Crime 101: Polis Hulk, Hırsız Thor’u Yakalamaya Çalışıyor
Hırsız-polis kovalamacaları her zaman ilgi çekici olmuştur; hele bir de bu hırsız iyi giyinip lüks yerleri kibarca soyuyorsa ve kafayı ona takmış bir polis her zaman onun peşindeyse… Bu ilgi çekici tarzın son örneklerinden biri olan Crime 101, nisan ayında Prime Video’da yayımlandı ve beklendiği gibi ay boyunca en çok izlenen 10 film listesinde yerini korudu.
Yapım, 144 dakikalık süresiyle oldukça uzun. Başrollerini ise hepimizin Thor olarak sevdiği Chris Hemsworth, Hulk’umuz Mark Ruffalo ve Halle Berry paylaşıyor. Hemsworth, takıntıları olan nazik hırsızımız James Davis’e hayat verirken peşindeki polis Lou’yu Ruffalo, zenginlerin mülklerini sigortalayan sigortacımız Shannon’ı ise Halle Berry canlandırıyor.
Açılış ve Karakterler
Film, sakin bir Los Angeles trafiğinde başlıyor ve karakterlerimiz yeni güne sakince hazırlanıyor. Bu sekans, karakterleri tanıdığımız ilk an ve James soygununa hazırlanıyor. James bir hırsız; takıntıları ve kuralları olan bir hırsız. Elmas başta olmak üzere sadece lüks eşyaları çalıyor, yalnızca 101. otoyol üzerindeki noktaları soyuyor ve kimsenin burnu bile kanamasın diye uzun uzun araştırmalar, planlar yapıyor. Dedektif Lou ise hayattan beklentisi kalmayan ve tek dayanağı James’i yakalamak olan yıkık bir polis. Shannon, hak ettiği terfiyi alamadığı için günden güne umudunu kaybeden bir sigortacı. Bu özellikler, bize James’in ilk gördüğümüz soygununda net bir şekilde gösteriliyor ve karakterleri yakından tanıyoruz.

Crime 101: Polis Hulk, Hırsız Thor’u Yakalamaya Çalışıyor
Bu çerçevede film ilerlerken ana karakterlerimizin hayatlarına, beklentilerine ve takıntılarına net bir şekilde odaklanıyoruz. Film, bu akışı gereğinden fazla uzatsa da herkesi iyice tanıyor; hareketlerini, motivasyonlarını ve isteklerini iyiden iyiye anlıyoruz. James bu noktada, soygundan başka bir hayat olduğunu çok gelişigüzel bir şekilde fark ediyor; patronunun deyimiyle yumuşamaya başlıyor ve riskli olsa da son bir iş yapıp emekli olmak istiyor. Lou ise kariyeri artık dibe doğru çökerken sürekli peşinde olduğu 101 soyguncusunu, yani James’in yaptığı son işi ince ince inceliyor ve departmanını ikna etmeye çalışıyor. Shannon ise artık yaşlandığı ve zenginleri ikna edemediği öne sürülerek terfiyi alamazken, yerine gelen genç bir kadın tarafından ekarte ediliyor. Bu noktadan sonra hikâye ilerledikçe karakterler birbirine bağlanmaya, hayatları iç içe geçmeye ve çıkarları çakışmaya başlıyor. Dediğim gibi, filmin neredeyse üçte ikisi bu şekilde ilerliyor.

Crime 101: Polis Hulk, Hırsız Thor’u Yakalamaya Çalışıyor
James son planı yaparken ve Shannon’la bağlantı kurmaya çabalarken bir yandan da Lou’dan kaçmaya ve açık vermemeye özen gösteriyor. James aynı zamanda yerine önerilen, daha kıyıcı genç bir soyguncuyu da yakalatmak ve son işi kendisi yapmak istiyor. Son soyguna adım adım yaklaşılırken sinirler geriliyor, karakterler yıkıma uğruyor ve herkes daha da pervasızca hareket etmeye başlıyor. Bu karakter yıkımları, yapımda bize soygundan çok daha ilgi çekici geliyor; kimse mükemmel değil ve herkes açık açık hatalar yapıyor. Polis soyguncuyu yakalayarak eski başarılı günlerine dönmeyi, James son bir iş yapıp gerçek bir hayata sahip olmayı, Shannon ise genç rakibini yenip on bir yıldır beklediği terfiyi almayı amaçlıyor; hepsi bu uğurda sınırları aşmayı göze alıp kendi planlarını yapıyor. Film, bu planların birbirini baltalaması ve iç içe geçmesi üzerine kurulu. Hikâye çok ufak detaylara bağlı ve bu detaylar, düğümü çözen yegâne yapı taşları olarak öne çıkıyor.

Crime 101: Polis Hulk, Hırsız Thor’u Yakalamaya Çalışıyor
Belki soygun-hırsız-polis aksiyonu bekleyebilirsiniz ama bu film bir aksiyon filmi değil; gerilim dolu, karakterlerin kendini bulduğu bir yolculuk hikâyesi. Derin işlenmiş karakterler bize iyi yansıtılıyor; bu noktada oyunculukları ve senaryoyu övmek lazım. James takıntılı; bir masaya oturduğunda masayı üç defa siliyor, göz teması kurmuyor ve sürekli çatal kaşıklarla uğraşıyor. İnce ince plan yapan ve hiç kanıt bırakmayan bir soyguncu ancak bu kadar güzel aktarılabilir.
Final ve Son
Film boyunca bizi ince ince hazırlayan büyük soygun anı geldiğinde, her karakterin planı devreye giriyor ve gerçek manada bir Meksika açmazı yaşanıyor. Kısa sürse de bu kilit anın finale bağlanması, tatmin edici bir sonla güzel bir şekilde sunuluyor. Sonda herkes istediğini değil ama hak ettiğini alıyor. Bunu izlemek gerçekten keyif verici.

Crime 101: Polis Hulk, Hırsız Thor’u Yakalamaya Çalışıyor
Müzikler ve Mekanlar
Filmin tonu keskin ve karanlık; bu da gerilimi ve karakterleri öne çıkarıyor. İlk bir saat boyunca ritim hiç artmıyor ve aksiyon yok denecek kadar az. Bu iyi kadrodan aksiyon bekliyorsanız, bu durum sizi sıkabilir. Müzikler sert ve vurgulu, bu da keskinliği ve gerilimi destekleyecek şekilde kullanılıyor. Mekân Los Angeles ve şehir bize net bir şekilde gösteriliyor; 101. otoyol, sahil ve şehir merkezi karakterlerle beraber hikâye akışına ve amacına uygun bir şekilde sunuluyor. Şehir temasını hissediyoruz ve sahnelerde yaşıyoruz.

Crime 101
Toparlayacak olursak, Crime 101 bir aksiyon filmi değil. Havalı hareketler ve havalı konuşmalar yok. Belki klişe sayılabilecek hırsız-polis kovalamacasını farklı bir şekilde ele alıyor ve karakterlerinin zayıflıklarını öne çıkararak bize bir kendini bulma yolculuğu sunuyor. Aksiyon değil de gerilim ve ince planların çakışmasını seven bir izleyiciyseniz, yapım tatmin edici ve çözüm sunan finaliyle sizi hem ekran başına kilitleyecek hem de sonunda keyif verecektir. 144 dakika boyunca aynı ton sizi sıkmazsa bence keyif alabilirsiniz.
Crime 101: Polis Hulk, Hırsız Thor’u Yakalamaya Çalışıyor