Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriEleanor the Great: Johansson’ın Kamerasından Bir Yas Anatomisi

Eleanor the Great: Johansson’ın Kamerasından Bir Yas Anatomisi

Yazar: Büşra Gül Ovalı
Eleanor the Great filmi başrolde June Squibb

Eleanor the Great: Johansson’ın Kamerasından Bir Yas Anatomisi

Scarlett Johansson’ın ilk uzun metrajlı yönetmenlik denemesi olan Eleanor the Great, bugün (23 Ocak Cuma) itibarıyla vizyona giriyor. Johansson, kamera arkasına geçişini çoğu aktör-yönetmen denemesinin aksine gösterişten uzak, karakter odaklı ve oldukça riskli bir tema üzerinden kurgulamayı seçmiş. Tory Kamen’ın senaryosundan beyazperdeye taşınan film, 95 yaşındaki bir kadının yas sürecini, çalınmış bir geçmiş üzerinden sorgulayan katmanlı bir dram olarak karşımıza çıkıyor.

Florida’daki en yakın arkadaşı Bessie’yi kaybettikten sonra New York’a, kızı Lisa (Jessica Hecht) ve torunu Max’in yanına taşınan Eleanor Morgenstein’ın (June Squibb) hikâyesine odaklanıyoruz. Eleanor’un yalnızlığı ve görünmezlik hissi, bir yanlış anlaşılma sonucu kendisini Holokost hayatta kalanlarının destek grubunda bulmasıyla yeni bir boyut kazanıyor. Vefat eden arkadaşı Bessie’nin gerçek anılarını kendi anılarıymış gibi anlatmaya başlaması, filmi sadece bir yaşlılık draması olmaktan çıkarıp, ahlaki gri alanlarda gezinen bir kimlik sorgulamasına dönüştürüyor.

Eleanor Morgenstein (June Squibb) ve Nina (Erin Kellyman)

Eleanor the Great (2025): Eleanor Morgenstein (June Squibb) & Nina (Erin Kellyman)

Squibb’in Dinamik Performansı ve Karakter Odaklı Anlatı

June Squibb, 95 yaşında olmasına rağmen perdedeki dinamiğinden hiçbir şey kaybetmediğini bu performansıyla bir kez daha kanıtlıyor. Nebraska ve Thelma gibi yapımlardan aşina olduğumuz o nev-i şahsına münhasır, hafif huysuz ama vakur duruşunu bu kez çok daha katmanlı bir yas süreciyle birleştiriyor. Squibb, Eleanor karakterinde sadece bir yaşlılık temsili değil; derin bir suçluluk duygusuyla örülü, hüzünlü ve yer yer absürt bir yeniden var olma çabasını başarıyla sırtlıyor.

Filmin duygusal omurgasını, Eleanor ile Nina (Erin Kellyman) arasında kurulan kuşaklararası köprü oluşturuyor. İkilinin arkadaşlığı anlatının didaktik bir tona bürünmesini engellerken; Chiwetel Ejiofor’un yaslı baba figürü ise bu dostluğun arka planındaki sessiz duygusal ağırlık olarak karşımıza çıkıyor. Karakterler arasındaki bu denge, anlatıyı karakter odaklı bir düzlemde tutan temel unsurlardan biri. Eleanor ve Nina dışındaki karakterlerin derinleştirilmemiş olması, hikâyenin genel akışında büyük bir eksiklik hissettirmiyor.

Johansson’ın Reji Tercihleri ve Atmosfer

İlk yönetmenlik denemesinde Scarlett Johansson’ın gösterişli tekniklerden ziyade minimalist bir görsel dili benimsemesi, yer yer eleştirilse de filme samimi bir doku katmış. Dustin O’Halloran’ın piyano ağırlıklı besteleriyle desteklenen bu yaklaşım, Eleanor’un New York’un kalabalığı içindeki kendine yer bulma çabasını izleyiciye geçirmekte oldukça başarılı. Johansson, kamerayı karakterin duygusal ritmine uydurarak, karakterin iç dünyasına sadık bir atmosfer kurmayı başarıyor.

Eleanor Morgenstein (June Squibb) & Bessie (Rita Zohar)

Eleanor the Great (2025): Eleanor Morgenstein (June Squibb) & Bessie (Rita Zohar)

Filmin en çok tartışılan kısmı ise Eleanor’un Holokost travmasını ödünç alması. Senaryo, bu büyük yalanın sonuçlarını yer yer fazla yumuşatarak çözüme kavuştursa da, Johansson’ın asıl ilgilendiği noktanın hatırlanma arzusu olduğu seziliyor. Üçüncü perdedeki bazı duygusal çözülmeler, filmin geneline hâkim olan duruşun aksine biraz fazla iyimser kalsa da türün meraklılarını tatmin edecektir.

Global ölçekteki eleştirilere baktığımızda, Johansson’ın anlatısını bir yas draması ile feel-good janrı arasında bırakan kararsız ritminin, bazı eleştirmenlerce sinematografik bir tecrübesizlik olarak nitelendirildiğini görüyoruz. Eleanor’un mimetik bir şekilde başkasının travmasını sahiplenmesinin yarattığı etik boşluğun, senaryo tarafından hızlı bir kefaretle geçiştirilmesi ise bir diğer eleştiri konusu. Filmin bu etik ihlali sarsıcı bir hesaplaşmaya dönüştürmek yerine daha güvenli anlatı kalıplarına sığınması, eseri provokatif bir sorgulamadan ziyade duygusal bir seyirliğe yaklaştırıyor.

Eleanor Morgenstein (June Squibb) ve Nina (Erin Kellyman) New York sokaklarında

Eleanor the Great (2025): Eleanor Morgenstein (June Squibb) & Nina (Erin Kellyman)

Ancak filmin asıl dikkate değer yanı, bugünün dünyasından ve 2025-2026 sinema ikliminden bakıldığında hissettirdiği ideolojik yansımalar. Eleanor karakterinin ödünç aldığı anlatı üzerinden bir hatırlanma arzusu kurgulanırken, bu tür tarihsel mağduriyet anlatılarının sinemadaki hegemonik sürekliliği de yeniden üretiliyor. Günümüz dünyasında yaşanan insani krizler ve devam eden toplumsal yıkımlar düşünüldüğünde; bu tür köklü acıların sinemada birer teselli nesnesine dönüşmesi, izleyiciyi estetik bir tercihin ötesinde politik bir farkındalığa da davet etmesi gerektiğini düşünüyorum. Johansson’ın kamerası bireysel bir kefaret hikâyesine odaklanırken, bu büyük paradoksu izlerken hissetmek tamamen size kalmış durumda.

Sonuca baktığımızda ise Eleanor the Great, yas sürecinin ağırlığını feel-good janrının sıcaklığıyla harmanlayan, izleyicisini salondan iyi bir hisle uğurlayan bir yapım. Bazı yapısal ve etik tartışmaları beraberinde getirse de, özellikle June Squibb’in performansı ve Johansson’ın naif reji tercihiyle bu hafta vizyonun dikkat çeken alternatiflerinden biri olmayı başarıyor. İyi seyirler!

Eleanor the Great: Johansson’ın Kamerasından Bir Yas Anatomisi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...