Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleri House of The Dragon: Taht Savaşı Kaldığı Yerden Devam Ediyor

House of The Dragon: Taht Savaşı Kaldığı Yerden Devam Ediyor

Yazar: Fatmanur Tuna

House of The Dragon: Taht Savaşı Kaldığı Yerden Devam Ediyor

HBO’nun unutulmaz, her bölümüyle olay olan ve bence final bölümü dışında gelmiş geçmiş en iyi dizilerden olan Game of Thrones dizisinin spin off’u House of The Dragon’ın ilk sezonu yayınlandı. George R. R. Martin’in Fire & Blood kitabından uyarlanan dizinin ilk bölümü 21 Ağustos 2022 tarihinde HBO’da yayınlandı ve ilk sezon 10 bölümden oluşuyor.

Miguel Sapochnik yapımcılığını üstlenirken dizinin başrolleri oldukça kalabalık; Matt Smith (Daemon Targaryen), Paddy Considine (Viserys I Targaryen), Emma D’Arcy (Rhaenyra Targaryen), Milly Alcock (çocuk Rhaenyra Targaryen), Olivia Cooke (Alicent Hightower) ve Rhys Ifans (Otto Hightower) rollerinde yer almaktadır. Dizi, Game of Thrones evreninden yaklaşık 200 yıl öncesini konu alıyor. Game of Thrones’tan farklı olarak genellikle Targaryaen ailesinin yaşadıklarına şahit oluyoruz. Taht mücadelesini ve kimin kral olup Demir Taht’a oturacağını yine oldukça yakından izliyoruz.

İlk bölümde Viserys I Targaryen tahta oturuyor ve taht Rhaenys Targaryen’in hakkı iken Targaryen hanedanlığına zarar gelmemesi için tahta Viserys’in çıkması olayları daha başından karıştırıyor. Yine aynı durum Viserys’in bir oğlu olmadığı için kızı Rhaenyra Targaryen’i varis olarak seçmesi ve Kral Viserys’in eşi öldükten sonra El’i Otto Hightower’ın kızı Alicent ile evlenmesi üzerine bir erkek çocuğu (Aegon II Targaryen) olması dizinin en kilit noktalarından biri bana kalırsa. Çünkü bu iki kardeşin taht savaşını onlar büyüdüğünde izleyeceğiz. Ancak Kraliçe Alicent ve babası Otto Hightower ne yapıp edip Aegon II Targaryen’i tahta çıkarıyorlar. Tabii Aegon II Targaryen’in alkolik ve gerçekten psikopatlık seviyesinde biri olduğunu belirtmek isterim. Çünkü aslında Aegon gerçekten de kral olmaya layık biri değil, gayrimeşru sayısı bilinmeyen bir sürü çocuğunun olduğu, çocukların tırnaklarını uzatarak ve dişlerini sivrilterek ringe çıkarıp birbirlerini ölümüne dövüştürdükleri bir yeri desteklemektedir. Çocukların birbirini vahşice dövmelerini gerçekten dehşet içinde izledim aklımdan gitmeyecek görüntülerdi. Gelelim 10. bölüm son sahneye… En az abisi Aegon II Targaryen kadar psikopat olan Aemond Targaryen, kavga ederken Lucerys Valeryon tarafından gözünü kaybetmişti. İttifak kurmak için Baratheonların hanesine gittiğinde Lucerys ile karşılaşır ve Lucerys’in bir gözünü almaya kafayı takmıştır. Ejderhası ile kaçan Lucerys maalesef dünyanın en büyük ejderhası Vhagar’dan kaçamıyor ve Vhagar, Lucerys’i ve onun ejderhası Arrax’ı öldürüyor. Oğlunun ölüm haberini alan Rhaenyra’nın son sahnedeki gözlerinden anladığım kadarıyla 2. sezonda bizi büyük bir savaşın beklediğini söyleyebilirim.

Öncelikle Game of Thrones’a göre House of The Dragon’da olayların daha hızlı aktığını söyleyebilirim çünkü sezonun ortasında birden 10 yıl atlıyoruz sonraki bölüm bir bakmışız bir 5-10 yıl daha atlamışız. Ama bana kalırsa karakterlerin gelişimini biraz daha izlemek isterdim. Çünkü karakterlerle aramızda duygusal bir bağ oluşamadan karşımıza birden büyümüş halleri geldi. Özellikle Rhaenyra Targaryen’in küçüklüğünü canlandıran Milly Alcock’a istemsiz bir sempatim oluştu. Onun oyunculuğunu biraz daha izlemeyi tercih ederdim. Matt Smith’in (Daemon Targaryen) dizide oynayacağını ilk duyduğumda böyle bir dizide Targaryen olarak ne işi var diye düşünmeden edemedim ancak izledikten sonra evet kesinlikle doğru bir seçim olduğunu düşündüm. Abisinin (Viserys I Targaryen) onu varis olarak seçmemesinin de vermiş olduğu asiliği çok iyi canlandırıyor. Başına buyruk ve asi karakterler kesinlikle kendini sevdiriyor.

Dizi, HBO’nun en iyi açılış yapan dizisi oldu. Kötü yorumlara da çok maruz kaldı iyi yorum yapanlar da oldu. Bana soracak olursanız günümüzde o kadar çok dizi yapılıyor ki o dizilerin yanında House of The Dragon kesinlikle çok iyi bir yapım. Game of Thrones’a oranla House of The Dragon’a daha çok bütçe ayrıldığı söylenmişti ve bunu da izlerken anlamış olduk. Kostümler, saç-makyaj, mekan tasarımı ve görsellikler çok başarılı, gerçekten çok büyük emek verilmiş. Daeneyrs Targaryen’den bildiğimiz üzere Targaryenlerin saçlarının çok güzel olduğunu görmüştük. House of The Dragon’da da aynı görsel şölene rastlıyoruz. Kıyafetler için her karaktere özendiklerini düşünmüyorum çünkü Rhaenyra Targaryen’i genelde aynı kıyafetlerle görürken Alicent Hightower’ın daha özenli ve neredeyse her bölüm daha farklı giydirmişler. Aemond Targaryen tam bir savaşçı gibi giydirilirken Rhaenyra’nın çocukları Jacaerys ve Lucerys’in kıyafetlerinin bir o kadar sarayından çıkmayan çocuklar gibi giydirmelerine anlam veremedim. Görsel efektler ise özellikle ejderhalar o kadar iyi tasarlanmış ki bu kadar ürkütücü ve büyük olmaları gerçekten çok etkileyici. Şunu da söylemeliyim ki Game of Thrones’a göre House of The Dragon’da birbirinden farklı çok fazla ejderha gördüğümüzü eklemek istiyorum çünkü diziyi diğer bütün dizilerden ayırıp farklılık yaratan kesinlikle ejderhalar bence. Kitaplarda Demir Taht’ın çok büyük olduğu söyleniyordu ve gördüğümüz üzere House of The Dragon’da Demir Taht’ın belki de olması gereken en büyük halini gördük. HBO’nun dizilerinde karanlık ve evhamlı bir ortam yaratması sizi soğutmasın çünkü bana kalırsa o dönemin içinde hissediyorum kendimi o karanlık his bana geçiyor. Bu kadar karanlığın içinde kan olmaması kaçınılmaz tabii. Zaten uyarlandığı kitabın adı Fire&Blood. Ama bu kanlı sahneleri ben daha çok savaş sahnelerinde görmeyi tercih ederdim umarım gelecek sezonlarda savaş sahnelerini daha çok görürüz. Kanlı sahneleri genel olarak doğum anlarında gördük, umarım Game of Thrones’taki Battle of The Bastards bölümü gibi bir bölüm tekrar izleyebiliriz.

Arada 200 yıllık bir zaman farkı olsa da bu evrende entrika seviyesi gerçekten hiç değişmiyor. Kral’ın El’inden, çocuklara hatta alakasız Lordlara kadar herkes bir şeylerin çıkarı içinde. Dizide en sevmediğim karakter kesinlikle Lord Larys oldu. Engelli biri olması size dışarıdan masum gözükmesin çünkü bu karakter ortalığı karıştıran gizli kişilerden ve tam bir psikopat! Soykırım yaratmaya meraklı ve üstelik 9. bölümde ayak fetişi olduğunu da öğrendik. Dizide izlediğim en saçma sahnelerden biriydi. Kraliçe Alicent için birilerini öldürttükten sonra “karşılığını alacağım bir gün olur” demişti, o da buymuş meğer… Otto Hightower’ın Aegon II Targaryen’in tahta çıkması için arka planda neler yaptığını daha yakından izlemek isterdim. Madem bu kadar entrika dönüyor bu detayları neden göremedik? Kral Viserys I Targaryen’in hastalanması, derisinde yaraların oluşmasının temel sebebi neydi bunun ucunda birileri var mıydı bilemiyoruz. Bununla ilgili birkaç öngörü var; Demir Taht’ı hak etmediği için lanetlenmesi ya da cüzzam olması. Maalesef dizide bu durumlara benzer soru işaretlerine cevap verilmedi. Game of Thrones ve House of The Dragon evrenleri o kadar değişik ki kardeşler, amca yeğenler, abi kardeşler herkesin birbiriyle ilişkisi olabiliyor o yüzden hiçbir şeye şaşırmamak gerek ama insan ister istemez şaşırıyor. Bir de en dikkat çeken konulardan birisi de siyahi Valeryonların olması. Bunun tartışması Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri dizisinde siyahi elf ya da hobbit mi olur diye yapılmıştı ve bende bu durumu hala yadırgayanlardan biriyim. Ancak dizi sorumlusu Ryan Condal bir röportajında bu durumla ilgili bir açıklama yaptı ve şunları söyledi: “Dünya, 10 yıl önce Game of Thrones’un başladığı zamandan çok farklı, ekranda bir grup beyaz insanın olmadığı bir dizi yapmak hem kendim hem de diğer sorumlumuz Miguel Sapochnik için çok önemli”. Bu açıklamadan sonra bize sadece saygı duymak düşer diyelim.

Yüzüklerin Efendisi: Güç Yüzükleri dizisi ile birlikte son zamanların en çok beklenen dizisi olan House of The Dragon bana kalırsa beklentiyi karşıladı ve 2022 yılının en ses getiren yapımı oldu. Bu evreni seviyorsanız bence bir şans vermelisiniz. Ya da daha önce Game of Thrones’u bile izlemediyseniz izlemenizi tavsiye ederim çünkü artık bu kadar kaliteli yapımlar çıkmıyor. Her açıdan emek kokan bir dizi diyorum ve yorumumu burada sonlandırıyorum. İyi seyirler!

House of The Dragon: Taht Savaşı Kaldığı Yerden Devam Ediyor

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap