Anasayfa İncelemelerDizi İncelemeleriMezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Yazar: Enis Derdimentoğlu
Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Önem Başkomiser’in Özel Suçlar Birimi bizi bu sefer 3 sene değil, bir sene bekletti ve 3. sezonu ile karşımıza çıktı. Yine Abdullah Oğuz imzasıyla karşımıza çıkıp adalet aramaya devam ediyor. Dizinin yeni sezonunda ana kadrosu olan Birce Akalay’ın haricinde Olgun Toker, Şehsuvar Aktaş ve Hakan Meriçliler de yer alırken, çekirdek kadro bu sezonda da eksiksiz karşımıza çıkıyor.

2. sezonda 60 dakikalık 8 bölümle karşımıza çıkan yapım, bu sezonda ortalama 45 dakikalık 8 bölümle bizimle buluşuyor. İlk sezon aslında “Mezarlık” lakaplı birimin kurulum sancıları ile geçerken, 2. sezonda daha olgun bir sona sahip ve merak unsurunu kaşıyan ve bizi şok eden bir final ile sona ermişti.

Mezarlık 3. Sezon Konusu

3. sezon her zamanki gibi bir dava ile açılıyor fakat geçen sezon ekibi şok eden gelişme yüzünden ekip dağılmış durumda, herkes kendi halinde ve bu sezonun ana hikayesi olacak ve bizim merakımızı sezon boyunca kaşıyacak bir gelişme ile ekip beklediğimden daha hızlı bir araya geliyor. Her sezon işlenen davaların yanında gelişen bir büyük hikaye daha olurdu. Bu sezonun merkezinde Önem Başkomiser var ve bize çok az hissettirilerek ince ince ilerliyor. İşlenen davalar ile ana hikaye arasında doğal ve güzel kurgulanan geçişler bizi akışın içinde tutuyor.

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Mezarlık 3. sezon şimdiye kadarki en karanlık, daha kişisel ve sinematografik sezonu. İlk iki sezonda “kadın cinayetlerini araştıran ve var olmaya çalışan bir polis ekibi” izliyorduk; üçüncü sezonda ise artık o cinayetlerin yarattığı psikolojik ve toplumsal karanlığın içine giriyoruz. Bu nedenle 3. sezon sadece yeni vakalar anlatmıyor. Önem’in kendisini, ekibini ve onların adalet anlayışını da sorgulatıyor. Sezonun başlangıç fikri gerçekten iyi. Kadınlara gönderilen gizemli kutular oldukça basit bir fikir gibi görünüyor ama senaryo bunu giderek genişletiyor. Başlangıçta “Bu kutular ne?” sorusunu sorarken, ilerledikçe mesele “Bu sistem nasıl çalışıyor ve bundan kimler faydalanıyor?” noktasına geliyor.

Bu açıdan 3. sezonun önceki sezonlardan daha komplike. Dava işlenişi dinamiği geçtiğimiz sezonlar ile aynı. Her olayda ortalama altı şüpheli bulunuyor; bu şüphelilerin ana olayla bağlantılı yan hikâyeleri ve suçlu potansiyeli taşıyan hareketleri sık sık gösteriliyor. Tam katili bulduk derken yeni bir düğüm ve ipucu ile bambaşka bir yere savruluyoruz. Bu da içimizdeki merakı sürekli taze tutan ve bizi ekrana kilitleyen ana etkenlerden biri. Sadece olay ya da şüpheliler değil, kurbanın psikolojisi, suçluların motivasyonu, düşünce yapısı ve derin analizleri de soruşturma süresince ince ince işleniyor.

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Bu sezonun asıl hikâyesi aslında katil değil, Önem. Birce Akalay’ın karakteri üçüncü sezonda önceki sezonlara göre daha yorgun. Daha az konuşuyor. Daha az tepki veriyor. Ama bu bence oyunculuğun zayıflığı değil, tam tersine karakter tercihinin sonucu. Önem artık gördüğü şeylere şaşıran bir polis değil. İnsanların neler yapabileceğini görmüş bir polis. Bu nedenle Birce Akalay’ın oyunculuğunda özellikle sessizlikleri başarılı buldum. Bir bakış, sigara yakışı, birkaç saniye susması veya bir olayın ardından yüzündeki küçük değişiklik bazen uzun bir monologdan daha fazla şey anlatıyor.

