Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Black Adam: DC’den Evrene Yeni Bir Soluk

Black Adam: DC’den Evrene Yeni Bir Soluk

Yazar: Enis Derdimentoğlu

Black Adam: DC’den Evrene Yeni Bir Soluk

Marvel’ın en büyük rakibi DC Comics kendi sinematik evrenini genişletmeye devam ediyor. Sinematik evrenin 11. filmi ise Shazam’ın güçlerine sahip Black Adam. DC’nin en özendiği filmlerden biri olmuş diyebilirim. Öncelikle yapım daha en baştan kadrosu ile dikkat çekiyor. İlgi çekici kahramanımız Black Adam’a Dwayne “The Rock” Johnson hayat veriyor. Johnson’un yanında Adrianna Tomaz rolünde Sarah Shai, Atom Smasher rolünde Noah Centineo, Doktor Fate rolünde Pierce Brosnan, Hawkman rolünde Aldis Hodge yer alırken Quintessa Swindell, Cyclone, Black Adam’ın genç arkadaşı ve Adrianna’nın oğlu Amon’a ise Bodhi Sabongui hayat veriyor.

Filmde, tıpkı Joker’deki Gotham City ve Superman’ın Kripton gezegeni gibi bir fantastik şehir yaratılmış: Khandag. ”Babil’den, Roma’dan ve Antik Yunan’dan evvel Khandag vardı” sözü ile açılış başlıyor. Bize Antik Mısır’ı hatırlatan Khandag’da özel güçler bahşettiğine inanılan eterniumu bulmak için tüm halkını köleleştiren zorba bir kralın zulmü ile başlıyor. Kral Ak Thon bu taşı bulmak ve kendine taç yaptırmak için halkına zulmederken aynı krala başkaldıran biri büyücüler konseyi tarafından aynı Shazam gibi güçlerine kavuşuyor. Açılış hikayesi yapım ilerledikçe flashbacklerle destekleniyor ve genişliyor böylece arka plan hikayesi sizi tatmin ediyor.

Nihai savaşın ve açılış hikayesinin ardından bir anda 5000 yıl sonra günümüzde Khandag’da gözlerimizi açıyoruz. Paralı askerlerin eterniumu sömürdüğü köle bir şehir olan Khandag nihai kurtarıcısını bekliyor. Adrianna araştırmacı ekibi ile Ak Thon’un tacı Sabbac’ı ararken Black Adam serbest kalıyor ve hikaye tam olarak burada başlıyor. Black Adam ilk göründüğünde Adrianna’nın peşinde olan paralı askerleri tam anlamıyla yok ederken karakterin gücünü çok net bir biçimde görüyoruz. Bunun yanında Adam’a ne zarar verebilir ona da şahit oluyoruz. 5000 yıl sonra uğruna savaştığı Khandag’ı tanıyamayan Black Adam, Adrianna’nın oğlu Amon sayesinde günümüze adapte olmaya çalışıyor ve aralarında bir bağ oluşuyor. İkilinin arasındaki eğlenceli diyaloglar Amon’un dayısı Amer’in de katılması ile çok eğlenceli bir hal alıyor. Benim en keyif aldığım noktalar tam olarak bu diyaloglardı.

Bana, Aquaman’in verdiği hisleri veren eğlenceli bir tarzda ilerleyen yapımda hikaye fazla girift bir yapıya sahip. Filmin ilk yarısı bir karmaşa ve kaos içinde ilerliyor. Black Adam’ı durdurmak için Suicide Squad’ın kurucusu Amanda Waller, Hawkman önderliğindeki Adalet Topluluğu’nu gönderiyor. Burası önemli çünkü önceki filmleri izlemeyen biriyseniz burada kopukluklar yaşasanız da Adalet Topluluğu ile birlikte DC Sinematik Evreni’nde ilk defa yer alan ve gayet iyi temsil edilen Dr. Fate, Atom Smasher ve Cyclone’u görüyoruz. Hawkman ve Dr. Fate bana kalırsa çok çok başarılı temsil edilmiş. Dr. Fate’in bilgeliği ve özgüvenli sakinliği 6 numaralı Eski James Bond’umuz Pierce Brosnan’ın havalı karakteri tarafından çok iyi yansıtılmış.

Film, Adalet Topluluğu ve onlara teslim olmayan Black Adam’ın kapışması ve arada ezilen paralı askerlerin aksiyon sahneleri ile ilerliyor. Burada ana tema Black Adam’ın 5000 yıl öncesinden kalma adalet anlayışı ile günümüz adaletinin birbirinden farkı. Adalet Topluluğu’nun adaletinin arasındaki fark. 5000 yıl önce daha acımasız bir adalet anlayışına sahip olan Black Adam günümüze biraz da Amon’un yardımı ve sempatikliği ile törpüleniyor. Amon ve annesi Adrianna, Black Adam’a eskilerden güzel zamanlarını hatırlatıyor ve birilerini temsil ediyor.

Paralı Askerler Sabbac’ın Tacı’nı almaya çalışırken eleştireceğim nokta paralı askerlere kimin emir verdiği ve tacın önemi yeterince anlatılmıyor. Filmin final bölümüne kadar bunun önemini anlamıyoruz. Fakat aksiyon sahnelerinin ve kullanılan teknolojinin göz alıcılığı bizi biraz hipnoz ediyor. Özellikle aksiyon sahnelerinde kullanılan CGI çok çok başarılı kostümün içinde daha kaslı gözükmek için kullanılan dolgu malzemelerine ihtiyaç duymayan Dwayne Johnson’ın güçlerini kazanmadan önce zayıf ve kassız halde göstermek için uygulanan CGI muntazam derecede başarılıydı.

Kötü adam kim, motivasyonu ne? diye kendimize sorarken finale doğru bu soruların cevaplarını şaşırtıcı bir şekilde alıyoruz. Bu şaşırma durumu ve motivasyonun öğrenilmesi beni mutlu etti. Karmaşık ve hızlı bir şekilde ilerleyen hikaye sonunda rayına oturduğu için rahatladım. Final dövüşüne gelecek olursak sahne sahne bakıldığı zaman iyi gözükse de potansiyeli tam kullanılamadı ve gerekenden çok daha hızlı bitirildi.

Özellikle aksiyon sahnelerinde kullanılan müziklere değinecek olursak, gaza getirici, yükseltici ve eğlenceli müzikler kullanılmış ve bu yüksek tempo sizi zinde tutuyor. Mekanların ve görsel kalitenin de yüksek olması ile kendinizi ana kaptırıyorsunuz. Hayali şehir Kandag iyi tasarlanmış ve antik tarih, günümüz teknolojisinin arada kalmışlığı iyi yansıtılıyor. Filmi izledikten sonra koltuklarınızdan hemen kalkmayın son sahnede çıldıracaksınız. Devam filminde yıkıcı bir aksiyon bizleri bekliyor olacak.

Toparlayacak olursak, Black Adam bence DC Comics’in milat filmi. Hawkman, Cyclone, Atom Smasher gibi yeni karakterlerin sinematik evrene katılması ile sinematik evren daha geniş hikaye yelpazesine ve olay akışına sahip olacak. Bununla beraber Black Adam, eğlenceli, tatmin edici ve yüksek tempolu bir yapım.

Black Adam: DC’den Evrene Yeni Bir Soluk

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap