Adresi Olmayan Ev: Metaforik Algılarla Düzen İçerisindeki Düzensizlik
Yönetmenliğini ve senaryosunu Hatice Aşkın’ın üstlendiği Adresi Olmayan Ev, ilk gösteriminin yapıldığı 2024 yılında festival filmi olarak izleyiciyle buluştu. Uzun festival yolculuğunun ardından film 26 Aralık 2025 tarihinde ülkemizde vizyona girdi. Türkiye ve Yunanistan ortak yapımı olan projenin başrollerini Boran Kuzum, Osman Sonant, Janset ve Zeynep Tuğçe Bayat üstleniyor. Oldukça metaforik imgeler ve göndermelerle kurgulanan film, her sahnesinde ciddi bir duygusal derinlik barındırıyor. Filmin her karesinde arka planda görünen en ufak obje, renk ya da sesin dahi bir anlamı olduğu açıkça hissedilen Bilim kurgu ve dram türündeki film, distopik bir gelecekte geçiyor.
Adresi Olmayan Ev: Metaforik Algılarla Düzen İçerisindeki Düzensizlik
Film, yedi ölümcül günahı iki ek günahla daha genişleterek toplam dokuz günahı, distopik bir gelecekte “asıl suç” kategorisine yerleştiriyor. Açgözlülük, kibir, şehvet, öfke, kıskançlık, tembellik, savurganlık, ihanet ve şiddet gibi duygu ya da davranışları sergileyen kişiler, “Unutma Yasası” kapsamında öldürülüyor ve toplumdan tamamen siliniyor; yani hiç var olmamış gibi yok sayılıyor. Bu yok oluş yalnızca fiziksel değil, aynı zamanda duygusal izleri de hedef alıyor. Kişisel eşyalar ortadan kaldırılıyor, kayıtlar siliniyor, fotoğraf albümlerindeki görüntülere kadar her şey sistemli bir biçimde yok ediliyor. Film, böylece suç işleyenleri yalnızca bedenen değil; hafızadan ve tarihten de silen sert bir düzen kuruyor.
Genç bir avukat olan Alper, bir gün iş yerindeyken bir telefon alıyor. Daha o sabah birlikte kahvaltı yaptığı annesinin ironik bir şekilde öldüğünü öğreniyor. Ağlamak için köşe bucak kaçan Alper, aldığı haber karşısında büyük bir şok yaşıyor. Babasıyla birlikte eve geldiklerinde ise Unutma Yasası kapsamında görev yapan yetkililerin annesine ait eşyaları ve onu hatırlatan her şeyi aldıklarına tanıklık ediyor. O ana kadar yasalar gereği sıradan bir hayat süren Alper’in yaşamı ve bakış açısı bir anda tamamen değişiyor.
Adresi Olmayan Ev: Metaforik Algılarla Düzen İçerisindeki Düzensizlik
Filmin konusuyla ilgili fazla detaya girmenin spoiler tehlikesi yaratacağını düşündüğüm için sinematografik yönüne değinmek istiyorum. Filmin her sahnesi oldukça fazla detay barındırıyor. Tüm sahneleri tek tek ele almak metni gereğinden fazla uzatacağı için yalnızca bazı örnekler üzerinden ilerleyeceğim. Bunlardan biri yukarıdaki görselde de yer alan, grup terapisi şeklinde bir araya gelen kişilerden oluşan sahne. Bu sahnede toplam dokuz kişi görüyoruz. Kendi yorumuma göre bu dokuz kişi, filmde “büyük suç” olarak gösterilen dokuz günahın temsili birer karşılığı niteliğinde. Her ne kadar sahne, suç işleyen bireylerden ziyade onları unutamayan ve hâlâ yas tutan insanları anlatsa da, kişi sayısının dokuz olması bilinçli bir tercih gibi duruyor.
Adresi Olmayan Ev: Metaforik Algılarla Düzen İçerisindeki Düzensizlik
Filmin bazı sahnelerinde kırmızı ve yeşil renk detayları öne çıkıyor. Bu renkler kimi zaman yiyecek, kimi zaman eşya, ışık ya da farklı unsurlar aracılığıyla karşımıza çıksa da filmin baskın tonları olarak değerlendirilebilir. Bu sahnelerde yoğun biçimde simetrik kamera açıları kullanılmış ve her karede sahne, bir obje aracılığıyla ikiye bölünmüş. Bazen bu obje bir vazo, bazen bir ayna, bazen bir duvar, bazen de yalnızca bir bakış oluyor.