Olgun Toker’in Serdar’ı ise benim için sezonun en önemli ikinci ayağı. Serdar ile Önem arasındaki ilişki artık klasik: “İki polis birlikte çalışıyor.” ilişkisinden daha fazlasına dönüşüyor. Serdar’ın Önem’i korumaya çalışması, bazı noktalarda onun önüne geçmesi ve Önem’in kararlarını sorgulaması karakteri daha bağımsız hale getiriyor. Bu ikilinin en güzel tarafı şu: Birbirlerinin eksiklerini kapatıyorlar. Önem daha sezgisel ve takıntılı. Serdar daha kontrollü. Dolayısıyla ikisini aynı sahnede gördüğümüzde hikâyenin enerjisi yükseliyor.

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Mezarlık artık “kötü adam = psikopat katil” kolaycılığından uzaklaşmaya çalışıyor. Bazı karakterler gerçekten kötü. Ama asıl rahatsız edici olan şey, kötülüğün tek bir kişinin kafasında başlamaması. Bir ağ, çevre, çıkar ilişkisi ve toplumsal zemin oluşturuluyor. Bu açıdan sezonun suç anlayışı bana ilk iki sezondan daha olgun, daha karanlık ve daha psikolojik olarak baskı hissettiren bir anlayış.

Abdullah Oğuz ve Ömer Baykul sezonun yönetmenliğini birlikte üstleniyor. Ve görüntü yönetiminde özellikle karanlık alan kullanımı dikkat çekiyor. Mezarlık zaten karanlık bir dizi ama üçüncü sezonda karanlık sadece estetik değil. Fakat dikkatimi çeken şeylerden biri ise şu: Çekimlerde kamera sahne değişimlerinde, konuşmalarda, geçişlerde dikkat çekici şekilde sallanıyor, hızlı zoom-in ve zoom-outlar yapılıyor. Bu da bana 2010 model Behzat Ç. hissi verdi. Karanlık ve durağan akışlarda bizi kendimize getiriyor.

Kamera özellikle karakterlere yaklaştığında daha başarılı. Yakın planlar çok kullanılıyor. Ama bu yakın planların amacı yalnızca oyuncunun yüzünü göstermek değil. Karakterin sıkışmışlığını göstermek. Özellikle Önem’in bazı sahnelerinde kameranın onu kadraj içinde sıkıştırması, arka planın karanlık bırakılması ve karakterin çevresindeki boşluklar güzel. Genelde karakterleri geniş gösterdikleri esnada alışılmışın dışında arka planlar gösteriliyor. Bu da gözümüze çok havalı geliyor. Türk dizi mantığından bu noktada ayrılıyor.

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Senaryo işleyişi açısından bakarsak, yapım ince ince işleniyor. Bu bize yapımın ne kadar özenildiğini gösterse de senaryo zaman zaman fazla açıklayıcı. Yani seyirciye bazı şeyleri hissettirmek yerine doğrudan söylemeyi tercih ediyor. Özellikle toplumsal mesajlarda: “Bak, burada aslında anlatılmak istenen şey bu.” duygusu oluşabiliyor. Bu da bazı sahnelerin dramatik etkisini azaltıyor.

Toparlayacak olursak; Mezarlık 3. sezonda hikâye işleyişi daha karanlıklaşmış, daha olgunlaşmış ve bize farklı açılardan hikâyeyi gösteren bir yapım. Bize sistemli suçun, değişmeyen algıların, toplum normlarının önce insan kalmaya çalışan ve hedef haline gelen bir avuç uyumsuz polisi nasıl değiştirdiğini gösteren, çuvaldızı bize batırmaktan çekinmeyen bir dizi. Hikâyeyi kaliteli sunan, özenle işleyen ve mesaj verme kaygısı taşıyan, izlemesi akıcı bir yapım. Mesaj verme kaygısı bazen işleyişe zarar verse de biraz mesaj almaktan zarar gelmez bence. Sizce?

Mezarlık 3. Sezon: Toplum sizi ne kadar karanlığın içine çeker?

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...