Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriRosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Yazar: Şeyda Taşkıner
Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Brezilyalı yönetmen Karim Aïnouz’un gerilim ve kara mizah türlerini harmanladığı yeni filmi Rosebush Pruning, geçtiğimiz hafta MUBI kütüphanesine eklendi. Senaryosunu Dogtooth (2009) , The Lobster (2015) ve Kinds of Kindness (2024)  filmlerinin yaratıcılarından Efthimis Filippou’nun kaleme aldığını bilmemiz, filmin en ilgi çekici yönlerinden biri. Başrolleri ise Elle Fanning, Calum Turner, Riley Keough ve Jamie Bell paylaşıyor.

Filmin ana konusunu, son derece anomalik Amerikalı bir ailenin Katalonya’ya göç ettikten sonra şehirden uzakta bir villada sürdürdükleri izole yaşamlarının, dışarıdan gelen bir yabancının bu kapalı düzene dahil olmasıyla çözülmeye başlaması oluşturuyor. Ailenin kendi içinde kurduğu, aile olmanın sınırlarını zorlayan bu düzen, dışarıdan bakıldığında ne kadar kapalı ve kenetli, kendi kendine yeterli görünse de aslında bastırılmış gerilimler ve sırlarla zar zor ayakta duran bir yapı.

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Aile Dinamiklerine Botanik Bir Yaklaşım

Jack’in (Jamie Bell) kız arkadaşı Martha’yı (Elle Fanning) bu yapının içine dahil etme girişimi pek de ideal görünmeyince, Martha ile birlikte aileden ayrılma fikrine kapılıyor ve aile içindeki kırılgan dengenin bozulması bu şekilde hızlanıyor. Ailenin çöküş hikayesine kardeşlerden Ed’in (Calum Turner) bakış açısıyla tanıklık ediyoruz daha çok.

Özellikle annesinin trajik ölümünü soruşturma girişimi, onu ailenin geçmişine ve iç dünyasına açılan temel anlatı aracına dönüştürüyor. Bu da seyirciyi Ed’in kendi algısı ve yorumlarıyla sınırlayabiliyor; zira karakter, film boyunca kendisini ailenin diğer üyelerinden daha makul ve gözlemci bir figür olarak konumlandırıyor.

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Ed’in anlatıcılığı yalnızca olayları aktaran bir araç değil, aynı zamanda filmin ”gül budama” anlamına gelen, ”Rosebush Pruning” başlığını anlamlandıran temel unsur oluyor. Ed’e göre insanlar güldür; aile ise bir gül fidanı. Ve tıpkı bir gül fidanının sağlıklı kalabilmesi için budanması gerektiği gibi, aile de budanmalı, yani bazı üyelerinden arındırılmalıdır.

Tuhaflaşan Normallikler ve Normalleşen Tuhaflıklar

Bir kabile düzeyinde kendi içine kapalı, moda ve müziğe olan ilgileri dışında dış dünyayla bağlarını büyük ölçüde koparmış olan ailede, bireyler arasındaki ilişkiler de alışılmış aile dinamiklerinden olabildiğince anormal seyrediyor. Birbirlerine duydukları yoğun bağımlılık ve fiziksel sınırların neredeyse yok olduğu, rahatsız edici bir mahremiyet anlayışı var ortada. Sevgi, sahiplenme ve bağlılık bariyerleri sürekli olarak ihlal ediliyor.

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Bu dünyanın normallik duygusundan ne kadar uzak olduğunu çeşitli şekillerde görüyoruz. Okuyup yazmaya adeta fobi geliştiren Ed’in düşüncelerini yazıya dökmek yerine ses kaydına alması, ailenin tüm bireylerinde görülen psikoseksüel dürtüler ve fetişlerle birleşerek bu tuhaflığın, ailenin gündelik hayatında nasıl sıradan pratikler haline gelip, kabullenildiğini görüyoruz.

Annelerinin kurtlar tarafından parçalanarak öldürülmesinin ardından her ay lüks araçlarıyla açık araziye gidip kurtlara bir koyun bedeni bırakmaları, aileye özgü çarpıklığın en somut ve ilk göze çarpan örneği oluyor. Aile içinde en ”normal” olduğu söylenen kişinin Jack olması ise başlı başına ironik, çünkü Ed de dahil tüm aile bireyleri, ona adeta bir kült lideri gibi tapıyor, hatta bir ilahmış gibi yaklaşıyorlar.

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Tekinsizliğin Sürprizsiz İsrafı

Her ne kadar filmin temposu asla yavaşlamasa da, sırlar ortaya çıkıp çözülmeler başladıkça, gidişat çok erkenden tahmin edilebilir hale geliyor seyirci tarafından. Haliyle bu da, hikayenin potansiyelini törpülüyor. Filme giderek daha da tekinsiz bir hal kazandıran grotesk aile yapısının yarattığı merak, kısa sürede olayların nereye gideceğinin tahmin edilebilir hale gelmesiyle yerini sade ve heyecansız bir bekleyişe bırakıyor. Seyircinin şaşırtılabileceği birçok potansiyel ihtimal varken, bunların birçoğunun etkin biçimde kullanılmamış olduğunu düşünüyorum.

Filmin kara mizah tonu ise başından sonuna oldukça iyi çalışıyor. Ne var ki, bazı espriler bir noktadan sonra aşırı gereksiz yere tekrara düşüyor. Filmin yer yer kendi şakasını açıklamaya çalıştığı hissini yaratması, anlatıyı en basit tabirle ucuzlaştırıyor.

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Anlatının asıl aksadığı nokta ise Elle Fanning’in karakteri Martha dışında hiçbir karakterin motivasyonunun yeterince görünür olmaması. Film, karakterlerin ne yaptığını gösterme konusunda son derece cömert davranırken, onları bu davranışlara ve durumlara iten dinamikleri açmaktan sakınıyor.

Bu nedenle özellikle, bireylerin birbirlerine yönelik takıntılı bağlılıkları ve giderek daha uçlarda seyreden davranışları, herhangi bir karakter gelişiminin parçası olmaktan ziyade filmin absürt dünyasını besleyen tek boyutlu araçlar olarak kalıyor.

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Bütün Bunlara Rağmen

Bana kalırsa filmin anlatısal açıdan en büyük zaaflarından biri, ikinci perdeden itibaren kurulan gerilimin ve yaratılan gizemin korunamamasıyla finale fazlasıyla hızlı ulaşılması. Buna rağmen Rosebush Pruning, bütün bu aksaklıklara karşın sürükleyiciliğini kaybetmemeyi başarıyor ve genel anlamda keyifli bir seyir deneyimi sunuyor.

Özellikle oyunculukların filmin absürt dünyasını taşıyabilecek ölçüde olması, renkli ve kendine özgü görsel dünyası ve yer yer etkileyici müzik kullanımı, anlatının zayıfladığı yerlerde filmi dengede tutuyor. Sonuç olarak, belirgin kusurlarına rağmen yakalanan ton, hayal kırıklığı yaratmayan bir deneyim sunuyor.

Anormal sayılabilecek veya çarpık aile bağları anlatıları ile ön plana çıkan Yorgos Lanthimos, Todd Solondz, Ari Aster gibi yönetmenlerin sinemasından keyif alan seyircilerin Rosebush Pruning‘den de hoşlanacaklarını düşünüyorum.

Sonraki yazılarda görüşmek üzere!

Rosebush Pruning: Gül, Diken, Muz, Kavun

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...