Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi: Modern Çağda Bir Büyüme Hikayesi
Geçtiğimiz hafta prömiyerini yapıp izleyici karşısına çıkan bir tiyatrodan bahsetmeye geldim. Yapım ekibi ve oyuncu kadrosunu görünce heyecanlanmamak elde değil, öncelikle bunu söylemem gerekirse. Bu ayki gösterimlerinden önce yazmak istedim ki sahnede izlemek için güzel bir oyun arayışındaysanız kaçırmayın. Bahsettiğim oyun tabii ki Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi.
Başrolde Berker Güven var ki kendisi oyunun yapımcısı da aynı zamanda. Ona Hare Sürel, İbrahim Arıcı ve Tayfun Erarslan eşlik ediyor. Eboni Booth’un kaleme aldığı ve 2024 Pulitzer Drama Ödülü’nü alan Primary Trust oyunundan uyarlanan Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi, modern zamanın bir “coming of age” (büyüme) hikayesi. Arkadaşlık, yalnızlık ve yeniden başlamaya dair incelikli bir metin.
“Coming of Age” Teması: Kenneth’in Dönüşüm Rüzgarı ve Yalnızlığı
Tek perde ve 95 dakikadan oluşan oyunun konusu kısaca; küçük bir kasabada yalnız yaşayan Kenneth’in yeni iş arayışıyla birlikte hayatına giren insanlar ve alışık olduğu düzenin kökten değişimi üzerine kurulu. Oyunu bir coming of age hikayesi olarak nitelendirmemin temel sebebi ise yalnızlığından ve çocukluğundan sıyrılıp yetişkinliğe adım atmaya bir türlü cesaret edememiş bir karakterin büyüme sancılarına tanıklık etmemiz. Kenneth, yalnızlığı ve sessizliğiyle hayata adeta hiç merhaba diyememiş bir çocuk-adam. Ancak bazı olayların tetiklenmesiyle bir dönüşüm rüzgarına kapılıyor ve yeni kurmaya başladığı bu hayatta ilk kez başarılı olmayı, sevilmeyi ve gerçek mutluluğu tadıyor.
Kenneth, günlerini her an yanında olan tek arkadaşı Bert ile geçiren biri. Senelerdir gittiği barda sessizce aynı köşede oturan, kimsenin dikkatini çekmeyen bir müdavim o. Hiçbir garson onunla iletişim kurmak istemezken, Corina bir gün onunla konuşmayı seçiyor. Kenneth’in hayatını merak etmesiyle başlayan bu süreç, Corina’nın ona iş arama yolculuğunda yardım etmesiyle bambaşka bir noktaya evriliyor.
Kenneth, insanlarla temasa geçtikçe geçmişinden sıyrılan ve korkularıyla yüzleşebilen birine dönüşüyor. Tabii bunlar yaşanırken, başlangıçta anlatmaktan çekindiği hikayesini de adım adım izleyiciyle paylaşmaya başlıyor. Bu sırada sahne tasarımı ve oyunun atmosferi kesinlikle çok büyük bir rol edinerek, oyunu katmanlı bir yere taşıyor.

Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi: Modern Çağda Bir Büyüme Hikayesi
Bert ile olan ilişkisi hakkında spoiler verip oyunun büyüsünü bozmamak adına detaylara girmiyorum ama bu ilişkinin, “büyümek” üzerine olan düşüncelerimi devleştirdiği bir gerçek. Hem naif hem sarsıcı bir ilişkiden söz ettiğimizi söyleyebilirim sadece. Eğer “büyümek” üzerine olan düşünceleriniz biraz duygusalsa, minik bir gözyaşı akıtabilirsiniz.
Beni en çok etkileyen kısım; bir şeylerle vedalaşmayı ne kadar istemesek de hayatın bizi buna mecbur bırakışını, biz kendi gerçekliğimizi inşa etsek bile hayatın bir noktada ortaya çıkıp bizi somut gerçekliğe çekişini bu kadar iyi anlatması oldu galiba. Büyümek istemesek de vedalardan hoşlanmasak da her şey gerçekleşmek zorunda. Hayatın boyunca yaparım dediğin işlerin değişimi, arkadaşların hayatından çıkışı ve yenilerinin gelişi, hepsi bu kaçınılmaz büyüme sürecinin birer parçası. Bu parçaları tek tek birleştirerek, Kenneth ile size de bu sancıları kabullendiren bir noktada final yapılması da tabii ki ayakta alkışlanmayı fazlasıyla hak ediyor.
Teknik Başarı: Sahne Tasarımı ve Işığın Atmosferle Olan Dansı
Sahne tasarımı ve ışık kullanımı, oyunun dünyasına girmemizi sağlayan, kesinlikle üstüne konuşulması gereken bir diğer temel direk. Tiyatroda ışıklandırma doğru kurgulanmadığında ya da teknik bir aksaklık yaşandığında, seyircinin oyunla kurduğu o hassas bağ ve akış kolayca bozulabilir. Ancak bu oyunda, sahne tasarımının sadeliği ile ışıkların birbiriyle olan dansı, atmosferi öylesine destekliyor ki izlemeyi başlı başına büyük bir keyif haline getiriyor. Sadece incelikli bir metne tanıklık etmek değil, böylesine titiz bir teknik başarıyı sahnede görmek de ayrı bir mutluluk veriyor.

Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi: Modern Çağda Bir Büyüme Hikayesi
Tüm bu anlatı yapısı ve teknik tercihler, sahnede devleşen performanslarla birleştiğinde ortaya sadece izlenen değil, Kenneth ile birlikte her anı hissedilen bütüncül bir eser çıkıyor.
Sahnede Devleşen Performanslar: Berker Güven, Hare Sürel ve Tayfun Erarslan
Hare Sürel ve Tayfun Erarslan’ı daha önce sahnede izleme şansı bulmuştum ve yine harikalar. Özellikle Hare Sürel’in sahne dinamiği oyunu çok daha sıcak bir noktaya taşıyor. Hem ekranda hem sahnede izlemeye bayıldığım biri olması biraz öznel bir yorum mu diye düşünüyorum ama oyunu seyretmeye giderseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız. Tayfun Erarslan için yorum yapacak yetkinliği kalemimde görmediğim için sadece canlandırdığı iki farklı karakterin geçişi ve sahnedeki ustalığının güven verdiğini söyleyebilirim. Berker Güven’i ilk defa sahnede izledim ve daha çok sahnede izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ekranda izlerken yeteneğinin gölgede kaldığını düşündürdü bana. Oyunda İbrahim Arıcı ile olan uyumları o kadar iyi ki, yakaladıkları enerji gitgide artarak karakterleri hemen içselleştirmenizi sağlıyor.

Çok Küçük Bir İhtimalin Hikayesi: Modern Çağda Bir Büyüme Hikayesi
Sezonun öne çıkanlarından birisi olacağına inandığım oyunun belli olan gösterimleri 7 Mayıs’ta Oyun Atölyesi’nde, 8 Mayıs’ta DasDas’ta. Çıkışında bana bir şeyler düşündüren ya da kafamdaki düşüncelere konuk olan oyunları sevmemin yanında, beklediğim duygusal etkiyi de yaratmasıyla benim bayıldığım bir iş olmuş. Sahnesi bol olsun.