Orwell: 2+2=5: Modern Dünya’da Orwell’ı Anlamak
Hepinize merhaba. Bu yıl itibarıyla Suç ve Ceza Film Festivali’ne iki yıl sonra geri dönüş yapıyor ve açılış incelemesini yazmaya başlıyorum. İncelemesini yazacağım ilk filmin adı Orwell: 2+2=5. Yönetmenliğini Lumumba (2001), I Am Not Your Negro (2016) ve The Young Karl Marx (2017) filmlerinin de yönetmeni olan Raoul Peck’in üstlendiği ve George Orwell’ı Damien Lewis’ın seslendirdiği yeni bir film. Cannes Film Festivali’nde dünya prömiyerini yapan ve Critics’ Choice Documentary Awards seçkisinde “En İyi Anlatım” ve “En İyi Müzik” ödüllerini kazanan film, Bir Film tarafından Suç ve Ceza Film Festivali kapsamında izleyiciyle buluştu. Gelin sizlere filmin hikâyesini anlatayım.

Orwell: 2+2=5: Modern Dünya’da Orwell’ı Anlamak
Film, dünyanın en önemli ve vizyoner yazarlarından George Orwell’ın son romanı 1984’ü yazmak için İskoçya’nın Jura Adası’nda çalışmaya koyulmasını konu alıyor. Orwell, 1984’ü kaleme alırken hem geçmişte şahit olduğu vahşetleri hem de geleceğe dair felaket senaryolarını yüzümüze çarpa çarpa anlatıyor.
Bize düşen de Raoul Peck’in göstereceği görüntüler eşliğinde George Orwell’ı dinlemek. Geçmişten günümüze yaşanan tonla vahşet, savaş ve yozlaşmışlık içeren görüntüleri gördüğümüzde film ister istemez bize şunu soruyor: “İçinde yaşadığımız dünya gerçek mi? Sahte ifadeler ve sahte vaatlerle dünyamız altüst olabilir mi?” George Orwell, yaşanan tüm bu olayların aslında çok önceden yazılmış olduğuna inanırken gerçekten ciddi miydi? Gördüklerimiz karşısında evet, her şeyi önceden görmüş olduğuna inandım. Fakat bu dünyanın bozulmasında zenginlerin ve medyanın da büyük bir payı olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla Orwell’ın 1984 ve Hayvan Çiftliğini yazarken dile getirdiği yorumların, bugün yaşadıklarımızla bu kadar örtüşmesi akıl almaz bir durum.

Orwell: 2+2=5: Modern Dünya’da Orwell’ı Anlamak
Film; filmlerden haberlere, politikacılardan yazarlara, aktivistlerden iş insanlarına kadar pek çok alanı incelikli bir şekilde ele alarak tüm bu olaylara şahit ediyor bizi. Raoul Peck, George Orwell’ın gözünden faşizmin ve soykırımın ele geçirdiği “modern” dünyayı göstermekle kalmıyor; onu anlamamızı da istiyor. Bence filmde pek bir eksik yok; her şey oldukça yerli yerinde anlatılmış. Ancak filmdeki bazı ara yazıların altyazıları hızlı geçti. Bu nedenle çevirilerin üst yazı olarak verilebileceğini düşündüm.
Görselliği ise tam anlamıyla bir olaylar silsilesi. Hindistan’daki beyaz–yerli ayrımcılığının başlangıcından medya ve iş insanları tarafından manipüle edilen insanlığa kadar pek çok arşiv görüntüsü kullanılmış. Bu nedenle film, bir belgeselden çok yarı–video essay tarzında bir yapıya bürünmüş. Ayrıca bazı şarkıların ve görüntülerin yapay zeka ile üretildiğini varsayarsak film oldukça çeşitli ve hibrit bir görsel dil sunuyor. Bu da yalan dünyanın daha da karmaşıklaştığını ve dünyaya olan güvenimizin zedelendiğini anlatan bir bütün oluşturuyor. Özellikle sonlara doğru bir alışveriş merkezinde karşımıza çıkan “Özgürlük Köleliktir” ve “Cahillik Güçtür” gibi sözler, bunca gördüklerimizden sonra üzerine düşünmemiz gereken güçlü ifadeler haline geliyor.
Müzikler ise bazı yerlerde gerilimi artırsa da birçok sahnede insanlığın kendi elleriyle yarattığı kıyımı düşünmeye davet ediyor. 1900’lü yıllarda başlayan ve II. Dünya Savaşı’nda daha da yükselen bu manipülasyonun günümüzde de sürdüğünü açıkça ortaya koyuyor. Filmin soundtrack’leri dışında George Orwell’ın konuşmalarının, filmdeki görüntülerle sağlam bir şekilde senkronize edilmesi ise hem anlatımı güçlendirmiş hem de günümüzü sorgulamamıza sebep olmuş.

Orwell: 2+2=5: Modern Dünya’da Orwell’ı Anlamak
Damien Lewis’tan da bahsetmeden geçmeyelim. Sanırım eleştirebileceğim tek yön bu olacak; çünkü Damien Lewis’ın George Orwell’a verdiği sese ısınamadım. Sesi bana biraz robotik geldi. Ama ondan daha iyisini bir başkası yapabilir miydi, emin değilim. En iyisi siz filmi seyredip seslendirme konusunda kendiniz karar verin.
Orwell: 2+2=5, isminden de anlaşılacağı üzere, dünyanın bir yalan dünyaya dönüştüğünü ve manipülasyonun gezegenimizi ele geçirdiğini ortaya koyuyor. George Orwell’ın 1984 kitabına dair bildiklerimizin ötesinde, dünyanın aslında pek de değişmediğini; hatta bugün Orwell’ı daha iyi anlamamızı sağlayan bir belgesel olarak karşımıza çıktığını söyleyebilirim. Kısacası, modern dünyaya dair oldukça etkileyici bir belgesel filmle karşı karşıyayız.
Puan: 4/5