Görselde bulunan sahnede Alper’in iki aynada hem önden hem arkadan yansımasını görüyoruz. Buradaki algı, geçmiş ve gelecek vurgusu olarak yorumlanabilir. Annesinin ölümü nedeniyle derin bir üzüntü yaşayan Alper’in içsel çatışması oldukça belirgin. Arkadan görünen aynadaki yeşil renk baskısı ile önden görünen aynadaki kırmızı ton, bu duygu ayrımını simgesel olarak yansıtıyor olabilir.
Adresi Olmayan Ev: Metaforik Algılarla Düzen İçerisindeki Düzensizlik
Film daha ilk sahnelerinden itibaren kırmızı rengi ısrarla öne çıkarıyor. Bu vurguyla birlikte izleyici, daha baştan “bu bir sanat filmi” hissine kapılıyor. Bir diğer simetrik sahne ise filmin başlarında ailenin birlikte yaptığı kahvaltı sahnesi. Filmde görünen her detayın belli bir anlam çerçevesinde kurgulandığı açıkça hissediliyor. Duvar arka planları, sahnenin iki yanında yer alan mavi objeler ve Alper’in merkeze alınarak kadrajlanması bu durumu destekliyor.
Sahne tasarımı ve ses kullanımının tekdüze bir yapı içerisinde sunulması, bana Stanley Kubrick’in Eyes Wide Shut filmini anımsattı. Özellikle filmin jenerik tasarımı, kullanılan font ve renkler incelendiğinde; Kubrick’in filmine ait minimal posterlerden ve genel tasarım anlayışından esinlenilmiş olabileceği düşüncesi oluşuyor. Bunun bilinçli mi yoksa tesadüfi mi olduğu kesin olarak söylenemez; ancak detaylara önem veren bir izleyici olarak bende uyandırdığı çağrışım bu yönde oldu.
Adresi Olmayan Ev: Metaforik Algılarla Düzen İçerisindeki Düzensizlik
Bir diğer simetrik sahnede Alper’in gözlerinde anılarını görüyoruz. Teknik anlatım açısından oldukça etkileyici bir sahne olduğunu söyleyebilirim. Anlatısal olarak bakıldığında kadrajın göz ve burun hizasında kurulması, sahnenin adeta bir “maske” etkisi yaratmasına neden oluyor. Eyes Wide Shut estetiğinin izlerini burada da görmek mümkün. Bu sahne aynı zamanda Alper’in içinde yaşadığı çığlıkların ve hüznün güçlü bir yansıması niteliğinde.
Adresi Olmayan Ev: Metaforik Algılarla Düzen İçerisindeki Düzensizlik
Genel olarak her detaya tek tek değinmeyeceğim; ancak filmi izlediğinizde ne demek istediğimin daha net anlaşılacağını düşünüyorum. Oyunculuk performanslarına baktığımda Boran Kuzum’un hemen her sahnede oldukça başarılı bir performans sergilediğini söyleyebilirim. Bununla birlikte, filmde sıkça tekrarlanan kamera açıları ve yoğun anlatısal derinlik, oyunculuk performanslarının zaman zaman geri planda kalmasına neden olmuş.
Bana göre sinematografik anlatım bu denli ön plandaysa, filmin temel hikâyesinin geri plana düşmemesi gerekir. Simetrik açıyla eşitlik duygusu vurgulanıyorsa, bu dengenin anlatı ve teknik arasında da kurulması beklenir. Oldukça az kamera hareketine sahip olan film, çoğunlukla sabit planlar üzerinden ilerliyor. Bu durum filmin kendine özgü dilini güçlendirse de, bazı sahnelerde diyalogların artırılması anlatının daha net kurulmasına yardımcı olabilirdi. Aksi hâlde seyirci, teknik tutarlılık eksikliği nedeniyle zaman zaman anlatıdan kopabiliyor.
Adresi Olmayan Ev: Metaforik Algılarla Düzen İçerisindeki Düzensizlik
Sonuç olarak Adresi Olmayan Ev, genel hatlarıyla değerlendirildiğinde başarılı bir örnek olarak karşımıza çıkıyor. Sinema dili açısından oldukça güçlü bir yapım. Ancak bütünlük algısı ve sahneler arası geçişler, farklı kamera açılarıyla teknik olarak biraz daha desteklenebilirdi. Boran Kuzum ve Osman Sonant’ın uyumu filmi bir üst seviyeye taşırken, kamera hareketlerindeki sınırlılık bu etkiyi yer yer zayıflatıyor. Vermek istediği mesajları ve detayları büyük ölçüde izleyiciye aktarabilen film, derin analizlere açık bir anlatı sunuyor. Daha önce de belirttiğim gibi, Eyes Wide Shut ile benzerlik taşıyan sahnelerin filme kattığı pozitif ve negatif etkiler tartışmaya açık. Metaforik anlatımı ve derinlikli sinema dilini seven izleyicilere filmi şiddetle tavsiye ederim.