Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleri Notre Dame: Hayatımızın Dönüm Noktası Olan Yangınlar

Notre Dame: Hayatımızın Dönüm Noktası Olan Yangınlar

Yazar: Buse Alkan

Notre Dame: Hayatımızın Dönüm Noktası Olan Yangınlar

Herkese yeniden merhaba. Bugün sizlere 19 Ekim günü Netflix’te yayına giren “Notre-Dame” dizisinden bahsedeceğim. Notre Dame katedralinin yandığı günü anlatan mini dizi toplamda altı bölüm sürmekte. Her bölüm yaklaşık bir saat sürmüş. Film yangını anlatan Romain Gubert’in “La Nuıt De Notre Dame” kitabının bir uyarlaması olarak tanıtılmış.

Dizi Notre Dame katedralinin yandığı gün hayatları değişen birkaç Parislinin hikâyesini anlatıyor. Anlatılan hikâyeler de Notre Dame gibi yıkılıyor ve yeniden inşa edilmeye başlıyor. Dizinin yaratıcısı ve yönetmeni daha çok dizileriyle bilinen Fransız yönetmen Herve Hadmar’dır. Dizinin her karakterinin neredeyse bir başrol olduğunu söyleyebiliriz. Bakalım oyuncular kimlermiş.. Alice rolünde Meghan Northam, General rolünde Roschdy Zem, Albay rolünde Caroline Proust, Max rolünde Simon Abkarian, Victorie rolünde Marie Zabukovec, Billy rolünde Rahad Mohamed, Anthony rolünde Sandor Funtek, Elena rolünde Alice Isaaz, Steph rolünde Frederic Chau,  Ben rolünde Victor Belmondo, Bassem rolünde Kassem Al Khoja, Taubin rolünde Corentin Fila yer almakta.

Dizinin temeli üç ana hikâyeden oluşturulmuş. Geri kalan karakterler daha çok bu hikâyelere destek olmak amacıyla kullanılmış. Dizinin en kapsamlı hikâyesi itfaiye ekibinin içinde bulunduğu hikâye denilebilir. Diğer iki hikâye yangının sayesinde ve  etrafında şekillenen hikayeler olmuş. Bu üç ana hikayenin güzel kurgulandığını ve iyi anlatıldığını düşünüyorum. Fakat dizinin içinde daha minik bir öykü var ve bana yangınla yeterince bağlantılı gelmedi. Ayrıca diziye çok bir şey kattığını da düşünmüyorum. Bu sebeple o öykü anlatılmasa dizinin etkisi azalmaz hatta belki artabilirdi.

Dizinin hikâyeleri zaman atlamalarıyla anlatılmış. Bunun sebebi aslında hikâyelerin başlangıcının daha eskiye dayanması. Aradaki dengeyi iyi kurduklarını düşünüyorum. Gerektiği kadar geçmişe dönülmüş bu sayede şimdi ve geçmiş arasındaki denge sağlanabilmiş.

Dizinin sevdiğim bir diğer özelliği de yangının tamamen gerçek özellikleriyle anlatılmış olması oldu. Diziyi izledikten sonra ufak bir araştırma yapmam bunu anlamamı sağladı. Dizi boyunca itfaiyecilerin yaptıkları planlar, planların işleniş sırası ve şekli, binanın yapısı, yangının başlangıcı, devam ediş şekli gerçekle birebir şekilde yansıtılmış. Bu da izlerken yeniden yangını yaşıyormuşçasına bir his verdi. Tüm dünyada bilinen ve etkisi olan bir olayın doğru yansıtılmış olması bence çok önemliydi. Eğer bu konuda bir uyumsuzluk olsaydı dizinin yarattığı atmosfer tamamen çökebilirdi. Dizi bir nevi bu konuda belgesel görevi görmüş ama bunu seyirciyi sıkmadan ve kurgu formatını kaybetmeden yapmayı başarabilmiş.

