Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri One Day: Bu Kez Daha İyi Bir Uyarlama

One Day: Bu Kez Daha İyi Bir Uyarlama

Yazar: Beril Şamlı

One Day: Bu Kez Daha İyi Bir Uyarlama

Yıl 2011, ortaokul öğrencisiyim. Herkesin elinde aynı kitap, kitabın kapağında da Anne Hathaway ve Jim Sturgess var. Çoktan filmi çıkmış ve filmden bir sahne kitabın kapağında yer etmiş bile. Ben de yaşıtlarıma uyup kitabın bir kopyasını edindim tabii. O yaşta olması gerektiği gibi, ne olayları ne de karakterleri kendimle bağdaştırabilmiştim. Filmini izleyeyim dedim madem, o da aynı şekilde sıkıcı ve anlayamadığım romantik herhangi bir filmdi benim için. One Day hikayesi de öylece yok olup gitti hayatımda. Ta ki 2024 yılında, ben 20’li yaşlarımın ortasına gelmişken tekrar karşıma çıkana kadar.

Yapımcıları arasında kitabın yazarı David Nicholls’ın yer aldığı, yaratıcı koltuğunda ise Nicole Taylor’ı gördüğümüz Netflix dizisi One Day’in başrollerinde Ambika Mod’u (Emma Morley) ve Leo Woodall’u (Dexter Mayhew) izliyoruz. Ambika ve Leo, Emma ve Dexter rollerini oldukça başarılı bir şekilde ekrana yansıtmışlar. Emma rolü teklif edildiğinde kendisini role uygun görmediği için birden fazla kez reddeden Mod, dizide de kendi güçlü yönlerini göremeyen Emma karakteri için harika bir seçim olmuş. Mod, Emma karakterinin getirdiği idealist, sarkastik ve alaycı karakter özelliklerini, yeri geldiğindeyse dramatik sahneleri mükemmel şekilde ekrana yansıtmış. Woodall ise Mod’un oyunculuğundan asla geri kalmamış. Çekici, dışadönük, kaygısız Dexter karakterine fazlasıyla uygun oyuncu seçiminin yanı sıra, Woodall, Dexter’ın geçtiği zorlu hayat tecrübelerini canlandırmanın üstesinden kusursuz şekilde gelmiş.

Hikaye ise, Emma ve Dexter’ın 15 Temmuz 1988 Aziz Swithin Günü’nde Edinburgh’da üniversite mezuniyetlerinin olduğu gece nasıl tanıştıklarını ve sonraki 20 yılı anlatıyor. 14 bölüm içeren dizinin her bölümü yıllar içindeki 15 Temmuz tarihine odaklanıyor. Dizi formatı, filmden ziyade bu 20 yıla yayılan ve her yılın Aziz Swithin Günü’ne odaklanan One Day’in hikayesini anlatabilmesi açısından kesinlikle çok daha uygun. Bu şekilde Dexter ve Emma’nın yıllar içinde ilişkilerinin nasıl şekillendiğini, birey olarak nasıl geliştiklerini, 20’li yaşların nasıl inişli çıkışlı olabileceğini, 30’lu yaşların insana neler getirebileceğini film uyarlamasına göre daha detaylı işleme fırsatı buluyor. Bu da karakterlerin, kısaca genç yetişkinlikten yetişkinliğe nasıl ilerlediklerini ve aynı zamanda birbirleriyle ilişkilerinin de nasıl değiştiğini ayrıntılı şekilde görmemizi sağlıyor. Sadece romantizm odaklı bir hikaye değil, aynı zamanda “büyüme hikayesi” diyebileceğim bir hikaye olan One Day’i, özellikle kendi 20’li yaşlarımın ortasına gelmişken tekrar keşfetmek benim adıma çok güzel oldu.

14 bölümün her biri karakterlerin 22 yaşından itibaren 20 yıl boyunca her yılına bir pencere açıyor. Dizinin ilk yarısı, daha dengesiz ve değişken bir hayat dönemini anlatıyor. “Hayatta ne olmak istiyorsun? Hayatta ne yapmak istiyorsun? Planların ne? 40 yaşına geldiğinde nerede olmak istiyorsun?” gibi sorular sık sık karşılarına çıkıyor. Dexter bir süre geçiştiriyor bu soruların cevabını. “Falan filan ülkelere seyahat etmek istiyorum, zengin ve ünlü olmak istiyorum” gibi yüzeysel cevaplar veriyor. Emma ise yazar olma hayaline ulaşmadan önce yıllarca güçlükler yaşıyor. Doğduğundan beri her şeyi kolay elde edebilmiş Dexter’ın aksine, temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için nefret ettiği tam zamanlı işlerde çalışması gerekiyor. Ayrıca kendisiyle alakalı güvensizlikler de yaşıyor Emma. Birkaç yıl içinde televizyon sunucusu olan Dexter, gerçekten de zengin ve ünlü olma hedeflerine ulaşıyor. Emma’nın aksine kısa sürede istediği her şey olmuş olan Dexter, daha 30larına bile gelmeden hayatında oldukça inişli bir dönem yaşıyor. Dexter’ın hayatındaki bu kötü dönem, Emma ile ilişkisini de bozuyor ve bir süre hiç görüşmemeye başlıyorlar. 20’li yaşların kaçınılmaz noktası olan hayatta sıkışıp kalma durumunu iki zıt karakter aracılığıyla başarılı bir şekilde işliyor bu ilk yarı.

Dizinin ikinci yarısı ise Emma ve Dexter’ın daha stabil dönemlerine geçiş yapıyor. Emma öğretmenlik yapmaya başlamış, Dexter ise ilk kez “ciddi” bir ilişki yaşamaya başlamış. Bir süredir görüşmeyen Emma ve Dexter, ortak arkadaşlarının düğününde karşılaşıp tekrar birbirlerinin hayatına dahil oluyorlar. Dexter, bu karşılaşmada Emma’ya verdiği evleneceğinin, hatta ve hatta bir çocuğunun olacağı haberiyle hepimizi şaşırtıyor. Biz izleyiciler ise hala Emma ve Dexter’ın birbirleri için “bir arkadaştan daha fazla” olmalarını dilemeye devam ediyoruz.

Bu 20 yıllık Emma Morley ve Dexter Mayhew hikayesinde temeli oldukça sağlam bir arkadaşlık, derinlerde bir yerde birbirleri için bastırdıkları romantizm, 20leri hedef alan bir büyüme hikayesinin yanı sıra, başarılar ve başarısızlıklar, yas, pişmanlık ve kader gibi hayatın içinden birçok temayla karşılaşıyoruz. Dizi, bunu yaparken aynı zamanda birçoğumuzun hayatının playlistini çalıyor. Nico’dan Blur’e, The Velvet Underground’dan Pixies’e, Nick Drake’den Radiohead’e, Jeff Buckley’den Elliott Smith’e oldukça popüler ve tanıdık dönem şarkılarını, yine fazlasıyla tanıdık bu hikaye ile harmanlıyor.

Hayal kırıklığına uğrama korkusuyla yeni bir uyarlamaya önyargıyla yaklaşıyoruz genelde. One Day dizi uyarlaması içinse, hayal kırıklığının söz konusu bile olmadığını, bu ikinci uyarlamada karakterleri ve olayları kitabın hak ettiği gibi etkileyici oyunculuk performanslarıyla derinlemesine işlendiğini, sonuç olarak  başarılı bir yapım ortaya çıkardıklarını söyleyebilirim.

One Day: Bu Kez Daha İyi Bir Uyarlama

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...