Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriThe Stranger: Güneşin Altında Buz Gibi Bir Hiçlik

The Stranger: Güneşin Altında Buz Gibi Bir Hiçlik

Yazar: Büşra Gül Ovalı
The Stranger 2025 François Ozon film incelemesi Benjamin Voisin

The Stranger: Güneşin Altında Buz Gibi Bir Hiçlik

Sinema tarihi, edebiyatın uyarlanamaz denilen metinleriyle girişilen savaşlarla doludur. Albert Camus’nun 1942 tarihli varoluşçu başyapıtı Yabancı (L’Étranger), bu savaşların en çetin cephelerinden biri. Sinemanın kelimelerle kurulan o içsel monologları görselleştirmekte zorlandığı yerde, Fransız sinemasının enfant terrible’i —yaramaz çocuğu— François Ozon, 2025 yapımı The Stranger ile karşımıza çıkıyor.

Bir Film Hadisesi seçkisinde izleme şansı bulduğum The Stranger, 16 Ocak’ta vizyona giriyor. Ozon’un bu son hamlesi, sadece bir edebiyat uyarlaması değil; aynı zamanda sinema tarihinin lanetli projelerinden biriyle hesaplaşma niteliğinde. Peki, Ozon bu kez o meşhur Cezayir güneşini nasıl yansıtıyor? Yakıcı mı, yoksa dondurucu mu?

Visconti’nin Terleyen Yabancısı vs. Ozon’un Steril Dünyası

Ozon’un Yabancı’sına geçmeden önce, sinema hafızamızı biraz zorlayıp 1967’ye, Luchino Visconti’nin Lo Straniero’suna dönmemiz gerekiyor. Visconti’nin versiyonunu, genellikle aslına sadık kalmaya çalışırken kaybolan bir uyarlama olarak biliyoruz. İzlemediyseniz —ki bu çok normal— hiç telaşlanmayın; uzun yıllar yaşanan telif sorunları yüzünden ortalıkta bulunamayan bir filmdi ama şu an YouTube’da restore edilmiş versiyonuna ulaşmak mümkün.

Visconti, İtalyan Yeni Gerçekçiliği köklerinden gelen bir refleksle Cezayir sıcağını fiziksel bir işkenceye dönüştürmüştü. Karakterler terler, renk paleti sarı ve boğucudur. Başroldeki Marcello Mastroianni ise tüm çabasına rağmen, o karakteristik İtalyan cazibesini gizleyememiş, Meursault’nun hiçliğini tam verememişti. Kitaptaki Meursault’un o meşhur donukluğu, maalesef Visconti’nin perdesinde fazla insani kalıyordu.

François Ozon'un The Stranger filminde Benjamin Voisin'in canlandırdığı Meursault karakteri.

The Stranger (2025): Meursault (Benjamin Voisin)

Ozon ise 2025 uyarlamasında, Visconti’nin tam tersi bir istikamete gidiyor. Filmi siyah-beyaz çekme kararı, hikayeyi o bunaltıcı fiziksellikten koparıp, zihinsel ve soğuk bir düzleme taşıyor. Ozon, Meursault’nun gri, nötr ve duygulardan arınmış dünya bakışını görselleştiriyor. Güneş hala orada ama bu kez terletmiyor; sadece kör ediyor. Visconti bedeni hedef alırken, Ozon zihindeki boşluğu hedefliyor. İki filmi de kıyasladığımda; Ozon’un The Stranger’ı, Camus’nun kitabını okurken zihnimde canlandırdığım Meursault portresine kesinlikle daha yakın duruyor.

Ozon Sinemasında Tekinsiz Bir Yolculuk

François Ozon’u 8 Kadın, Frantz veya Summer of 85 gibi filmlerinden tanıyoruz. Türler arasında gezinen bukalemun yönetmen olsa da, değişmeyen imzası mesafeli estetiği ve röntgenci kamerasıdır. The Stranger’da bu klinik bakış, Camus’nun absürt felsefesiyle mükemmel bir uyum yakalıyor.

François Ozon'un The Stranger filminde Benjamin Voisin'in canlandırdığı Meursault ve Marie karakterleri.

The Stranger (2025): Meursault & Marie

Başroldeki Benjamin Voisin, Meursault karakteri için biçilmiş kaftan adeta. Annesinin cenazesindeki o meşhur kayıtsızlığı veya Marie ile olan ilişkisindeki mekanik tenselliği, abartısız bir donuklukla veriyor. Voisin, izleyiciye kendini sevdirmeye çalışmıyor, sadece var oluyor. Ozon’un kamerası onu yargılamadan, bir laboratuvar faresini izler gibi takip ediyor. Bu duygusal soğukluk, kitabın ruhunu takip eden en sadık sinemasal tercüme olarak karşımıza çıkıyor.

-Buradan sonra filmi izlemeyenleri uyarmam gerekiyor, spoiler! –

François Ozon'un The Stranger filminde Benjamin Voisin'in canlandırdığı Meursault karakteri otobüs sahnesi.

The Stranger (2025): Meursault (Benjamin Voisin)

Global Tartışmalar: Arap’ın Artık Bir İsmi Var

Film vizyona girdiği andan itibaren globalde ve sinefiller arasında tartışılan en önemli konu, Ozon’un yaptığı radikal bir değişiklikti. Biliyorsunuz, Camus’nun romanında öldürülen karakterin adı yoktur, sadece ‘Arap’ olarak bahsedilir. Bu durum yıllarca post-kolonyal çalışmaların ana tartışma konularından biriydi.

Ozon, bu tartışmaya sinemasal bir cevap veriyor: Filmde öldürülen karaktere Moussa Hamdani adını veriyor. Hatta filmin finaline, Moussa’nın ailesini ve mezarını gösteren bir sekans ekleyerek, hikayeyi sadece bir beyaz adamın varoluş sancısı olmaktan çıkarıp, arka plandaki sömürgeci gerilimi görünür kılıyor. Şahsi fikrim; Ozon’un bu tercihi, metni modernize ederken Camus’nun ruhuna ihanet etmeyen, aksine metnin tarihsel yükünü hafifleten zekice bir hamle.

François Ozon'un The Stranger filminde Denis Lavant'ın canlandırdığı Salamano karakteri ve köpeği

The Stranger (2025): Salamano (Denis Lavant)

Yargılanan Kim?

Filmdeki mahkeme sahneleri, Ozon’un tiyatral yeteneklerini konuşturduğu anlara dönüşüyor. Toplumun, annesinin cenazesinde ağlamayan bir adamı nasıl canavarlaştırdığını izlerken, aslında yargılananın Meursault değil, toplumun ikiyüzlü ahlakı olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

François Ozon’un The Stranger’ı, herkese göre bir film değil. Aksiyon arayanları veya klasik bir dram bekleyenleri sıkıntıdan patlatabilir. Ancak sinemanın bir anlam üretme veya anlamsızlığı gösterme sanatı olduğuna inanan sinefiller için, 2025’in en stilize ve zihin açıcı işlerinden biri.

Camus’nun o meşhur cümlesiyle bitirelim: “Bugün annem öldü. Belki de dün, bilmiyorum.”

Ozon, bu belirsizliği alıp, perdede izlemesi büyüleyici bir kesinliğe dönüştürmüş. Şimdiden iyi seyirler!

The Stranger: Güneşin Altında Buz Gibi Bir Hiçlik

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...