Oyunculuklara baktığımızda olumsuz tek bir kelime söyleyemem çünkü herkes karakterini harika yansıtmıştı. Oyuncuların çoğunu daha önce izleme fırsatım olmamıştı. Sadece General rolündeki Roschdy Zem’i izlemiştim. Ve kendisinin muhteşem bir oyuncu olduğunu hepimiz biliyoruz. “Days of Glory” filmi ile Cannes En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazanmış bir oyuncudan bahsediyoruz. Ama onun haricinde hayran olduğum üç kişi daha olduğunu söyleyebilirim. Ben kendilerini daha önce izlememiştim fakat bu dizide oynamalarının kesinlikle doğru karar olduğunu düşünüyorum. Bu konuda bahsetmek istediğim ilk isim ana hikâyenin baş karakteri Alice’i oynayan Megan Northam. Kendisi kayıpları olan ve kaybettikleri için kendini suçlayan bir karakter. Notre Dame yangını onun için hayata dönüş noktası oluyor. Kendini kendine ve etrafındakilere kanıtladığı bir görev olan bu yangın onun tekrar mutlu olmasının yolunu açıyor. Oyuncu karakterin inatçı ve cesur yanını çok başarılı bir şekilde yansıtmayı başarmış.

Bahsetmek istediğim diğer oyuncuysa  Max karakterini canlandıran Simon Abkarian. Kendisini “Ararat” ya da “Yes” adlı filmleriyle tanıyor olabilirsiniz.  Dizideki belki de en başarılı isim olduğunu söylesem abartmış sayılmam. Kendisinin yolda geçen bir arayış hikâyesi var. Ve bu arayış boyunca sayısız engelle karşılaşıyor. Hepsini çözmek için dövüş yeteneğini ve aklını kullanıyor. Ayrıca çok da akıllıca tavsiyelerde bulunuyor. Sonunda arayışı olumlu sonuçlanıyor. Bütün bu arayış boyunca karakterin zorlanmasını, üzülmesini, yorulmasını ama asla pes etmemesini görebiliyorsunuz. Ve tamamen bu karakterin başarılı olmasını istiyorsunuz. Bunların hepsini oyuncu seyirciye çok başarılı bir şekilde geçirebiliyor.

Konuşmadan geçemeyeceğimiz bir diğer kişi ise Victorie rolündeki Marie Zabukovec’dir.  Kendisini “İyi Bir Eş Olmanın Yolları” ya da “EuroTrip” filmlerinden tanıyor olabilirsiniz. Dizide ailesinden kopmuş uyuşturucu bağımlısı bir kızı canlandırmakta. Merhametli, cesur aynı zamanda da korkak bir karakter. Ailesiyle yüzleşmekten kaçan bir kişiliği var. Ama en sonunda Billy sayesinde kendinde o gücü bulup bunu başarıyor. Oyuncu karakterin kendi içinde yaşadığı karmaşayı çok iyi yansıtıyor.

Genelde yazılarımda bahsettiğim yapımın konularını genel hatlarıyla anlatırım fakat bu sefer bunu yapmayacağım. Çünkü hikâyeler birbirini destekleyen, iç içe geçmiş yapılar halinde oluşturulmuş. Bu sebeple burada bahsetmeye çalışmak hikâyelerin yarattığı o atmosferin bozulmasına sebep olabilir. Ve ben bunu istemiyorum. Aksine sizlerin o yapıları keşfederek diziyi izlemenizden yanayım. Belki birkaç açıdan muhteşem olmasa da yapısı çok iyi oturtulmuş, merak uyandırıcı ve etkileyici bir diziden bahsediyoruz. Eğer gerçek ve iyi anlatılmış hayat hikâyeleri izlemek istiyorsanız bu dizi kesinlikle size göre. İyi seyirler.

Notre Dame: Hayatımızın Dönüm Noktası Olan Yangınlar

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap