövüş sahnelerinde yer yer Spider-Man havası veriyor. Brandt ailesinin oğlu Ben daha saf bir mizah anlayışına sahipken, Knox’un kara mizahı filme farklı bir renk katıyor. McGregor’ın burnu havada, serseri tavrı bu kara mizahı destekliyor.

Mekân olarak ise Hawaii havası veren Glass Keys, Florida’ya bağlı bir yer olarak anlatılıyor. Bu tropikal atmosfer; kostümlere, konuşma tarzlarına ve barın iç-dış tasarımına da yansımış durumda. Renkli set tasarımı ve enerjik anlatım, izleyiciye de aynı duyguyu geçiriyor. Müziklerde blues ve reggae türlerinin kullanılması, hem mekânla hem de karakterlerle uyumlu bir eğlence atmosferi yaratıyor.

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Sonuç olarak Road House, 35 yıl önce beğeniden çok eleştiri alan ve klişe olarak görülen bir yapımın yeniden uyarlaması. 1989 yapımı filmle karşılaştırıldığında, 2024 versiyonunun daha güçlü ve renkli bir anlatı sunduğunu söylemek mümkün. Arka plan hikâyesi geç verilse de genel hikâye daha derli toplu. Çok üst düzey bir yapım olmasa da atmosferi, müzikleri, dövüş sahneleri ve enerjisiyle keyifle izlenebilecek bir film.

Road House: Dövüşün Kazananı Olmaz

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...