Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleriKimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Yazar: Aleyna Şafak
Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Yönetmenliğini Bertan Başaran’ın üstlendiği, yaratıcılığını ve senaryosunu Ece Yörenç’in kaleme aldığı Kimler Geldi Kimler Geçti 3. sezonuyla 8 Mayıs 2026 itibarıyla Netflix platformunda izleyiciyle buluştu. Yeni sezonuyla hikâyesini daha cesur bir noktaya taşıyan yapım, final hissi vermekten çok yeni ihtimallere kapı aralayan bir yapı kuruyor.

Romantik komedi türünde ilerleyen projede Serenay Sarıkaya, Metin Akdülger, Hakan Kurtaş, Boran Kuzum, Gülcan Arslan, Ahmet Rıfat Şungar, Meriç Aral ve Esra Ruşan gibi isimler yer alıyor. Önceki sezonda da hikâyenin içinde bulunan ancak 3. sezonda varlığını daha belirgin hissettiren Fatih Artman ise Ali karakteriyle dizinin dengesi içinde başarılı bir noktaya yerleşiyor.

Kişisel görüşüme göre Kimler Geldi Kimler Geçti zaten beklenen ve merak edilen bir diziydi; fakat bu sezon beni ciddi anlamda şaşırttı. İlk sezondan itibaren dizinin kurduğu o renkli, akışkan ve yer yer oyunlu anlatı dili bu sezonda da devam ediyor gibi görünse de bu kez bazı tercihler aynı etkiyi yaratmakta zorlanıyor. Özellikle her bölümün sonunda kullanılan flash-forward, yani hikâyenin ilerleyen zamanına ait bir sahneyi önceden gösterip bugünkü olay örgüsünü o ana doğru taşıma tekniği, sezonun anlatı yapısında önemli bir yer tutuyor. Aslında bu tercih doğru kullanıldığında seyircide merak duygusunu artıran, bölümler arasında güçlü bir bağ kuran ve final noktasına doğru bilinçli bir gerilim yaratan başarılı bir teknik olabilir.

Ancak bu sezonda bu yapının yer yer havada kaldığını söylemek mümkün. Burada kastettiğim şey doğrudan hikâyenin konusu değil; daha çok sahnelerin teknik akışı ve anlatı bütünlüğü. Bazı geçişlerde sanki aradan sahneler çıkarılmış, bazı anlar tam kurulmadan başka bir sahneye geçilmiş ya da bir önceki planın duygusu tamamlanmadan anlatı kesilmiş gibi bir his oluşuyor. Bu da dizinin genel temposunda küçük ama hissedilir boşluklar yaratıyor. Özellikle sahne geçişleri, plan devamlılığı ve dramatik ritim açısından bakıldığında bazı bölümlerde akışın yarıda kesildiği duygusu öne çıkıyor. Bu durum da sezonun genel etkisinde beklentiyi yükselten ama zaman zaman hüsran yaratan bir taraf oluşturuyor.

Yine de bütün bu noktalar, sezonun konuşulmaya değer cesur bir deneme yaptığı gerçeğini değiştirmiyor. Şimdi biraz daha detaylara inerek bu sezonun senaryo, oyunculuk ve teknik anlatım tarafında nasıl bir yerde durduğuna bakalım.

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kısaca 3. Sezon Konusu

Leyla, Cem Murathan ile yaşadığı ayrılığın ardından kendini toparlamaya çalışıyor. New York’tan İstanbul’a dönüşüyle birlikte hayatında yeni bir dönem başlıyor. Dostlar ekibi ise adli tatil sürecini fırsat bilerek Bodrum’da bir araya geliyor. Şeyyaz’ın şefliğini yaptığı restoranın açılışı da bu tatil atmosferinin içinde gerçekleşiyor. Leyla başlangıçta Bodrum’a gitmeyi düşünmese de Ali ile geçirdiği sıcak ve keyifli anların ardından dayısını da yanına alarak İstanbul’dan Bodrum’a doğru yola çıkıyor. Ekibe sürpriz yapmayı planlarken Bodrum’da onu bekleyen asıl sürprizin Cem Murathan ve Defne olması dengeleri değiştiriyor.

Teknik Analiz

Bu kısım biraz spoiler içerebilir.

Teknik kısımlara çok yoğun girmeyeceğim çünkü dakika dakika ya da sahne sahne ilerlersem yazı ciddi anlamda uzayıp gider. Bu yüzden okurları boğmadan dikkatimi çeken birkaç detaya değinmek istiyorum.

2. bölümün 1.00–1.20 dakikaları arasında, henüz dizinin başındaki rüya sahnesi oldukça anlaşılır bir şekilde başlıyor. Seyirciyi daha ilk saniyeden dizinin içine çekmek istemelerini anlıyorum. Hatta bu tercih, bölümün açılışı için oldukça işlevsel de duruyor. Ancak sahnenin rüya olduğunun bu kadar erken belli edilmesi, bende biraz fazla hızlı bir algı seçiciliği oluşturdu. Bunu kesinlikle kötü anlamda söylemiyorum; elbette yapılabilir bir tercih. Sadece sahnenin bilinçli olarak “bu bir rüya” hissini çok net vermesi, izleyici olarak daha en başta mesafe kurmama neden oldu diyebilirim.

Asıl sorunların ise 2. bölüm itibarıyla başladığını düşünüyorum. Bu bölümden sonra ciddi bir zaman ve algı kayması hissi oluşuyor. Kim ne dedi, ne oldu, bir sahneden diğerine nasıl geçildi, karakter oradan oraya ne ara gitti ya da biz hangi ara o duygusal geçişi kaçırdık diye sorguladığım birçok an oldu. Elbette yüzde yüz emin konuşamam; sonuçta sette ya da post-prodüksiyon sürecinde bulunmadım. Ancak izleyici gözüyle baktığımda bazı sahnelerde ciddi bir kesiklik, hatta silinmiş sahneler varmış gibi bir his oluşuyor. Bu da anlatının akışını yer yer zayıflatıyor.

3. bölümde ise hikâyeyi Buddy’nin gözünden görmemiz oldukça sıcak ve sempatik bir tercih olmuş. Benim için sezonun içimi ısıtan sahnelerinden biriydi. Hem farklı hem de dizinin tonuna yakışan bir anlatım biçimi kurulmuş. Ancak zaman kayması hissi burada da devam ediyor. Bu durumun 4. sezona taşınmadan ciddi şekilde toparlanması gerektiğini düşünüyorum. Gerekirse tretman tarafında hikâyenin dramatik akışı daha ağırlıklı kurulmalı; senaryo, karakterlerin duygu geçişlerini ve zaman sıçramalarını daha net taşıyacak şekilde işlenmeli. Böylece çekim ve post-prodüksiyon aşamasında da ekiplerin elinde daha sağlam bir dramatik yapı olur.

4. bölümde Leyla’nın Ali ile ilgili hayal kurduğu sahneye gelirsek… Evet, bunun bir hayal ya da rüya sekansı olduğu zaten bariz şekilde belli ediliyor. Ancak asıl dikkatimi çeken şey, o sahnedeki görsel efekt ve atmosfer tasarımı oldu. Renk tonları, sahnenin genel kompozisyonu ve stilize atmosferi yer yer Alice in Wonderland, Black Swan ya da Suicide Squad filmindeki Harley Quinn ve Joker’in hayal sekansındaki dans sahnesini anımsatıyor. Bunda kötü bir şey yok; hatta referans hissi taşıyan sahneler doğru kurulduğunda oldukça etkileyici olabilir. Fakat burada sahnenin çok daha farklı, daha özgün ve dizinin kendi dünyasına daha ait bir şekilde tasarlanabileceğini düşünüyorum.

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Suicide Squad

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

4. bölümdeki diğer bir sahnenin bana yaptığı daha ilginç çağrışımlardan biri ise yine Serenay Sarıkaya’nın başrollerinde yer aldığı Fi dizisiydi. Özellikle Can Manay’ın takıntı seviyesine varan hayal ve arzu sahnelerini hatırlatan bir tarafı vardı. Elbette birebir aynı şeyden bahsetmiyorum; karakter yapısı, takıntı hâli ve sahnenin duygusal duruşu açısından bende böyle bir çağrışım oluşturduğunu söyleyebilirim.

Benzer bir durumun Cem Murathan tarafında da yer yer hissedildiğini düşünüyorum. Karakterin bazı sahnelerdeki bakışları, konumlanışı ve Leyla’ya karşı kurulan duygu hâli, bu takıntı ve sahiplenme çizgisine zaman zaman yaklaşıyor.

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Fi Benzerliği

5. bölümden itibaren ise açıkçası “Neden herkesi yeniden tanıtıyorlar?” sorusunu sormadan edemedim. İlk başta final sezonuna doğru gidiyoruz ve karakterlerin geçmişlerinden başlayarak daha bütünlüklü bir tanıtım yapılacak sandım. Ancak ilerledikçe bunun hikâyeyle doğrudan bir bağ kurmadığını fark ettim. Hâlâ da tam olarak ne amaçlandığını anladığımı söyleyemem. Karakterlerin detayına inilmek istenmiş, bu belli; fakat bu detaylar ana hikâyeye organik şekilde bağlanmadığında anlatıyı güçlendirmek yerine kopukluğu artırıyor. Hatta bazı yerlerde sanki silinmiş sahneler bir araya getirilmiş ve bu boşluklar karakter tanıtımlarıyla kapatılmak istenmiş gibi bir his oluşuyor. Bu da sezonun algı bütünlüğünü en çok kıran noktalardan biri oluyor.

Özellikle bazı ikili konuşma sahnelerinde kullanılan omuz açıları ve ters ışık tercihleri dikkatimi çekti. İstanbul manzarasını zaten görüyoruz; ancak karakterlerin yüzlerinin ters ışıkta bırakıldığı bazı konuşma sahnelerinde yüz detaylarının gölgede kalması, sahnenin duygusal etkisini de değiştiriyor. Soğuk renk paleti, düşük ışık dengesi ve gölge yoğunluğu birleşince ortaya yer yer karanlık bir atmosfer çıkıyor. Büyük ihtimalle sahnede doğal ışık etkisi korunmak istenmiş ya da ekstra ışık kullanımı minimal tutulmuş. Fakat bazı karelerde yüzlere daha yumuşak bir dolgu ışığı verilebilirdi. Örneğin reflektör kullanılarak ya da tepe noktasından kontrollü bir ışık yansıtılarak gün doğumu ya da gün batımı hissi bozulmadan karakterlerin yüz ifadeleri daha okunabilir hâle getirilebilirdi.

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Genel olarak dizinin color grading tarafını başarılı buluyorum. Renk paleti, romantik komedi tonuna ve karakterlerin şehirli dünyasına büyük ölçüde uyuyor. Ancak özellikle ters ışıkla çekilen konuşma sahnelerinde gölge-highlight dengesi ve yüz detaylarının okunabilirliği konusunda daha dikkatli bir tercih beklerdim. Çünkü bu tarz sahnelerde teknik atmosfer ne kadar güçlü olursa olsun, karakterin duygusu yüzünden okunamadığında sahnenin dramatik etkisi de bir miktar azalıyor.

Oyuncu Performansları ve Senaryo Akışı

Her bir oyuncuyu kendi içinde oldukça başarılı bulduğum bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Gerçek bir arkadaş grubuymuş hissini doğal şekilde verebilen bu ekip, bence oldukça tutarlı tercihlerle oluşturulmuş. Teker teker her oyuncuya uzun uzun değinmek isterdim ancak yazıyı fazla uzatmamak adına genel olarak tüm oyuncuları tebrik etmek gerekiyor.

Bu sezonda Serenay Sarıkaya ve Fatih Artman uyumu ise biraz daha farklı bir yerde duruyor. İlk bakışta beklenmedik gibi görünse de dizinin gidişatı, senaryo ve hikâye bütünlüğü açısından bakıldığında Leyla ve Ali ilişkisi oldukça tutarlı bir yapıda ilerliyor. Leyla’nın daha önce içinde bulunduğu narsistik, toksik ve takıntılı ilişki dinamiğinden sonra kendini güvende hissettiği, hiçbir şeyi zorlamadan hayatın akışına bırakabildiği bir ilişkinin içinde görülmesi karakter açısından anlamlı bir dönüşüm yaratıyor. Ali karakteri bu noktada “Böyle adamlar da var.” dedirten bir yerde konumlanıyor. Leyla’nın sürekli yüksek gerilimli, mücadele gerektiren ya da kendini ispatlamak zorunda kaldığı ilişkilerden sonra daha sakin, dengeli ve güven veren bir alana geçmesi, karakterin bu sezonki duygusal yolculuğunu güçlendiriyor.

Boran Kuzum ve Metin Akdülger’i ise bu sezonda bir tık daha geri planda kalmış gördüm. Elbette sahneleri ve başarılı oyunculukları izleyiciye geçiyor; fakat hikâye akışı içinde bazı yerlerde “Bu karakterlere de bir alan açalım.” düşüncesiyle yazılmış gibi duran senaryo boşlukları hissediliyor. Üzülerek söylüyorum ki bazı sahnelerde Şeyyaz ve Ömer’in hikâyeye organik şekilde dâhil edilmesinden çok, karakterlere sahne verilmesi için açılmış küçük dramatik alanlar varmış gibi duruyor. Bu durum oyunculuklardan kaynaklanmıyor; aksine her iki oyuncu da hayat verdikleri Şeyyaz ve Ömer karakterlerini oldukça doğal ve başarılı bir şekilde taşıyor. Ancak senaryo, bu karakterlerin sezondaki işlevini daha güçlü kurabilseydi performanslarının etkisi de çok daha görünür hâle gelebilirdi.

Özellikle Metin Akdülger’in Ömer karakterinde kurduğu o sakin ama içten oyunculuk dili, dizinin romantik komedi tonuna oldukça uyuyor. Boran Kuzum ise Şeyyaz karakterinin daha renkli ve zaman zaman abartıya açık enerjisini dengeli bir oyunculukla taşıyor. Fakat bu sezon ikisinin de hikâye içinde daha güçlü dramatik kırılmalara ihtiyacı vardı. Oyuncular hazır, karakterler seviliyor; fakat senaryonun onlara verdiği alan yer yer sınırlı kalıyor.

Genel anlamda bakıldığında ise oyuncu kadrosu hâlâ dizinin en güçlü taraflarından biri olmaya devam ediyor. Karakterler arasındaki kimya, arkadaş grubu dinamiği ve doğal diyalog akışı; sezonun kopuk kalan teknik ya da anlatısal taraflarını zaman zaman toparlayan en önemli unsur hâline geliyor.

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Sonuç

Sonuç olarak Kimler Geldi Kimler Geçti 3. sezon, cesur başlamasına ve bazı noktalarda gerçekten merak uyandırmasına rağmen anlatı bütünlüğü açısından yer yer kopuk bir sezon hissi yaratıyor. Oyuncu kadrosu hâlâ dizinin en güçlü taraflarından biri; özellikle Leyla ve Ali ilişkisi sezonun içinde güven veren ve doğal duran bir alan açıyor. Ancak zaman geçişleri, bazı sahnelerin yarım kalmış hissi ve karakterlere verilen alanların tam olarak hikâyeye bağlanamaması sezonun etkisini biraz zayıflatıyor. Yine de tüm eksiklerine rağmen izlettiren, konuşturan ve 4. sezon için merak bırakan bir sezon olduğunu söylemek mümkün.

Puan: 3.0/5.0

Kimler Geldi Kimler Geçti 3. Sezon: Parlak Başlayan Dağınık Bir Sezon

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...