The Rip: Matt Damon ve Ben Affleck’ten Netflix’e Eski Usul Bir Suç Hikayesi
Hollywood’da bazı ortaklıklar vardır ki, projenin kalitesi ne olursa olsun sırf o isimleri yan yana görmek için kendinizi filmi açarken bulursunuz. Matt Damon ve Ben Affleck işte tam olarak öyle bir ikili. Good Will Hunting’den bu yana sinema tarihinin belki de en kârlı ve izlemesi en keyifli dostluklarından birini inşa ettiklerini söylemek gerek. Son yıllarda Air ve The Last Duel ile de bu kimyanın hala taptaze olduğunu kanıtlamışlardı. Ancak ikiliyi, Artists Equity yapımcılığında, Netflix çatısı altında ve Joe Carnahan gibi baba sinemasının bayrak taşıyan bir yönetmeninin kamerasından izlemek… İşte bugünkü incelememin asıl konusu ikilinin yeni filmi The Rip.
Bugün Netflix kütüphanesine eklenen The Rip, kağıt üzerinde kusursuz bir cuma gecesi suç/aksiyon filmi. Formülü ise bildiğiniz polisiye aksiyonlardan kesinlikle farklı değil: Yozlaşmış polisler, sahipsiz milyonlarca dolar ve daralan bir çember. Peki, bu formül Triple Frontier veya The Town gibi Affleck örneklerinin üzerine çıkabiliyor mu, yoksa sadece yıldız gücüne yaslanan bir hafta sonu eğlencesi mi?

The Rip (2026): Narkotik Ekibi
Para, İhanet ve Yozlaşmış Polisler Üçgeni
Yönetmen koltuğunda, kariyeri boyunca erkek dünyasının sert, kirli ve gri alanlarında dolaşmayı seven bir isim; Joe Carnahan (Narc, The Grey) oturuyor. Haliyle The Rip de bu geleneği asla bozmuyor. Hikaye, Miami Polis Departmanı dedektiflerinin, terk edilmiş bir evde kaynağı belirsiz devasa bir nakit yığını bulmasıyla başlıyor. Klasik hazineyi bulan lanetlenir temasının, modern bir polisiyeye uyarlanmış hali olarak düşünebilirsiniz.
Film, paranın bulunmasıyla birlikte karakterlerin üzerindeki ahlaki cilayı hızla kazımaya başlıyor. Damon’ın canlandırdığı Dane Dumars ve Affleck’in hayat verdiği JD Byrne, sistemin çarkları arasında, ellerinde pek de bir şey kalmamış adamlar olarak karşımıza çıkıyor. Carnahan, ilk yarıda hikayeyi kurarken bu narkotik ekibinin kaybettiklerini soğuk bir tonda vererek başlıyor. Birbirine çok güvenen iki dost, kendilerini aklamak zorunda olan bir ekip ve tonlarca para…
Filmin atmosferinden ve sinematografisinden bahsetmem gerekirse, bilindik suç/aksiyon kodlarından kesinlikle şaşılmamış. Tek bir günde geçen hikaye, başlangıçtaki Miami sıcaklığından aksiyonun soğuk ve karanlık dünyasına dengeli bir geçiş yapıyor. Bu bilindik formülü izlerken bana keyif veren kısım kesinlikle buydu. Genre filmlerin formüllerine sadık kalmasından keyif alanlar için “cuk oturan” bir film diyebilirim.
Damon ve Affleck Uyumu
Oyunculara gelirsek; Matt Damon ve Ben Affleck’i izlerken, gerçekten yıllardır birbirini tanıyan iki ortağı izlediğinize ikna olmanız sadece saniyeler sürüyor. İtiraf etmem gerekiyor ki Affleck’in o bezgin adam rolünü izlemekten biraz sıkılmış haldeyim; ama artık kabul etmemiz gerekiyor sanırım, bu adam bu yani. Yine aynı rol, aynı sigara dumanı altındaki adam… Damon ise ikilemleri olan, paniklemeye daha yakın tarafı dengeli bir oyunculukla sunuyor. İkilinin arasındaki diyalogların ritmi, senaryodan ziyade sanki doğaçlama bir sohbetin akışı gibi hissettiriyor ki bu da filmin en büyük kozu. Bu iki tanıdıklık, sonu ilk 10 dakikada belli olan senaryoyu kotaran yegâne şey.
Filmin gizli silahı olan yan kadrodan bahsetmeden de geçmeyelim. Özellikle Beef ve Minari ile tanıdığımız Steven Yeun ve Kyle Chandler, hikayeyi sadece bir Damon & Affleck şovu olmaktan çıkarıp, ansambl bir gerilime dönüştürüyor.

Numa Baptiste (Teyana Taylor) & Desi (Sasha Calle)
Kadın Karakter Temsili: Türün Kronik Sorunu Devam Ediyor
Baştan kabul edilmiş bir “erkek sineması” ve “baba filmi” durumu söz konusu olsa da yılın 2026 olduğunu unutmamak gerek. Madalyonun diğer yüzüne söylenmeden geçmek istemiyorum. Biliyoruz ve artık nefret ediyoruz ki, bu türün en büyük günahlarından birisi kadın karakter temsili. The Rip de ne yazık ki türdaşları gibi sınıfta kalıyor.
Teyana Taylor ve Sasha Calle gibi yetenekli isimleri kadroda görünce insan bir umutlanıyor; ancak senaryo onlara ya hikayeyi başlatan “kurban” ya da aksiyonun uzağında kalan “masa başı memuru” rollerini reva görüyor. Artık ezberlediğimiz gibi bu tür suç/aksiyon filmlerinde kadınlar; ya erkek karakter intikam alabilsin diye filmin başında öldürülür ya da güvenli bir odadan telsizle komut verir. Carnahan, erkeklerin dünyasındaki o toksik sadakati parlatmak uğruna kadın karakterleri hikayenin sadece dolgu malzemesi olarak kullanıyor. Bu tercih de, filmin 2026 yılında değil de sanki 90’ların sonunda ya da 2000’lerde çekilmiş gibi hissettirmesinin bir diğer sebebi.
Carnahan’ın İmzası
Bildiğimiz gibi Joe Carnahan, aksiyonu olabildiğince gürültülü ve fiziksel hale getirmeyi seven bir yönetmen. The Rip’te de kurşun sesleri, kovalama sahneleri ve arabaların gürültüsü adeta kulak çınlatıyor. Ama filmin genel temposuna gelirsek, özellikle ikinci yarının ortalarındaki düşüşten bahsetmeliyim. Girişte kurulan gerilim, karakterlerin parayı ne yapacaklarına dair bitmek bilmez tartışmalarına ve maalesef tam bu noktada artık finali tahmin etmenizin bilincine yenik düşüyor.
Carnahan’ın erkekler arası dostluk ve sadakat temasını işleyiş biçimi kesinlikle demode; ama old-school aksiyon izlemeyi sevdiğimi fark ettirdiği için keyif almadım desem yalan olur. Hatta ara ara “keşke babamla izleseydim” dediğim noktalar oldukça fazlaydı. The Rip, kesinlikle 60+ erkekler ve babalar için muazzam keyifli bir film. Bu filmi babama izletince sinema okumuş olmama sonunda hak verecek gibi. Ve tabi ki, 2000’lerin başındaki suç/aksiyon filmlerinin ruhunu taşıması da beni Affleck izlemekten keyif alan birisine dönüştürmüş olabilir!

The Rip (2026): DEA Ajanı Mateo (Kyle Chandler)
The Rip İzlemeye Değer mi?
The Rip, sinema tarihine geçecek bir suç filmi asla değil. Senaryosu yer yer tahmin edilebilir sularda geziyor, hatta tamamen beklediğiniz o viraja keskin bir giriş yapıyor. Bir cuma akşamı babanızla keyifli saatler geçirmek isterseniz diye daha fazla spoiler vermek istemiyorum.
Tüm kusurlarına rağmen film, iki büyük yıldızın ekranı dolduran karizması ve Carnahan’ın ham yönetimiyle kendini izletmeyi başarıyor. Cuma akşamı çerezliği bir Netflix filmi arayanlar için The Rip, haftanın en güçlü seçeneği. Matt Damon ve Ben Affleck’i birbirine bağırırken, plan yaparken ve hayatta kalmaya çalışırken izlemek isterseniz kaçırmayın. İyi seyirler!