The Poet: Yüksek Beklenti, Büyük Hayal Kırıklığı
Çağdaş Rus edebiyatının kurucusu sayılan, şairliği ve yazarlığıyla bilinen, “özgürlük şairi” diye anılan Aleksandr Sergeyeviç Puşkin’in biyografisinin özel gösterimi, 4 Aralık 2025’te Saint Petersburg’daki Mikhailovsky Tiyatrosu’nda yapıldı, 10 Şubat’ta da filmin prömiyeri gerçekleştirildi. 19 Eylül 2025 tarihinde de The Poet, Şair Puşkin adıyla Türkiye’de vizyona girdi.
Filmin yönetmeni Felix Umarov iken, senaryosu Andrey Kurganov ve Vasiliy Zorkiy tarafından kaleme alındı. Dram, müzikal, biyografi ve tarihi türleri birleştiren film, özünde bir dönem filmi.
Lise yıllarındaki Puşkin rolünde Kay Aleks Getts, sürgünlerdeki Puşkin rolünde Yuri Borisov, Andotya rolünde Svetlana Khodchenkova, Elizaveta rolünde Anna Chipovskaya (Puşkin’in şiirlerini adadığı kişi), Aleksandr Benke rolünde Sergei Gilev, Konstantin Danzas rolünde Roman Vasiliev (Puşkin’in lise arkadaşı), Nikolay rolünde Evgeniy Shvarts, Natalia rolünde (Puşkin’in eşi) Alyona Dolgolenko, Georges Charles rolünde Floria Desbiendras ve I. Nikolay (Puşkin’in eserlerini sansürleyen kişi) rolünde Yevgeny Schwate yer alıyor.
Filmin konusu, şair ve yazar A. Puşkin’in lise ve gençlik yıllarından başlayarak sürgün dönemlerine, eşi Natalia ile tanışıp evlenmesine ve bir düelloda hayatını kaybedişine odaklanıyor. Filmde A. Puşkin, halkın şairliğiyle sevip hayran olduğu, soylu bir aileden gelen ancak alkolik, kadın düşkünü ve şımarık biri olarak anlatılıyor. Sürgün yıllarında ise olgunlaşarak karakterinin değişime uğradığı gösteriliyor.

The Poet: Yüksek Beklenti, Büyük Hayal Kırıklığı
Peki gerçekten A. Puşkin böyle bir insan mıydı?
Puşkin hakkında yaptığım araştırmalara göre, filmde karakterinin oldukça abartılı yansıtıldığını söyleyebilirim. 1799’da Moskova’da soylu bir ailede dünyaya gelen Puşkin, Yunan ve Latin klasiklerinden, Voltaire ve Rousseau gibi düşünürlerden etkilenmiş. 1837’de, daha 38 yaşındayken bir düelloda hayatını kaybetmiş. Oysa Puşkin, eserleriyle sadece Rus edebiyatını değil, dünya edebiyatını da şekillendiren, özgürlük fikirleriyle halkını etkileyen, bağımsızlık konusunda ilham veren ve köleliğin kaldırılmasında bile rolü olan bir isim.
En bilinen eseri, manzum roman türünde kaleme aldığı Yevgeni Onegin. Bunun dışında Ruslan ve Ludmila, Çingeneler, Bahçesaray Çeşmesi, Kafkas Tutsağı gibi şiir kitapları; Yüzbaşının Kızı ve Maça Kızı gibi öykü kitapları da var. Hatta fikirleriyle Rus halkını Dostoyevski’den bile daha çok etkilediği söyleniyor. Kısacası kısa, acı ve sürgünlerle dolu hayatı kesinlikle filmde gösterildiği gibi değil. Temel olaylar doğru olsa da işleniş şekli bana hatalı görünüyor.
A. Puşkin bu filmde masalsı, epik bir kahraman olarak kurgulanmış. Filmin modern yorumu, Puşkin’in şiirlerinin rap tarzında topluca seslendirilmesi, benim açımdan tatmin edici değildi. Filmin neredeyse her sahnesinde müzik vardı; yalnızca Puşkin’in öldüğü sahnede müzik kesilmişti.
Bu filmden beklentim, Puşkin hakkında gerçek bilgilere ulaşabileceğim ve hikâyenin masalsı-rap tarzında değil, realist bir bakış açısıyla sunulacağı bir biyografi izlemekti. Çekimlerin çoğu stüdyoda değil de Moskova’nın doğal manzaralarında yapılabilirdi. Böylece yapay görüntüler yerine bize daha gerçekçi bir atmosfer sunulabilirdi.
2 saat 17 dakikalık süreye sahip olan film, iki parça halinde yayınlandı. İkinci bölüm başlarken umut verici görünse de, son kısımlarda dublaj seslerinin birbirine karıştığı sahneler izledim. O noktada filmden umudumu kestim. Ancak beğendiğim bir sahne vardı: A. Puşkin’in ölüm sahnesi… Müziğin kesildiği bu bölüm, filmin en duygusal ve etkileyici anıydı.

The Poet: Yüksek Beklenti, Büyük Hayal Kırıklığı
Filmde birbirinden değerli oyuncular yer alıyor. En iyi performansı ise pek çok yapımda rol alan ve en son Anora (2024) filmindeki performansıyla “En İyi Erkek Oyuncu” Akademi Ödülü’nü kazanarak uluslararası başarı elde eden başroldeki Yuri Borisov sergiliyor.
Sonuç olarak, bu film modern bir bakış açısıyla çekilmiş ve yeni bir tarzın denendiği bir dönem filmi olmuş. Yeni neslin dikkatini çekmek hedeflenmiş. Ancak daha başarılı işlenebilirdi. Bir Puşkin hayranı olarak benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Böylesine bir edebiyat dehası, bu kadar yüzeysel ve yanlış yansıtılmamalıydı. Çok değerli oyuncular ve güzel bir fikir olmasına rağmen, senaryo, yönetim ve kurgu hataları yüzünden konu iyi değerlendirilememiş. Bu nedenle puanım düşük. Benim beklentimi karşılamadı. Başka filmlerde görüşmek dileğiyle.