Ana sayfa » Inventing Anna: Tüm Bu Hikaye Tamamen Waow

Inventing Anna: Tüm Bu Hikaye Tamamen Waow

Yazar: Cansu Altıntaş

Inventing Anna: Tüm Bu Hikaye Tamamen Waow

Etrafınızdaki herkesi zengin mirasçı olduğunuza inandırdığınızı düşünün. Hatta etrafınızdakilerin New York sosyetesinin ünlü isimleri olduğunu da düşünün. Bunları bir düşünün çünkü ‘Inventing Anna’ 9 bölümüyle birlikte bu konuda aklımızı biraz karıştırıyor.

Netflix’te suç temali içeriklerin diğer türlere oranla daha fazla ilgi çekip tercih edildiğini biliyoruz. Inventing Anna da çok izlenen içeriklerden olacak mı bilmesek de gerçek bir suçu ortalamanın biraz üstünde bir başarıyla ele aldığını kendi adıma söyleyebilirim. New York sosyetesine kendisini 60 Milyon dolarlık bir miras varisi olarak tanıtan ve dolandırıcılıktan 3 yıldan fazla hapis yatan Anna Sorokin’in, ününü nasıl yarattığını ele alan dizinin senaristi Grey’s Anatomy ve Bridgerton dizilerinin de senaristi olan Shonda Rhimes. Inventing Anna’nın nokta atışı olarak gördüğüm ana oyuncu kadrosunu ise Julia Garner, Anna Chlumsky, Katie Lowes, Arian Moayed, Alexis Floyd, Laverne Cox, Anders Holm ve Jeff Perry’nin yer aldığı upuzun bir liste oluşturuyor. Dizi ortalama bir saatten oluşan 9 bölümüyle Netflix’te yerini aldı.

Gerçek hayatta Anna Sorokin’in haberini yapan Jessica Pressler’ın makalesine bağlı kalınarak oluşturulan dizide Jessica Pressler, yapımcı kadrosunda da yer almakta. Jessica Pressler’ın dizideki yansıması olan Vivian Kent’e hayat veren Anna Chlumsky, dizide Anna Sorokin’e hayat veren Julia Garner ile birlikte en çok gördüğümüz karakter konumunda. Çünkü evet bu hikaye Anna Sorokin ile ilgili ama yaşananların altında yatan gerçeklere gazeteci Vivian ile tanıklık ediyoruz.

Diziyi henüz izlemeyen ve izlemek konusunda kararsız olanlar için konuyu biraz daha açmak istiyorum. Günlük hayatımızda pek çok ilginç suç haberiyle karşı karşıya kalırız. Bazılarının nasıl gerçekleştirdiğini anlasak da bazılarına anlam veremeyiz, aklımız almaz, ‘Bu nasıl olabilir?’ deriz. İşte dizimiz anlam veremediğimiz bir türden suçu anlamlandırmamıza yardım ediyor. Zaten söz konusu suç; basit, sıradan ve yavan bir suç olsa Netflix, Anna Sorokin’e hikayesini dizi yapmak için 320.000 dolar vermezdi diye düşünüyorum. İtiraf etmeliyim ki Inventing Anna muhteşem bir dizi değil ve hatta dizinin hareket kazanması biraz zaman alıyor. Ama dizi hareket kazandığı andan itibaren daha izlenesi bir hale geliyor. Siz de çok zor tatmin olan ve hemen hemen hiçbir şeyden memnun olmayan hatta duruşma günü mahkeme salonunda bekleyen onca insanı sırf kıyafet seçemediği için bekleten bir karakteri, New York sosyetesinin ışıltılı hayatındaki sahte mirasçının serüvenini ya da okulda bile kabul görmeyip dışlanan bir göçmenin görkemli iş ve sanat dünyasının içinde nasıl yer edindiğini merak ediyorsanız bu diziye mutlaka vaktinizi ayırın.

İncelememin bu kısmı spoiler içermektedir, incelememde dizideki söz konusu suç ile ilgili sayısal ve parasal verilere yer vermediğimi de belirtmek isterim.

Tüm bu hikaye tamamen doğru, tamamen uydurma kısımlar dışında.. Bu cümleyi dizide her bölümde bir gazete manşetinde, bir duvar yazısında ya da bir asansör kapısına iliştirilmiş şekilde gördük. Tüm bu hikaye tamamen doğru çünkü ortada gerçek bir suç var ama bu suçun altındaki gerçeklere ulaşmak için birtakım uydurmaları da izledik. Başlıca uydurma örneğimiz ‘Anna Delvey’. Anna Sorokin kendisini Anna Delvey Olarak ve bir Alman miras varisi olarak tanıtıyor. Ama kendisi ne Anna Delvey ne de bir Alman. Tamamen sahte kredi kartlarıyla işleri erteleyerek, dolandırarak halletmeyi seçiyor. Delvey’in annesinin kızlık soyadı olduğunu ve babasının yardımı olmadan ilerlemek istediği için annesinin kızlık soyadını kullandığını söylüyor ve bu da doğru değil. Peki Anna yaptığı onca şeye rağmen bir dolandırıcı değil mi? Dizide bunun cevabı son bölümdeki duruşma kararında verilse de dizideki karakterlerin bir kısmı ona bu karardan sonra bile dolandırıcı gözüyle bakmıyorlar. Bunun sebebi de Anna’nın gerçekten kimseden zorla para almaması ya da istememesi hatta çoğu zaman kendisi verdiği için insanların bir noktadan sonra Anna’ya ‘Kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez’ düşüncesiyle yaklaşmalarından kaynaklanıyor.

