Anasayfa ListelerOscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

Yazar: Büşra Gül Ovalı
Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA'nın Savaşı ve Timothée Chalamet'in Jenner Lobisi
Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

Ocak 2026’ya girdik ve Hollywood’da ödül sezonu hiç olmadığı kadar vahşi bir atmosfere büründü. Altın Küre sonuçları bir yana, Variety ve Deadline gibi endüstri devlerinin yayınladığı son analizler, Akademi’de tüm dengelerin altüst olduğunu gösteriyor. Artık konuşulan tek konu “Hangi film kazanacak?” sorusu değil; “Oscar tarihinin en büyük rekoru kırılacak mı?” sorusu. Özellikle Ryan Coogler’ın türleri büken başyapıtı Sinners ile Paul Thomas Anderson’ın dev bütçeli One Battle After Another filmi arasındaki düello, sinema tarihine geçecek cinsten bir titanlar savaşına dönüşmüş durumda.

Her sene tamam takip etmeyeceğim artık bu töreni desem de şimdiden avuç içlerim kaşınmaya başladı ve “fangirl” moduna geçiş yapmak üzereyim. Kısa listeler açıklansa da ana listenin açıklanmasına çok az zaman kaldı. Listeler açıklanmadan önce de şöyle bir dedikoduları, beklentileri ve Oscar kampanyalarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

İşte Oscar 2026 öncesi en güçlü adaylar, Variety’nin şoke eden tahminleri ve izleme rehberiniz!

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA'nın Savaşı ve Timothée Chalamet'in Jenner Lobisi

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

Sinners: Bir “Juggernaut”un Yükselişi

Ryan Coogler ve Michael B. Jordan ikilisi, 2025 ilkbaharında vizyona giren Sinners ile sadece gişeyi değil, sinema tarihini de salladı. Variety Awards Circuit editörlerinin analizine göre film, bir “Juggernaut” yani durdurulamaz bir güce dönüşmüş durumda. Titanic ve La La Land’in elinde tuttuğu 14 adaylık rekorunu egale etmesi, hatta 15 ila 17 dalda adaylıkla bu rekoru tarihe gömmesi bekleniyor. Peki neden? Çünkü Sinners, yıllardır süregelen ‘Korku filmleri Oscar alamaz’ tabusunu, Get Out’tan bile daha sert bir şekilde yıkmaya hazırlanıyor.

Sadece Michael B. Jordan’ın tüyler ürperten performansı değil; kurgudan ses tasarımına, görüntü yönetiminden kostüme kadar her teknik dalda kusursuz bir işçilik sunması, onu Akademi’nin her kanadından oy alabilecek nadir yapımlardan biri kılıyor. Film vizyon macerasını tamamladı ve şu an HBO kütüphanelerinde tören öncesi mutlaka izlenmesi gerekenler listesinin en tepesinde yer alıyor.

Bu sene Best Picture adayları birbirinden güçlü olsa da, benim favorim tartışmasız Sinners. Klişe bir vampir temasını; kültürel sömürü, ırkçılık ve blues müzik ile harmanlayıp, metaforların havada uçuştuğu böyle bir filme ne kadar övgü düzsem az. Senaryo akışına dair filmin ortasında bazı soru işaretlerim olsa da, o çarpıcı final kafamda hiçbir eksi bırakmadı.

Michael B. Jordan için ‘tek kişilik dev kadro’ demem yanlış olmaz; canlandırdığı birbirine tamamen zıt iki karakterin (ikizlerin) performansı o kadar üst düzey ki… Eğer bu performansın hakkı yenirse, Akademi’nin ‘yaşlı beyazlarına’ sinemanın artık yasaklanması gerekiyor. Jordan’ın Oscar kampanyasının zayıflığını düşündükçe ise kahroluyorum; birilerinin ‘Jenner’ların damadı’ olmaması ne büyük eksiklik! Siyah oyuncuların dramatik yeteneklerinin, sürekli fiziksel performanslarının gölgesinde bırakılması durumunun da bir tür ırkçılık olduğu, Akademi üyelerine düzenli olarak hatırlatılmalı galiba.

Sinners hakkında globalde dönen en büyük çirkinlik de şu: Özellikle muhafazakâr kökenli bazı Akademi üyeleri ve lobiciler arasında, filmin (vampir metaforu üzerinden) beyazları şeytanlaştırdığı ve politik olarak ‘fazla agresif’ olduğu fısıltısı. Tam bu noktada basının ikiyüzlü tavrı, ‘bilinçli küçümseme’ stratejisi ortaya çıkıyor. Her ne kadar şu an Variety filme ‘juggernaut’ (durdurulamaz güç) dese de, Hollywood Reporter ile beraber yıl boyunca filmin yönetmenlik ve senaryo derinliğinden ziyade, sürekli gişe başarısını veya korku efektlerini öne çıkardıklarını biliyoruz. Sanatsal yanını hiçe sayıp, onu sadece ‘ticari bir ürün’ olarak konumlandırma çabası hiç masum gelmiyor açıkçası.

Hazır ‘ticari ürün’ demişken, büyük ihtimalle Akademi’nin çoğunluğunun favorisi olan ve daha güvenli liman görülen One Battle After Another’a geçebiliriz galiba listemizde.

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA'nın Savaşı ve Timothée Chalamet'in Jenner Lobisi

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

One Battle After Another: Sinemanın Ağır Topu Sahneye Çıkıyor

Uzun süre ‘The Battle of Baktan Cross’ kod adıyla beklediğimiz, prodüksiyon sürecindeki o büyük gizemiyle bizi meraktan çatlatan Paul Thomas Anderson filmi, sonunda One Battle After Another adıyla karşımıza çıktı ve tabi ki beklentileri de boşa çıkarmadı.

Az önce yukarıda ‘ticari ürün’ diye taş attığıma bakmayın; o öfkem tamamen Akademi’nin her sene yaptığı sığ tercihlerineydi. Yoksa One Battle After Another, uzun zaman sonra beni görsel açıdan sinemanın büyüsüne yeniden inandıran nadir işlerden biri oldu bu yıl. Özellikle görüntü yönetmenliği ve kameranın o hipnotize edici kullanımı tek kelimeyle enfes. Leonardo DiCaprio, Sean Penn ve Benicio del Toro’dan oluşan o rüya kadro, tam anlamıyla bir oyunculuk gövde gösterisi sunuyor.

Oscar yarışında güncel durumları ise şöyle: Sinners teknik dalları ve yenilikçi dili domine ederken, Akademi’nin daha geleneksel ve yaşlı üyelerinin oylarının bu epik yapıma kayması çok muhtemel. Anderson’ın kariyerinin en büyük bütçeli (100 milyon dolar üzeri olduğu konuşuluyor) ve belki de en tartışmalı işi olan bu film, klasik sinema anlatısını sevenler için bir sığınak niteliğinde. Özellikle DiCaprio, kariyerinde yeni bir zirve yapmış.

Film Türkiye’de Eylül ayında vizyona girmişti, şu an maalesef hiçbir dijital platformda bulunmuyor. Bu da onu ‘ulaşılmaz’ kılıyor ve merakı daha da artırıyor. Ama Türkiye’deki dağıtımcıları düşündüğümüzde, eminim ki Oscar töreninden sonra birkaç günlüğüne de olsa tekrar vizyona girecektir. Neyse, kısaca Oscar yarışında Sinners’ın en büyük kâbusu bu film. Çünkü sektörde Paul Thomas Anderson (PTA) artık ‘ödülünü alma sırası gelmiş’ (overdue) bir usta olarak görülüyor. Bu ‘saygı duruşu’ anlatısı, filmin şansını katlıyor. Hem eleştirmenlerden tam not alması hem de gişede batmamış olması da cabası. Sinners bazı çevrelerce ‘tür filmi’ diye hor görülürken, bu film ‘gerçek sinema’ (prestige drama) etiketiyle Akademi’nin o güvenli limanı olacak gibi.

Burada Warner Bros.’un oynadığı kumara da ayrı bir parantez açmak lazım. Dune ve Joker de olduğu gibi, ‘sanat soslu blockbuster’ olarak paketlenip önümüze koyulan bir filmden bahsediyoruz. Normalde Paul Thomas Anderson, biz sinefillerin taptığı ama salonları tıka basa doldurmayan o niş yönetmendir; ancak stüdyo onu bu kez ilk defa bir ana akım devi gibi pazarladı. Filmin arkasındaki o devasa ticari başarı algısı da tam olarak bu stratejiden güç alıyor zaten. Hani ‘sanat filmi ama gişede de iş yapar’ imajı var ya, işte Akademi’nin bayıldığı o tatlı nokta tam da burası.

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA'nın Savaşı ve Timothée Chalamet'in Jenner Lobisi

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

Avrupa Sinemasının ve MUBI’nin Zarif Cevabı: Sentimental Value

Amerikan devlerinin o gürültülü savaşının ortasında, Joachim Trier ve Renate Reinsve ikilisi Sentimental Value ile son derece naif ama bir o kadar da dik bir duruş sergiliyor. Filmi henüz izlememiş olmanın verdiği ‘retired cinephile’ utancıyla yazıyorum ama Cannes’dan beri gelen global fısıltıları duymamak imkânsız; en kısa sürede telafi edeceğim. The Worst Person in the World ile kalplerimizi paramparça eden ekip, bu kez sanat ve aile kavramlarını didikliyormuş. Kız kardeşlik üzerine kalbimi eritecek gibi duruyor.

Variety, Renate Reinsve’yi şimdiden En İyi Kadın Oyuncu dalının zirvesine yerleştirdi bile. Ama bence filmin asıl bombası, Sinners ve One Battle After Another gibi o teknoloji harikası devlerin domine edemediği En İyi Özgün Senaryo dalında patlayacak. Duygusal derinliğiyle o gürültünün arasından sıyrılıp büyük ödüllerden birini kapmasını dört gözle bekliyorum. Sentimental Value, yeni yıla girmeden hemen önce vizyona girmişti, gösterimleri hala devam ediyor ama salon sayısı azalmış durumda. En kısa sürede yakalayıp izlemek şart.

Bütün bu devlerden bahsettikten sonra güçlü plase adaylardan söz etmemek olmaz. Listede kesinlikle isimlerinin olacağı ama ne yapacağı belli olmayan, büyüklerin oylarını bölecek olan o isimlere bakalım şimdi de.

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA'nın Savaşı ve Timothée Chalamet'in Jenner Lobisi

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

Gotik Kabuslar ve Adrenalin: Frankenstein & Marty Supreme

Listeyi sadece şu anki favorilerle sınırlayıp, Guillermo del Toro’nun senelerdir üstünde titizlikle çalıştığı o tutku projesi Frankenstein’a haksızlık etmek istemiyorum. Netflix’in bu seneki tartışmasız en ağır topu karşımızda. Kampanya süreci zekice yönetiliyor; filmi bir ‘korku’ gettosuna hapsetmek yerine, trajik bir ‘baba-oğul hikayesi’ olarak pazarlıyorlar.

Özellikle Jacob Elordi’nin o ağır plastik makyajın altından bile duyguyu geçirebilen fiziksel performansı, onu şimdiden En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu yarışının en ciddi adaylarından biri haline getirdi. İşin görsel tarafı ise ayrı bir seviye; ilmek ilmek işlenen En İyi Prodüksiyon Tasarımı ve Makyaj & Saç kategorilerinin en ciddi adayları gibi görünüyor.

Oscar yarışının geneline gelirsek; Del Toro zaten The Shape of Water ile bu suları fethetti. Akademi aynı tarzda bir filme tekrar ‘En İyi Film’ ödülünü verir mi emin değilim ama teknik dalları süpüreceği kesin. En büyük handikabı ise Sinners. İkisi de ‘canavar’ kontenjanından birbirlerinin oylarını çalabilir. Biri modern ve politik, diğeri gotik ve trajik; ama kesin olan şu ki, bu sene Oscar’a her halükârda canavarlar damga vuracak.

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA'nın Savaşı ve Timothée Chalamet'in Jenner Lobisi

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

A24 cephesinde ise işler Josh Safdie’nin Marty Supreme’i ile iyice kaotik bir hal alıyor. A24’ün, sadece bir “masa tenisi filmi” değil, bir “Amerikan Rüyası Takıntısı” olarak pazarladığı filmde, güçlerini best picture’dan çok; en iyi erkek oyuncu, film editing ve en iyi ses’e yüklediklerini söylemek yerinde olacaktır.

Timothée Chalamet’nin masa tenisi efsanesi Marty Reisman’a hayat verdiği film, sadece Safdie usulü kurgusu ve ses tasarımıyla değil, Timothée’nin Call Me by Your Name ile kaçırdığı, Dune ile aday bile edilmediği o heykel için verdiği ‘ya şimdi ya asla’ savaşıyla da gündemde. Timothée bu kez o ‘salon beyefendisi’ imajını yıkarak; bıyığı, takıntıları ve teriyle tam bir karakter oyuncusu olarak karşımıza çıkıyor. Kampanyası doğal olarak tamamen “Bakın o sadece güzel bir yüz değil, o bir karakter oyuncusu” üzerine kurulu.

Jenner faktörüne de minik bir parantez açmazsak, bu ödül sezonunu atlatmamız mümkün değil. Critics Choice Awards’ta En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alırken Kylie Jenner’a yaptığı konuşma, filmin galasında o baştan aşağı turuncu deri tarzlarının Hacks yıldızları Meg Stalter ve Paul W. Downs tarafından taklit edilmesi gibi detaylar, kesinlikle bu ödül sezonunun başrolü olacaklarının habercisi. Jenner’ların elini attığı bir işin reyting getirmeme ihtimali nedir? Kylie Jenner faktörünün yarattığı o devasa medya rüzgârı, Akademi’nin reyting sevdasıyla birleşince, Timothée’nin ödülüne kavuşması sandığımızdan daha yakın olabilir.

Kısaca toparlarsak, En İyi Film (Best Picture) yarışında devlerin arasında ezilebilir ama En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde Leo DiCaprio ve Michael B. Jordan’ın en büyük baş belası olacağı kesin.

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA'nın Savaşı ve Timothée Chalamet'in Jenner Lobisi

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

Duyguların Savaşı: Hamnet

Duygusal cephede ise Chloé Zhao, Hamnet ile sessiz ama derinden bir pusu kurmuş durumda. Shakespeare’in oğlunun ölümü ve Hamlet oyununun doğuşunu anlatan film; Paul Mescal ve Jessie Buckley ikilisiyle belli ki sadece yılın en iyisi değil, ‘yılın en çok ağlatan’ filmi olmaya da aday.

Büyük bütçeli devler Sinners ve One Battle After Another birbirini yerken oyları bölerse, bu naif drama tıpkı Nomadland zamanındaki gibi aradan sıyrılıp ipi göğüsleyebilir; Akademi’nin sürprizleri sevdiğini hatırlamak lazım. Filmin bizde hâlâ vizyona girmemiş olması can sıkıcı olsa da, en azından Oscar töreninden önce (Şubat ayında) izleyebilecek olmamıza şükür diyelim! Zhao’nun o şiirsel sinematografisine olan kişisel hayranlığım sebebiyle, herkesin bayıldığı bu film için resmen ‘kaç dakika kaldı’ diye gün sayıyorum.

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA'nın Savaşı ve Timothée Chalamet'in Jenner Lobisi

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

Akademi’nin Reyting Silahları: Avatar & Wicked

Ve tabii ki Akademi’nin her yıl yaşadığı ‘reytingler düşüyor’ endişesine ilaç gibi gelecek gişe canavarları… James Cameron’ın Avatar: Fire and Ash’i ve müzikal dünyasını ikiye bölen Wicked: For Good. Bu iki yapım, En İyi Film aday listesini 10’a tamamlarken, teknik dalların da en güçlü favorileri olacaklar gibi duruyor. Akademi, ‘popüler filmleri de kucaklıyoruz’ mesajı vermek için bu iki devi mutlaka vitrine çıkaracaktır.

Son olarak, En İyi Film listesini zorlayabilecek diğer ihtimallere göz atıp bu dosyayı adayların belli olacağı 22 Ocak’a kadar kapatalım. Açıkçası Ari Aster’ın The Eddington’ı cephesinde garip bir sessizlik hâkim; o beklenen western fırtınası bir türlü kopmadı. Celine Song’un The Materialists’i ise Past Lives’ın o büyülü derinliğinden uzak, A24’ün yıldızlar geçidi yaptığı şık ama dümdüz bir romantik komediden öteye gidemediği için Oscar sikletinde değil.

Asıl konuşmamız gereken, sessiz sedasız gelip Cannes’dan Altın Palmiye’ye uzanan Jafar Panahi mucizesi: It Was Just an Accident. Panahi, eski bir mahkûmun yolda tesadüfen işkencecisiyle karşılaşmasını anlattığı bu filmde, sadece politik bir gerilim değil, müthiş bir ahlaki labirent kurmuş durumda. Fransa’nın resmi Oscar adayı olarak yarışa giren film, Zone of Interest veya Anatomy of a Fall gibi, sadece Uluslararası Film kategorisine sıkışmayıp ana dallarda da o dev bütçeli rakiplerini terletebilir. Tüm bu lobi savaşlarının, turuncu takımların ve agresif PR stratejilerinin ortasında bu yazıyı bitiriyorum. Adaylar açıklanınca görüşmek üzere!

Oscar 2026 Tahminleri: Sinners, PTA’nın Savaşı ve Timothée Chalamet’in Jenner Lobisi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...