Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriRiff Raff: Aile Bağları Kördüğümdür Oldum Olası

Riff Raff: Aile Bağları Kördüğümdür Oldum Olası

Yazar: Ömer Acıoğlu
Riff Raff: Aile Bağları Kördüğümdür Oldum Olası

Riff Raff: Aile Bağları Kördüğümdür Oldum Olası

Filmin başında anlatıldığı gibi, aile bağları çok ama çok karmaşık. Özellikle her bireyin aileyi altüst edebilecek sırları varsa ve geçmişle yüzleşiyorsa, işte o zaman işler çok fena olabiliyor. Öyle bir şey ki bu, aile bağlarını iyice kördüğüm hâline getiriyor. Kördüğümü çözmek de kolay olmuyor elbette.


İşte Dito Montiel, bizi son filmi Riff Raff ile kördüğüm olmuş aile bağlarını çözmeye davet ediyor. 2006 yılında A Guide to Recognizing Your Saints filmiyle Sundance’ta En İyi Yönetmen ödülünü kazanan Montiel’in son filminin oyuncu kadrosu oldukça dikkat çekici. Kimler yok ki: Jennifer Coolidge mi dersiniz, Ed Harris mi, Bill Murray mi, Gabrielle Union mı… Bu konuda bir şey diyemem. Ama bunun dışında gençleri cezbeden oyuncular da var. Mesela Thunderbolts filmiyle gönlümüzü kazanan, aynı zamanda Bill Pullman’ın oğlu olan Lewis Pullman ve The King of Staten Island (Judd Apatow, 2021) filmiyle tanınan Pete Davidson da filmin tuzu biberi.


Senaryosunu Stronger (David Gordon Green, 2017) filminin senaristi John Pollono’nun yazdığı film, Toronto Film Festivali’nde prömiyer yaptı. Bu Cuma itibarıyla da Bir Film dağıtımıyla Vagon Film tarafından vizyona giriyor. Gelin, sizi hikâyeye yavaşça alalım.

Eskiden bir suçlu olan Vincent, karısı Sandy ve oğlu DJ ile birlikte mutlu ve huzurlu bir hayat sürmektedir. DJ ise üniversiteye gitmeden önce son bir kez kulübede yılbaşı partisi kutlamaya karar verir. Ancak bu güzel aile tablosu bozulur. Nedeni şu: Vincent’ın geçmişinden gelen eski oğlu Rocco ve eski karısı Ruth ortaya çıkar. Üstelik daha da kötüsü, Rocco’nun peşinde olan gangster ikilisi Lonnie ve Lefty’nin de işin içine girmesi, Vincent’ın geçmişiyle yüzleşmesine neden olur.


Aile bağlarının karmaşıklığından bahsettik ya, işte bu filmde bu konu biraz daha açılıyor. Aile ilişkilerinin karmaşıklığı matruşka misali anlatılmış. Yani bir aile var, sonra o bireyin eski ailesi, ardından başka bireyler derken hikâye gittikçe dallanıyor, dallandıkça budaklanıyor, budaklandıkça biraz daha açılıyor.
Peki, çok mu yaratıcı bir hikâye? Maalesef hayır. Hatta bu filmi seyrederken zaman zaman Ali Atay’ın Ölümlü Dünya (2018) filmi aklıma geldi. Tabii ki orada tüm ailenin suçla dolu geçmişi anlatılıyordu. Buradaysa yalnızca bir bireyin geçmişi konu ediliyor. Yine de bu hikâyeye “değişik” demem zor. Bu noktada devreye diyaloglar giriyor. Filmin bazı sahnelerindeki diyaloglar seyirciden “Ooo”, “Vay”, “Aaaauw” gibi tepkiler alabilir. Ama sadece bazı sahnelerde. Zira oldukça tanıdık bir hikâye izleme ihtimaliniz yüksek.


Görsellik açısından da çok dikkat çekici olduğu söylenemez. Kış mevsiminin getirdiği soluk renklerle ve çeşitli kamera açılarıyla karakterlerin bilinmeyen yönlerini kısmen de olsa görebiliyorsunuz. Ancak bu görsellik sınırlı kalıyor; çünkü film daha çok diyaloglara dayanıyor.
Kurgusu ise bir nebze olsun filmi kurtarıyor; çünkü geçişler iyi yapılmış. Bunun sebebi de flashback sahneleri.
Müzikler ise klasik Amerikan filmlerinden çok farklı değil. Country müzikleri ve yılbaşı şarkıları eşliğinde sizi yılbaşı atmosferine taşıyor. Özellikle country şarkıları, taşra hissini iyi veriyor ve sizi taşrada olduğunuzu hatırlatıyor. Diyaloglardaki ses tonları açısından da fena değil. Oyuncuların farklı ses tonları sayesinde sahneler hem sakin hem de gerilimli geçiyor.


Oyunculuklara gelecek olursak, işte orası biraz muamma. Bazı oyuncuları beğendiğimi söyleyebilirim. Bill Murray’in filmde yavaşça büyüttüğü intikam duygusunu çok iyi yansıttığını düşünüyorum. Soğuk, sert ama duygularını belli etmeyen bir karakteri başarıyla canlandırmış. Ed Harris de iyi bir aile babasını canlandırmakta oldukça başarılı. Lewis Pullman’ın performansı da geri kalmıyor. Jennifer Coolidge ve Gabrielle Union da anne rolünü iyi üstlenmiş.
Film sayesinde tanıdığım üç yeni oyuncu var: Miles J. Harvey, Pete Davidson ve Emanuela Postacchini. Emanuela Postacchini’nin performansı hiç fena değil. Harvey ve Davidson ise birbirlerinden rol çalacak kadar zeki oyuncular. Gençler bölümünden asıl oyuncular bu ikisi.

Riff Raff: Aile Bağları Kördüğümdür Oldum Olası

Sonuç olarak, aile karmaşıklığını ve sırlarla daha da derinleşen aile ilişkilerini matruşka tekniğiyle başarılı şekilde anlatan bir film olmuş. Hikâye tanıdık, teknikler fena değil, oyunculuklar ise eğlenceli. Açık konuşacağım: Benim gibi genç seyirciler bu filmi tercih etmeyebilir; ancak daha büyük yaştaki izleyiciler için ilgi çekici olabilir. Kara komedi sevenler için de uygun. Patlamış mısırınızı ve kolanızı alın, izleyin ve sonra unutun. Tam olarak öyle bir film bu.

Puan: 3/5

Riff Raff: Aile Bağları Kördüğümdür Oldum Olası

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...