Anna; gerçekten sanat, moda, ikna gibi farklı yeteneklere sahip, tatmin edici bir stil ve zevki olan, sıradan olmamak için çabalayan, zeki ve olağanüstü soğukkanlı biri. Her ne kadar Anna Sorokin, kendisini canlandıracak olan oyuncunun Jennifer Lawrence ya da Margot Robbie olmasını istediyse de yine bir suç dizisi olan Ozark’taki rolüyle 25 yaşında Emmy sahibi olan Julia Garner’ın rolünü başarılı şekilde kotardığını düşünüyorum. Özellikle de ‘Soğukkanlılık’ meselesinde gerçek bir Anna Delvey izledim. Konu suç ise bu suçun mağdurlarına karşı bir soğukkanlılık, işler ters gittiğinde stresle başa çıkabilmek gerekli elbette. Anna’da da söz konusu soğukkanlılığı, insanlara karşı olan umursamazlığı ben fazlasıyla hissettim. Gerçek duruşmalarda Anna Sorokin’in giydiği kıyafetlerle birlikte karşılaştırarak incelediğimde de o karakter için Julia Garner’dan başkasını hayal edemedim çünkü birebir Anna idi resmen

Inventing Anna’da oyunculuk anlamında Julia Garner’dan daha aşağı bir performans sergilemeyen ve daha önce Veep dizisindeki performansıyla 6 kez Emmy’e aday gösterilen Anna Chlumsky de dizinin bir başka yıldızıydı. Anna Chlumsky’nin hamile ve Anna Delvey’e göre sıradan bir gazeteci olan Vivian karakterini canlandırırken yine sınırlarını zorladığını söylemek yanlış olmaz. Vivian Kent bir meslektaşına güvenerek kötü gazeteci olarak nitelendirilmesine sebep olacak bir hata yapmış ve bu hatayı unutturmak için Anna Sorokin davası üzerinde titizlikle çalışmaya başlayan bir gazeteci. Bu süreçte eşini ve evini ihmal etse de sonuçlar tüm bunlara değiyor. Daha önce kötü gazeteci olarak nitelendirilirken Anna Delvey-Sorokin makalesiyle birlikte iyi bir gazeteci olduğunu ispatlarken hem çalıştığı gazeteye tüm zamanların en iyi okunmasını hem de Anna Delvey’e peşinde koştuğu ünü getiriyor. Bu başarı zaten gerçek hayatta bir gazetecinin başarısı, bu noktada dizi adına bir yaratıcılık ürünü pek göremiyoruz ama Vivian karakterine yapılan asıl dokunuşlar; zamanla Anna’ya karşı oluşturduğu hassasiyeti, duygusallığı, empatisi ve oyuncunun mimikleriyle karakterin zaman ve mekan kıskacındaki sıkışmışlığını da bir suçludan öğrendiklerini özümsemesini de seyirciye hissettirmeye çalışması. Dolayısıyla da bu hikayede Vivian’a altüstü bir gazeteci deyip geçmek mümkün değil. Ancak eksik yönleri de ele almak gerekirse Vivian’a yazdığım en büyük eksi beklediğim kadar farklı ve zeki yazılamamasıydı. Çünkü ‘Ortada bir gizem varsa hemen duvarları, panoları sır haritasına çevirmeliyiz’ kafasından sıkıldım sanırım.

Benim bu dizi için ilk üçümde yer alan (hemen hemen herkeste de böyle olduğunu düşünüyorum) diğer oyuncu Arian Moayed. Yeni sezonuyla adından epeyce söz ettiren başarılı dizi Succession’da  Stewy Hosseini karakterini canlandıran oyuncu Inventing Anna’da Anna’nın avukatı Todd rolünde. Kendisini ilk 7 bölümde azar azar görsek de son 2 bölümde sahneleri hiç bitmesin istedim. Jüriye yaptığı savunma, Anna’yla tartışması, işinden ötürü eşiyle yaptığı tartışma tekrar tekrar izlenecek türdendi. Anna’yı savunması genel olarak hoşuma gitse de özellikle son bölümün başındaki duruşmada ‘New York New York’ gibi bir şarkıyla akıllarımızda yer edinen Frank Sinatra örneği üzerinden gitmesi çok yerli yerindeydi.

New York gibi karmakarışık ama sanata da ilgili olan Anna’nın hikayesinin pek çok kargaşanın yanı sıra sanata da ev sahipliği yapan New York’ta geçiyor olması üzerine düşünülmüş bir detay değil hikayenin gerçeği olsa da bunun diziye yansıyışı olması gerektiği gibiydi. Aslını bilmediğimiz olaylara rağmen New York bildiğimiz gibiydi. ‘Anna New York’un ruhuna baktı. Parlak eşyalarla gönülleri çelerse ve insanları parayla kandırırsa insanlar başka hiçbir şeyi görmeyeceklerdi.’ Öyle de oldu. Zevk sahibi, iyi giyimli bir kadın büyük bir mirasın varisi olduğunu söyleyip çalışanlara 100 dolar bahşiş dağıtıyordu dolayısıyla da sorgulamadılar bu kadının gerçek olup olmadığını. Dizideki Anna’mız kendini insanlara açamasa da insanları gayet iyi tanıyan biri, insanların algılarını güzel yönetiyor. Zaten dizide de yaptıklarına kimse onay vermiyor ama pek çok kişi altındaki sebebini anlıyor. Anna kendi karakterini ve yaptıklarını değiştirmeden algıları değiştirebilen farklı bakıp baktığı noktayı da gösterebilen biri. Anna’ya öyle cümleler yazılmış ki dizide algıyı değiştirme işlevini üstleniyor. Mesela hastanede doktorun ‘Almanya’dan uzaklaşmak istedin’ demesine karşılık olarak ‘Hayır, dergilerdeki o güzel dünyaya yaklaşmak istedim’ cevabını veriyor. Bu cevap neyi neden yaptığını açıklıyor. O andan itibaren babası hakkında söyledikleri konusunda şüphe edip olanların Anna’nın istemedikleriyle değil istedikleriyle ilgili olduğunu anlıyoruz.

New York şahşahasının ruhunu yansıtan çoğunlukla hareketli müzik kullanımları ve çekimlerin konunun ilerleyişiyle uyumu benim hoşuma gitti. Fas’a gidilen bölümde yaşananların iç bunaltan gergin yapısı da aklımda kalan diğer bir detay. Mekanlar, kıyafetler ve Vivian’ın araştırma sürecinde destek olan Sibiryaz üçlüsü de çok sevdiğimi belirtmek isterim. Eksik gördüğüm kısımların en başında karakterlerin birdenbire ortadan kaybolmaları geliyor. Anna’nın birbirinden bağımsız arkadaş grupları var ve ilk tanıdığımız, sevgilisinin de aralarında bulunduğu arkadaş grubu dizinin diğer kısmına geçilince birdenbire ortadan kayboluyorlar ve bir anda başka başka karakterleri tanımaya başlıyoruz. Bu kopukluktan ötürü dizi bittikten sonra sanki iki ayrı dizi izlemiş gibi hissettim. Dizinin her karaktere değinme gayesini doğru bulsam da bunların kopuk oluşu dizideki en büyük eksikliklerden biriydi bence. Bir diğer eksiklik ve hayal kırıklığı ise yaklaşık 10 saatten oluşan dizinin çok daha fazla şey anlatmasını beklerken daha azıyla karşılaşmam oldu. Bu orijinal bir hikaye olsa dizinin 10 saatte sadece ‘Kendisini bir miras varisi olarak tanıtan kızın aslında mirası olmadığını ve kendine fake zenginlik yarattığını’ anlattığına hiç takılmazdım sanırım ama gerçek bir hikayenin dizi yapıldığı düşünülünce ‘Elden gelen sadece bu muydu?’ diye sormadan edemiyorum. Sonuç itibariyle insanların kendini sersem, para peşinde koşan ve yüzeysel biri olarak tanımalarını istemeyen ve bunlardan çok daha fazlası olduğunu iddia eden birinin iddiasının altının daha güçlü doldurulmasını beklerdim. Çünkü Vikipedi’de okuduğum suçlu Anna Sorokin ile dizide izlediğim Anna Delvey-Sorokin arasındaki farkın, detayın fazla olması izlediğimin bir belgesel değil de dizi olduğu düşünülünce bir seyirci olarak beni tatmin ederdi.

Inventing Anna, suç, gerçek suç, sosyete konulu ya da New York’ta geçen dizileri sevenlere tavsiye edebileceğim eğlenceli ve ilginç bir dizi. Dizinin gerçek Anna Sorokin’i kişilik anlamında ne derece doğru yansıttığı konusunda emin olmasam da -çünkü ‘tüm bu hikaye tamamen doğru, tamamen uydurma kısımlar dışında’ gibi bir sloganla şüphenin ucu açık bırakılmış- bu konuda en azından merakı karşılayabileceğini düşünüyorum ve yazımı sonlandırırken tüm okuyuculara iyi günler diliyorum.

Inventing Anna: Tüm Bu Hikaye Tamamen Waow

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap