Young Werther: Depresyondan Uzaklaştıracak Bir Uyarlama
Bu filmde ufak da olsa “spoiler” içermektedir.
Goethe’nin 1774 yılında yazdığı Genç Werther’in Acıları romanını okudunuz mu? O dönemlerde intiharın gitgide artmasına sebep olan bu mektup romanı, yayımlandığı dönemde büyük yankı uyandırmıştı. Şimdi, 250 yıl sonra, Young Werther adıyla Portekiz asıllı Kanadalı yönetmen José Avelino Gilles Corbett Lourenço’nun yönetmenliği ve senaristliğinde modernize edilerek günümüze uyarlanıyor. Hem de incelikli ve romantik bir şekilde.
Başrollerinde Douglas Booth, Alison Pill, Iris Apatow, Jaouhar Ben Ayed, Amrit Kaur ve Patrick J. Adams’ın yer aldığı film; Charlotte adında son derece güzel, entelektüel bir kişiliğe sahip birine âşık, fakat oldukça sorumsuz genç bir yazar olan Werther’in hikâyesini anlatıyor. Bu incelikli romantik komedi de bugün itibarıyla Bir Film tarafından vizyona giriyor.
Son derece çekici, tutkulu ama aynı zamanda sorumsuz bir yazar olan Werther (Douglas Booth), annesinin isteği üzerine Toronto’ya gönderiliyor. Werther, Toronto’da genç, güzel ve entelektüel bir kadın olan Charlotte’a (Alison Pill) gönlünü kaptırıyor. Charlotte, son derece etkileyici, kararlı ve centilmen nişanlısı Albert’a (Patrick J. Adams) bağlıdır. Charlotte’un bu bağlılığı, Werther’in hayatını tepeden tırnağa altüst eder. Werther, hayattaki en büyük amacı olarak Charlotte’un gönlünü kazanmak için her şeyi yapmaya hazırdır.
Şimdi hikâye tarafına biraz göz atalım. Bu hikâye, Goethe’nin 1774 yılında yazdığı bir romandan uyarlanıyor. Pek çok araştırmaya göre bu kitap, hikâyesi itibarıyla olay yaratmış. Goethe bu kitabı yazdığında 25 yaşındaydı. Bu yaşta yazdığı roman, Alman edebiyatında oldukça sevilmiş ve yazarı şöhret basamaklarında yukarı taşımıştır. Roman, Werther’in hastalıklı derecede kafasına taktığı Charlotte’a olan bağlılığını, çektiği acıları ve sonunda intihar etmesiyle son bulur. Yani roman özünde biraz daha karanlık bir atmosfere sahiptir. Ayrıca bu roman, pek çok kişiyi intihara sürüklemesiyle de skandallara neden olmuştur.
Bu filmin hikâyesi ise cıvıl cıvıl ve umut dolu bir anlatıma sahip. Yani orijinal romanın tam zıttı. Aslında film, romanın yapısına tam anlamıyla zıt düşen özellikler taşıyor. Anlatım açısından aşkı ve hayatı sevdiren bir yöne sahip. Filmi seyrederken hayatın aslında sürprizlerle dolu olduğunu; tüm güzelliklerin yanı sıra hayatın çirkinliklerinin de var olduğunu fark ediyorsunuz. Aşkta, kariyerde, sınavda, eğitimde; kısacası insan hayatında pek çok inişli çıkışlı yol olabiliyor. Bu film ise hayattan kopmanın hiç ama hiç çözüm olmadığını dile getiriyor. Yani film; aşk, sürprizler ve iniş çıkışlarla “her şeye rağmen hayat güzeldir” dedirtebiliyor. Ama hikâyenin derinliği konusuna gelirsek… Yok canım, o kadar da derinlik barındırmıyor be kardeşim.

Young Werther: Depresyondan Uzaklaştıracak Bir Uyarlama
Sinematografi konusunda da çok fazla karamsarlık aramayınız efendim. Neden mi? Çünkü film, hikâyesiyle karamsar davranmıyor. Toronto şehri, mağazaları, evleri, otelleri ve restoranları; sıcak renk paletleriyle cıvıl cıvıl ve iç ısıtıcı bir şekilde yansıtılmış. Ayrıca yakın plan ayna çekimleri ve zaman zaman güldüren uzak açılar, filmin karakterine renk katıyor. Ama, ki bir aması var bu filmin, bunda da çok fazla bir derinlik yok. Hem de hiç, a canım.
Peki, müzikleri ve sesleri bu yapımın neresinde yer alıyor? Film müzikleri, Dream Scenario filminin de müziklerini yapan Owen Pallett tarafından klasik barok müziğinden esinlenerek hazırlanmış. Bazı parçalar gerçekten iliklerinize işleyecek güzelliğe sahip. Bazıları ise filmin amacına hizmet edip etmediği konusunda şüphe uyandırabiliyor. Yine de hakkını teslim etmek lazım; filmde seçilen bazı şarkılar oldukça başarılı. Eğlenceli ama aynı zamanda hüzünlendirici şarkıların da yer aldığı bir liste mevcut.
Oyunculuklar ise adeta filmin vitamini. Daha önce bu isimleri tanımıyordum, araştırınca çok şaşırdım. Başrol oyuncusu Douglas Booth, Werther karakterini nasıl sevecen, nasıl iyi, nasıl temiz kalpli oynamış; gerçekten hayranlık uyandırıcı. Werther’in psikolojik yönlerine çok iyi hazırlanmış. Üstelik kameraya da oldukça yakışıyor.
Arkadaşımın aydınlatmasıyla öğrendim ki Booth daha önce Loving Vincent (2017) filminde Theo karakterini, Great Expectations (2013), Mary Shelley (2017) ve My Salinger Year (2020) gibi yapımlarda da oynamış. Charlotte’u canlandıran Alison Pill ise güzel yüzü, psikolojik gelgitleri ve naifliğiyle etkileyici bir performans sunuyor. Albert rolündeki Patrick J. Adams, centilmenliğin hakkını verirken, karakterin duygularını da izleyiciye başarıyla yansıtıyor. Küçük kardeşi Sissy rolündeki Iris Apatow ise gençlik enerjisiyle dikkat çekiyor. Ünlü oyuncu Leslie Mann ile yönetmen Judd Apatow’un kızı olan Iris, hayatın renklerini ve masumiyetini temsil eden rolüyle alkışı hak ediyor.

Young Werther: Depresyondan Uzaklaştıracak Bir Uyarlama
Yavaş yavaş toparlayalım; çünkü bu filme dair fazla söyleyecek sözüm kalmadı. Young Werther; Aşka, hayata ve sevgiye dair içimizi ısıtan; iyisiyle kötüsüyle, iniş ve çıkışlarıyla yaşamanın güzelliğini anlatan “çerezlik” bir film. Tam anlamıyla serbest bir roman uyarlaması. Güldüren, ağlatan klasik bir romantik komedi. Goethe hayranı dostlarım, bu film sizi sinemalarda bekliyor olacak. Ne zaman mı? Şimdi.
Puan: 6,4/10