Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri İnsanlar İkiye Ayrılır: Ters Köşeden Başım Döndü

İnsanlar İkiye Ayrılır: Ters Köşeden Başım Döndü

Yazar: Furkan Öztürk

İnsanlar İkiye Ayrılır: Ters Köşeden Başım Döndü

İnsanlar İkiye Ayrılır; Tunç Şahin’in yazıp yönettiği, BluTV ve Bir Film’in yapımcılığını üstlendiği, tamamını olmasa da çoğunluğunu beğendiğim 7 Yüz’ün devamı niteliğinde çekilen 2020 yapımı gerilim-dram filmi. Gerilim-dram filmi diye kategorize edilse de ben bu filmi bu şekilde tanımlamazdım. Tunç Şahin her türden biraz ekleyerek ortaya şahane bir film çıkartmış.

Film bir bankanın borç ihalesini verdiği taşeron bir şirkette yaşanan bir olay sonucu iç soruşturma yaptığı sahne ile başlıyor. Olayları öncelikle Duygu’nun (Burcu Biricik) ağzından dinliyoruz. Bu pencereden olaylara baktığımızda filmimizin kötü karakteri Duygu gibi görünse de bu algı kısa süre içerisinde değişiyor. Başta Duygu, Ceren’den (Pınar Deniz) bankanın borçlarını tahsil etmeye çalışan, filmin diliyle “Avcı” diye tabir edebileceğimiz biri olarak çıkıyor. Bu ilk görüşmede onu kurtaran kişi Bahadır (Aras Aydın) oluyor. Bahadır, Ceren’den hoşlanıyor ve onu bu sıkıştığı durumdan kurtararak bir ilişki yaşamaya başlıyor. Daha sonra olayları Bahadır’ın ağzından dinlediğimizde bu kez onu filmin kötü karakteri olarak görüyoruz.

Duygu bu görüşme sonrasında Bahadır ile ilişki yaşadığını fark ettiği Ceren’i Bahadır’a güvenmemesi konusunda uyarıyor. Bahadır’ın görüşmeye gelen kadınları bu şekilde etkileyerek birlikte olduğunu ve bunu sürekli yaptığını anlatıyor. Bu durumu ispatlamak için de Ceren’den yardım istiyor. Bu kez de iki çalışanın prim için birbirlerinin işini bozmaya çalıştıklarını düşünüyoruz. Duygu’nun anlattıklarını takmayan Ceren, Bahadır’a güvenerek borcunun 3’te 1’ini annesinin altınlarını çalarak ödüyor. Fakat Bahadır tam da Duygu’nun anlattığı şeyi yapıp onu yarı yolda bıraktığındaysa intihar ediyor. Duygu onu bu intihardan kurtararak hastaneye yetiştiriyor. Bu noktaya kadar film geçmişe dönük anlatılar şeklinde ilerlerken buradan sonra normal akışa geçiyor. Kötü günleri atlatan Ceren avukatlarıyla birlikte danışmanlık şirketine avukatlarıyla birlikte geliyor. Bankanın ve danışmanlık şirketinin yaptığı usulsüzlükleri ortaya çıkaran Ceren dava açmamak şartıyla danışmanlık şirketinden 2 milyon lira tazminat alıyor.

Buraya kadar normal görünen hikaye şirket çıkışında Ceren’in Duygu ve Bahadır ile buluşmasıyla boyut değiştiriyor. Bu buluşmadan ve filmin son kısmındaki sahneden de anlıyoruz ki tüm bunlar Duygu ve Bahadır’ın danışmanlık şirketinden para koparmak adına planladıkları bir oyunmuş ve bu oyuna Ceren’i de dahil etmişler. Yani filmin başından sonuna av ve avcı olmakla ilgili vurgu yapan, av olmayı aptallık olarak görüp kendini avcı diye tanımlayan şirket sahibi Eray’ın (Erdem Akakçe) iki çalışanı tarafından avlandığını anlıyoruz.

Filmi tek cümleyle tanımlayacak olursak, “Filden büyük fil avcısı, ondan da büyük Tanrı var.” diye özetleyebiliriz. Filmin başlarında pek hazzetmediğim finansal konulardan sıklıkla söz edilince sıkıcı bir film izleyeceğimi düşünmüş olsam da sonunda çok farklı ve keyifli bir hikaye izlediğimi düşünüyorum. Her şeyden önce filmin çok gerçekçi olduğunu, gündelik konulara ve sıkıntılara ucundan kıyısından da olsa dokunduğunu söyleyebilirim. Örneğin felsefe mezunlarının ülkemizde mesleki olarak tek seçeneklerinin formasyon alarak öğretmenlik yapmak olduğunu daha önce başka bir filmde duymamıştım. Diğerlerinin aksine yalılarda, rezidanslarda oturan ve sözde “orta sınıf” olan karakterler yerine bu film tıpkı gerçekteki gibi borçları olan karakterleri barındıran, geçim sıkıntısını da aşırıya kaçmadan gösteren bir yapım. Yan roller dahil oyuncuların tamamının performansını çok beğendim. Halâ iyi bir jön olmadığını düşündüğüm Aras Aydın’ın bu tarz bir rolde oldukça başarılı olduğunu söyleyebilirim. Ters köşelerle dolu film, ilk ters köşesini bana afişiyle yapmış oldu. Afişte iki kadın ve bir adam gördüğümde yine iki kadın arasında kalan bir adam ve klişe aşk hikayelerinden birine maruz kalacağımızı düşünmüştüm. Yanıldığım için çok mutluyum. En beğendiğim Blu TV işlerinden biri olan 7 Yüz’ün devamına yakışır bir film olan İnsanlar İkiye Ayrılır ekibini tebrik ederim. Filmde yüzümüze vurulan av ve avcı gerçeğinin olmadığı bir dünya mümkün müdür bilmem ama umarım kimseye av olmadan ve kimseyi avlamadan yaşıyoruzdur. Bu tarz yerli film kolay kolay denk gelmez, izleyiniz izlettiriniz.

İnsanlar İkiye Ayrılır: Ters Köşeden Başım Döndü

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap