Bobik Nerede?: Çehov ve Ötesi
Çehov’un “Üç Kız Kardeş” oyununun modern, hatta absürd bir uyarlaması olarak karşımıza çıkan
Bobik Nerede? , Mim Kolektif’in ilk oyunu. Üç Kız Kardeş olan Olga, Maşa ve İrina ile erkek
kardeşleri Andrey, oyunun bitiminden yıllar sonra tekrar bir aradalar. Hikâyelerini yeniden gözden
geçirmek mi, bilinç akışına ya da bir hatırlama anına tanık olmak mı dersiniz? Bu kez hikâyeyi bize
farklı bir merkezden aktarıyorlar.
Kendisini çoğunlukla Tatbikat Sahnesi oyunlarından tanıdığımız; 2012 yılında “Çehov Makinesi”
oyununda Anton Çehov’u canlandıran Fatih Sönmez’in uyarlaması olan oyunun yönetmenliğini de
yine Sönmez üstleniyor. Oyuncu kadrosu ise gerçekten şahane…
Selen Domaç, Başak Daşman ve Aybanu Aykut’un Üç Kız Kardeş’i canlandırdığı oyun; bu üçlünün
muhteşem oyunculuklarıyla renkleniyor desem yeridir. Özellikle Başak Daşman’ın performansı o
kadar etkileyiciydi ki birkaç yerde gözümü kendisinden alamadım. Onlara, oyundaki neredeyse tüm
diğer rolleri canlandıran Ahmet Kürşat Öçalan ve aynı zamanda oyunun yardımcı yönetmeni olan
Jehat Kaplan eşlik ediyor.

Bobik Nerede?: Çehov ve Ötesi
Peki, kim bu Bobik?
Orijinal metinde, Çehov’u klasikler arasına taşıyan detaylarla bezeli karakterler üzerinden
şekillenen oyun; Rusya’da ayrıcalıklı sınıfa ait bir ailenin değişen koşullar ve yeni değerler
karşısında yaşadığı çelişkiler ve bireysel çöküşler üzerine kurulu.
Çarlığın son günlerinin yaşandığı, sosyalizmin ayak seslerinin duyulduğu, sanayileşmenin
yükseldiği; dolayısıyla köyden kente göçlerin sıklaştığı ve Moskova’nın cazibe merkezlerinden
birine dönüştüğü yıllara odaklanan metinde de bu olayların tümünün etkisini görebiliyoruz.
Üç kız kardeş, eski şatafatlı günlerini bulamayacaklarını ama aradıkları o günleri Moskova’da
yakalayacaklarını düşünürken; kardeşleri Andrey ise belki de kendisini kabul eden tek kadın olan
Nataşa ile taşrada kalmaya ve düzenini korumaya kararlıdır. O sabitliğin bir timsali olan Bobik ise
oyun boyunca Nataşa’dan övgüyle ve gururla duyduğumuz çocuklarının ismidir aslında. Kendisini
hiç görmesek de geçmişin bütün hayaletlerini kovan bu harika çocuğun varlığı evin bütün
koridorlarında hissedilir.
Üç Kız Kardeş, bir klasikten bekleneceği üzere uzun ve ağdalı. Haliyle sahnelendiğinde minimum
iki, maksimum dört perdeden oluşan yaklaşık 2,5–3 saatlik oyunlar karşımıza çıkıyor. Bobik
Nerede? ise orijinal metnin tüm akışına sadık kalarak derdini tek perdede ve yeni bir perspektiften
anlatıyor. Karakterlerin hafızasında yer alan anları bir fotoğraf karesine ya da tabloya bakıp
hatırlamaları gibi: Atlaya zıplaya ve hayal meyal.

Bobik Nerede?: Çehov ve Ötesi
Bu anlatıyı kurmada oyunculuklar çok önemli bir yer tutuyor. Oyunun neredeyse tüm komedi
yükünü üstlenen Ahmet Kürşat Öçalan’ın canlandırdığı karakter personalarıyla üç kardeşin
iletişimleri sanki bir delilik hâli gibi. Üç kardeş de bu delilik hâlinin farkında ve içindeler. Tüm
metnin dışında olduklarının, yaşadıklarının bir oyundan ibaret olduğunun bilincindeler. Asıl
metinde olduğu gibi eski şatafatlı günlerine duydukları özlemi bu kez böyle bir yolla, farklı bir
biçimde gideriyorlar.
Oyunun sahne tasarımı da bu anlamda çok başarılıydı. Geçmişin hayaletlerinin sahnede dolaştığı
hissini yaratan çok incelikli detaylar vardı. Fincanla yaptıkları oyun çok hoştu; keza bavullarla
yapılan koreografi de bir o kadar iyiydi.
Asıl metinlerin dönüştürülmesi ve yeni bir form kazanmış hâllerini sahnede görmek hoşuma giden
bir durum. Yine bir Çehov metninin dönüştürülmesiyle sahnelenen Treplev’de ve Nina: İçi
Doldurulmuş Martıların Hassasiyeti oyunlarında da gördüğümüz bu modern anlatı; bence güncel
seyirci için metinleri daha rafine, daha yutulabilir kılıyor. Her yerde görmeye alıştığımızın dışında
bir lezzet katıyor, işlere farklı katmanlar eklemeye olanak sağlıyor.
Bu oyunda da bunun etkilerini görüyoruz; fakat oyunun kesinlikle pişmeye ihtiyacı var gibi
duruyordu. Prömiyerde izlediğim için de olacak, sahnede bir ilk heyecan seziliyordu. Belki
ilerleyen oyunlarda bu giderilmiştir; fakat görmeden bir şey diyemiyorum. Ayrıca her ne kadar
sevdiğim bir oyuncu olsa da Ahmet Kürşat Öçalan’ın performansında bir tutukluk var gibiydi.
Farklı karakterlere hayat vermesi sebebiyle üzerinde biriken yükün ağırlığını hissediyordum ve
ilerleyen oyunlarda onun da açılacağını düşünüyorum.

Bobik Nerede?: Çehov ve Ötesi
Toparlayalım: Bobik Nerede?, klasik bir eserin iyi oyunculuklara sahip, derli toplu bir uyarlaması
olarak karşımıza çıkıyor. Absürd bir metin olduğunu hissettiren; gerek koreografileriyle, gerek
dördüncü duvarın ötesine bakışlarıyla, gerekse diyaloglarıyla ilginç bir anlatı barındırıyor. Bu sezon
izlediğiniz en iyi oyun olur mu bilmiyorum; fakat izlenesi bir seyirlik olduğunu söyleyebilirim.
Sonraki yazılarda görüşmek üzere.