Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri: Sabrın Sonu
If we’d go again
All the way from the start
I would try to change
The things that killed our love
Your pride has built a wall so strong
That I can’t get through
Is there really no chance
To start once again?
I’m loving youscorpions – still loving you
Kendin için gerçekten bir şans var mı? Tek bir şans…
Tüm kelimelerimin altında ezileceğimi hissediyorum ya da bir şekilde aynı gemide olmadığım birilerini ezeceğimi… Ağır, telaşsız, beklenmedik.
Sabırsızlıkla “Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri” metninin sahneye taşınacağı o günü bekledim. Ve nihayetinde oradaydım. Ne izleyeceğime dair elbette fikirlerim vardı. Tabii insan biraz da olsa “kendi deneyiminden”, “senin deneyiminden”, “onun deneyiminden” birçok konuya vakıf oluyor. Nasıl demeliyim? Bilinçsizce bağışıklık kazandığımız ağır bir hikâye: Kahramanımız bir kadın.
Fransız oyun yazarı ve sosyolog Edouard Louis, kendi deneyimindeki izleri; yoksulluk, homofobi ve toplumsal şiddet unsurlarını yaşanmışlıklarından yola çıkararak eserleriyle harmanlıyor.
Moda Sahnesi’nin 2020 yılında sahnelediği roman üçlemesinin sonuncusu olan “Babamı Kim Öldürdü” oyunuyla tanıdığımız Louis, bugün de sorgulamaya, düşünmeye ve büyük bir dönüşüm için değişmeye olan inancımıza öncülük etmeye devam ediyor.

Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri: Sabrın Sonu
Onur Ünsal, tek kişilik performansı “Babamı Kim Öldürdü” ile 2019–2022 Üstün Akmen Tiyatro Ödülleri “Yılın Erkek Oyuncusu” ödülünün sahibi oluyor. Ünsal, Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri oyununda da sahnenin kalbinde yer alıyor.
Ülkeler, isimler ve sıfatlar her gün değişiyor. Değişmeyen; değişime direnen tek şey, kadın olmanın getirdiği gereksinimler… Koşullar değişir ama ev işleri değişmez. Şartlar değişir ama evde yemek bekleyen muhakkak bir adam vardır. Beklentiler değişir ama sürekli başının etini yiyen, ego denizinde boğulan o karakter o evde yaşamaya devam eder. Tüm bunları sorgulamak zorunda kalacağınız “Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri”, sizi şaşırtıcı bir finale götürüyor.
Edouard Louis, bu oyunda annesine odaklanıyor. Ekranda bir fotoğraf var… Gözleri kısılmış, narin, masum bir kadın… Ve zaman öyle bir işliyor ki bir bakmışsınız, ilk evliliğini yapmış, iki çocuk sahibi olmuş bir kadın hâline gelmiş. Ev, alkolik bir adam, çocuklar, temizlik, yemek derken kendini unutan bir kadın oluveriyor ansızın… Ünsal’ın tüm bu anlatımlardaki beden kullanımı seyirci tarafından büyük ilgiyle izlenirken bir yandan içselleştirme mekanizmamız devreye girmeye başlıyor.
İkinci evlilikte her şey düzelir mi? “Her şey” ne? Bilmem ama görünen o ki bazen bazı şeylerin umut yeşertecek bir tarafı olmuyor. İkinci evlilik ve yeni doğmuş üç çocukla yeni bir hayatın sayfalarını çeviren anne, çevresinde olup bitenlerden ve tüm yaşanmışlıklarından etkiler taşıyan büyük bir dönüşüme kapı aralıyor.
Oyun boyunca ev içindeki işler; yemek hazırlama, bulaşık yıkama, çamaşır katlama ya da ütü yapma gibi eylemlere anbean eşlik eden canlı kamera kullanımı, yüzümüze çarpan büyük bir tokat gibi hissettiriyor.

Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri: Sabrın Sonu
Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri oyununda sahne üzerinde birden fazla objeye rastlıyorsunuz. İlk izlenimlerimde şöyle düşünmüştüm: “Bunca şey neden var? Bu kalabalık niye bu kadar göze batırılıyor?” Elbette bir sebebi vardı ve belki de en yalın açıklaması; içimizdeki kalabalıkların gün yüzüne çıkarılıp hepsinin gözümüzün göreceği en tepe noktaya yerleştirilmesi ve kanıtlanmasıydı.
Bazen bir insan, bir koku, bir ses beklenmedik dönüşümlerin başlangıcıdır. Diliyorum ki bu oyun tüm kadınlar için bir hediye olarak kalır.
Tiyatro ile kalın.
Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri Moda Sahnesi’nde oynamaya devam ediyor. Kendin için daha ne kadar bekleyeceksin? Hadi…