Anasayfa Köşe YazılarıÖlü Deniz: Deniz Göktaş vs. Otosansür

Ölü Deniz: Deniz Göktaş vs. Otosansür

Yazar: Tolga Taşan
Ölü Deniz: Deniz Göktaş vs. Otosansür

Ölü Deniz: Deniz Göktaş vs. Otosansür

Son 10 yıla baktığımızda hayatımıza epey komedyen girdi sanırım. Bundan 20-30 yıl önce, etki alanları organizatörlerin kapsama alanı ya da dağıtımcıların satış başarıları ölçüsünde sınırlı olan bu kendini ifade etme biçimi, sosyal medyanın etkisiyle çok daha görünür olmayı başardı. Öyle ki 12 milyon izlenmeye ulaşan Ölü Deniz gösterisiyle Deniz Göktaş, Türkiye’nin en bilinen komedyenleri arasına girdi bile.

Çeşitli sahnelerde yaptığı gösterilerle adını yavaş yavaş duyuran, Ses Tiyatrosu’nda kaydedilen Selam Selam ile de geniş kitlelere ulaşan Deniz Göktaş’ın Harbiye’de gerçekleşen Ölü Deniz gösterisi, son zamanlarda gündeme bomba gibi düşen bir iş oldu.

Bu yazıda da üzerine çokça konuşulan bu gösteriyi, etkilerini ve stand-up kültürünü irdeleyecek; biraz da otosansür mekanizmasının ne derece içselleştirildiğinden dert yanacağız.

Gösteriyi izlemediyseniz, önce izlemenizi tavsiye ederim.

 

Ölü Deniz: Deniz Göktaş vs. Otosansür

Ölü Deniz: Deniz Göktaş vs. Otosansür

Ölü Deniz En İyi Stand-up Gösterisi mi?

Selam Selam gösterisinin sevilmesi hiç de tesadüf değildi. Deniz Göktaş’ın dürüstçe ağzından dökülen sözcükler, seyirciler için “Ben sizi anlıyorum.” diyen bir anlatı biçimine dönüşmüştü. Ses Tiyatrosu’nda, Ferhan Şensoy’un sahnesinde yaptığı bu gösteri onun için de bu kadar anlamlıydı işte. İlk tanışma, ilk temas (First Contact). Aslında onunla yaklaşık 2019’dan sonra tanışanlar zaten yaptıklarını hatırlayacaktır. Gerisini de edebiyat tarihçileri araştırsın.

Ölü Deniz‘de ise iki gösteri arasında geçen üç yıl boyunca; gerek yeni medyada gerekse geleneksel medya araçlarında insanlarla iletişim kurmaya devam ettiğini ve giderek daha fazla konuşulmaya başlandığını görüyoruz. Özellikle böyle bir dönemde, tanışması kolay, birbirinizi anlamak için ekstra çaba harcamanız gerekmeyen bir insanı kaybetmek istemezsiniz. Nitekim öyle de oldu.

Gösterinin daha başında Harbiye seyircisinin karşısında olmanın gözlerini parlattığı aşikârdı. Buna karşılık Göktaş’ta da anlaşıldığını düşündüğü bir ortamda bulunmanın rahatlığı hissediliyordu. Gösterinin temel duygusunu belki de bu oluşturuyordu. Kendini yuhalatma numarası da bunun küçük bir latifesiydi.

Gösterinin geri kalanında da aynı rahatlık ve ilk gösterideki dürüstlük hissiyle ilerlemesi, söylediklerini sakınmaması ve bunu herhangi bir dolambaçlı anlatıma başvurmadan yapması başlı başına barışçıl bir eylemdi. Açık uçlu ya da dolaylı anlatıma yaslanmadığı için seyir zevki de oldukça yüksekti. Karşılıklı bir katarsis anı… Konuşulmayan ama düşünülenlerin dile getirilmesiyle oluşan bir anlaşılma hâli. Eminim izleyenler ne demek istediğimi anlayacaktır.

Otosansürün Geçmişini Anlatamam Ama Resmini Çizerim

Deniz Göktaş hemen hemen yaşıtım olan biri. Pek çok yaşıtım gibi dünyanın analog döneminin son demlerini, dijital çağın ilk yıllarındaki görece özgür internet ortamının nimetlerini deneyimlemiş bir insan. ODTÜ’de okumuş, filmler çekmiş, Uykusuz‘da çizmiş, TuzBiber sahnesinde çıkmış; zaten Ankara’nın insanı da hoşsohbet olur.

Dünyada da benzerlerini gördüğümüz sosyal medyada trend olma meselesi, kendi avantajlarını ve dezavantajlarını da beraberinde getiriyor. Örneğin kazandığınız takipçi ve izlenme sayısı size yeni kitlelere ulaşma fırsatı sağlarken, diğer taraftan linç edilme, ne yazık ki artık sıkça karşılaşılan gözaltılar ve hatta tutuklanma riskini de beraberinde getirebiliyor.

Bu denetim içgüdüsünü  anlamak için şimdilik uzun uzun konuşmaya gerek yok. Fakat yine de bunun hakkında konuşan birinin anlaşılmayacağını düşünmesini; anlatamadığını anlatabilmek için göstermesi gereken çabayı ve gösteriyi sergileyebilmek adına ortaya koyduğu kelleyi de anlamak gerekiyor.

Bu kelle, düşman ilan etmeniz gereken türden değil; dürüstçe karşınıza alıp konuşmanız gereken bilge bir türden.

Özellikle dürüstlüğe en çok ihtiyaç duyduğumuz bugünlerde.

Toplumsal Tepki ve Kapanış

Seyircinin gösteriyi sevdiğini görmek için sosyal medyaya bakmak yeterli. Gösteri sevildi, paylaşıldı ve gözlemlediğim kadarıyla merak da uyandırdı. En önemlisi ise anlaşıldı. Çünkü anlamamak için dinlememek gerekir.

Zaman zaman onu fazla koruma çabasının zarar verdiği de oldu. Fakat bu da, yaşanan diğer gelişmeler de, hatta Almanya’dan dönüşü de şakaya dahil.

Ölü Deniz: Deniz Göktaş vs. Otosansür

Ölü Deniz: Deniz Göktaş vs. Otosansür

Toparlayalım

Burada anlatmaya çalıştığım şeylerin çoğu, aslında anlatılamayacak kadar oradaydı. Kelimelerle aktarmaya çalıştığım o an, sahnede yaşandığı hâliyle çok daha güçlü. Yazının başında da söylediğim gibi: izlemediyseniz, izleyin. Açıkçası ben şimdiden iki kere izledim.

Hashtag Free Deniz Göktaş

Ölü Deniz: Deniz Göktaş vs. Otosansür

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...