Dreams: Göçmen Krizinde Aşk ve Sadakat
Birine güvenmek zor mudur? Bu tarz ikili ilişkilerde çıkar çatışması çıktığında, hiyerarşi değiştiğinde, güç sarsıldığında bu ilişkilerin güveni zedelenmez mi? Zedelenir.
İşte karşınızda, bu hikâyeyi, bu temayı böylesine acımasızca, mazoşistçe anlatan Dreams. Meksika sinemasının en mazoşist yönetmenlerinden Michel Franco, New Order (2020), Sundown (2021) ve Memory (2023) filmlerinden sonra bu kez daha sert bir yapımla geri dönüyor. Başrollerini Memory filminde de karşımıza çıkan Jessica Chastain ve gerçek hayatta da balerin olan Isaac Hernandez’in paylaştığı bu film, Meksika’dan kaçak gelen genç bir baletin, sosyete mensubu ve sözde “sanat”la ilgilenen bir kadınla olan aşkını, güvenini, sadakatini ve sırlarını anlatıyor. Geçtiğimiz yıl Berlin Film Festivali’nde yarışan, ülkemizde de İstanbul Film Festivali’nde gösterilen ve eleştirileri ikiye bölen bu film, bu Cuma itibarıyla Bir Film tarafından vizyona giriyor.

Dreams: Göçmen Krizinde Aşk ve Sadakat
Mazoşist Bir Aşk Hikayesi
Meksikalı genç bir balerin, hayallerini gerçekleştirmeye ve sevgilisine güvenmeye kararlı biri olarak cesur bir adım atıyor. Mesleği uğruna Meksika’dan San Francisco’ya kaçak bir göçmen olarak geliyor. Sevgilisine olan güveni ve sanatına duyduğu tutkuyla, prestijli bale dünyasının bulunduğu bu şehirde tutunmaya çalışıyor. Fakat gerçekler hayallerle çakışıyor, içlerindeki arzular ise yavaşça çürüyor. Hâliyle aşkın yerini bir süre sonra işkence alıyor.
Trump dönemi ABD’sinde geçen film, beyaz Amerikalıların sanatı suçtan arınmak için kullandığı bir dönemde, zenginle fakirin aşkını anlatıyor gibi görünse de aslında bu bir fakir erkek ile zengin kadının aşkı değil. Bir savaş da değil; bu bir göç eleştirisi, bir sömürü eleştirisi, bir hiyerarşi eleştirisi, bir ırkçılık eleştirisi ve bir konfor eleştirisidir. Bu hikâyenin sonunda adını siz koyacaksınız.
Bu unsurların hepsinin bir ilişkiye yedirilmesi oldukça cesur. Bazı sahnelerde Michel Haneke’nin 2001 yılında çektiği The Piano Teacher (La Pianiste) filmini hatırlatıyor. Güç, hiyerarşi ve roller ne kadar değişirse değişsin, farklı coğrafyalarda zenginlerin ne kadar acımasız, konfora düşkün ve güvenilmez olabileceğini; soğuk sinematografisi, başta görülen mavi tonları (ki Derek Jarman’ın 1993 yapımı Blue filmini anımsatıyor), boşluk bırakmayan diyaloglarıyla oldukça gerçekçi ve çarpıcı biçimde anlatıyor.
Öte yandan, Siyah Kuğu balesinin yer aldığı bir sahne var ki bu sahne, filmin özünü açıkça yansıtıyor. İnsan karanlığını, gölgesini ve ihanetlerini oldukça iyi yansıtmış ve filmin sonuna da adeta bir kıyafet gibi uymuş.
Mavinin Karanlık Tonları
Görselliği ise filmin ne kadar acımasız olduğunu adeta haber veriyor. Öncelikle bizi yanıltan ve Derek Jarman’ın Blue filmi gibi yalnızca mavi bir renkle başlayan sahne, ardından kamyon sahnesiyle devam ediyor. Filmde kullanılan mavi rengin ve jenerikteki yazıların mavi olmasının bir sebebi var: mavinin çeşitli anlamlar taşıması.
Mavi, Meksika kültüründe otoriter güç, soğukluk ve kültürel çatışmayı simgeliyor. Aynı zamanda Fransız kültüründe özgürlük anlamına da geliyor. Ancak bunun neyin gücü, neyin soğukluğu ve neyin özgürlüğü olduğunu filmi izlediğinizde daha iyi anlayacaksınız.
Mavinin anlamlarını bildiğinizde görsel dünyaya yabancılık çekmeyeceğinizi düşünüyorum. Ağırlıklı olarak hareketsiz çekimlerin kullanıldığı, yer yer pan hareketlerine yer verilen bu film, çarpıcı olmasa da soğuk görselliğiyle etkileyici bir atmosfer sunuyor.

Dreams: Göçmen Krizinde Aşk ve Sadakat
Müziği ve Acımasız Oyunculuklar
Filmde sürekli kullanılan bir müzik yok; ancak yer yer Bach, Prokofiev ve Hussain gibi bestecilerin eserlerine yer verilmiş. Bu seçimler, filmin kültürel çeşitliliğini yansıtmayı amaçlıyor. Ses kullanımı çok öne çıkmasa da tonlamalar, bağırışlar ve açılıştaki sessizlik dikkate alındığında yeterli bir etki sağlıyor.
Jessica Chastain, kostümleri, performansı, bakışları ve tonlamasıyla karakterin iç dünyasını başarıyla yansıtmış. Ancak asıl dikkat çeken performans, gerçek hayatta Amerikan Bale Tiyatrosu’nda yer alan ilk Meksikalı balerin olan Isaac Hernandez’e ait. Filmdeki dönüşümü, sıcaklıktan sertliğe evrilen karakteriyle The Piano Teacher filmindeki Benoît Magimel’i hatırlatıyor. Sadece dansıyla değil, samimiyeti ve giderek sertleşen tavrıyla karakteri güçlü biçimde temsil etmiş.

Dreams: Göçmen Krizinde Aşk ve Sadakat
Son Yorum
İzniniz olursa toparlayayım. Kısacası, bu kadar açık sözlü ve sınıf ahlaksızlığını bu denli sert anlatan bu filmi ben mükemmel buldum. Hatta muazzam bile diyebilirim. Çünkü bu, adını sizin koyacağınız bir eleştiri: bir konfor eleştirisi, bir güç eleştirisi, bir özgürlük sorgulaması. Ama bu bir aşk masalı değil; nedenini ben söylemeyeyim, siz anlayacaksınız. Dreams, bu haftanın tavsiyesi olsun.