Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Mr. Harrigan’s Phone: Korkunç Bağımlılık

Mr. Harrigan’s Phone: Korkunç Bağımlılık

Yazar: Buse Alkan

Mr. Harrigan’s Phone: Korkunç Bağımlılık

Herkese yeniden merhaba. Bugün sizlerle yeni yayına girmiş bir filmden söz edeceğiz: Mr. Harrigan’s Phone. Film, dün öğle saatlerinde Netlix’te yayına girdi. +13 ibaresiyle yayınlanan film 1 saat 46 dakika sürmektedir. Stephen King’in kısa, aynı adlı hikayesinden uyarlanan bu film gerilim, drama kategorilerinde yer almaktadır. Bu uyarlama ile beraber Netflix toplamda dört adet Stephen King uyarlamasına sahip olmuş bulunmakta.

Filmin yönetmen koltuğunda “Kör Nokta”, “The Founder”, “The Little Things” filmlerinden de tanıdığımız John Lee Hancock oturmakta. Filmin başrollerinde Jaeden Martell (Craig), Donald Sutherland (Mr. Harrigan), Joe Tippett, Kirby Howell-Baptiste (Ms. Hart), Cyrus Arnold ( Kenny Yankovich) gibi tanıdığımız isimler var.

Öncelikle oyunculardan bahsetmek istiyorum. Başrol rolünde olan genç oyuncuyu hepimiz daha önce yine bir Stephen King filminde izlemiş bulunmaktayız. “It” filminin yine başrollerinden biri olan Jaeden Martell (Craig) başarılı bir performans sergileyerek aklımızda kalabilmiş genç oyunculardan bir tanesi olmuş durumda. Bu filmde de kendine verilen rolü hakkıyla yerine getirdiğini düşünüyorum. En başından itibaren karakterin sessiz ama bir o kadar da akıllı tavrını gayet başarılı bir şekilde yansıtmış. Yaşadığı yalnızlık hissini davranışlarında ve mimiklerinde doğru şekilde yansıtmıştı. Yaşanan olaylardan sonra içine düştüğü dehşet anlarını seyirciye aktarmayı başarabilmiş.

Bir diğer başrol hepimizin çok iyi tanıdığı, “The Italian Job”, “Pride And Prejudice”, “Ad Astra” gibi filmlerde oynamış Donald Sutherland (Mr. Harrigan), rolünün hakkını fazlasıyla vermiş. Kendisi kötü bir karaktere ve üne sahip olan bir karakter olmasına rağmen aynı zamanda kendini seyirciye sevdirmesi gerekmekte olan bir karaktere sahipti. Ve bunu çok başarılı bir şekilde yerine getirdiğini söyleyebilirim.

Bir diğer oyuncumuz, Craig karakterinin babası rolünde bulunan Joe Tippett. Kendisini “Mare Of Easttown” ya da “Rise” dizilerinden tanıyor olabilirsiniz. Yalnız ve üzgün olması gereken bir baba karakterine sahip olan bu oyuncu özellikle  bakışları ve mimikleriyle çok başarılıydı.

Kirby Howell-Baptiste (Ms. Hart), sevgi dolu bir öğretmeni canlandırmakta ve bunda herhangi bir sorun yaşamamış. Kendisini daha önce The Sandman’de ‘Ölüm’ karakteri olarak izlemiş bulunmaktayız. Orada çok başarılı olsa da buradaki karakteri fazla derin olmadığı için rolü de biraz yüzeysel kalmış. Fakat bu durum rahatsız edecek herhangi bir sorun teşkil etmemiş. Ve gelelim filmin bir diğer karakterine yani Cyrus Arnold ( Kenny Yankovich)’a; siz kendisini “Zoolander 2” ya da “8-Bit Christmas” filmlerinden tanıyor olabilirsiniz. Fakat bu benim kendisini ilk izleyişim oldu. Kendisi filmin zorba karakteri ve oldukça itici bir karaktere sahip. Filmde kesinlikle kendinden nefret ettirmeyi başarmış bir oyuncu. Gerçekten oyunculuğunu beğendiğim bir sanatçı oldu. Umarım ilerde onu daha iyi yerlerde izleme şansımız olur.

Gelelim filmin hikâyesine. Buradan itibaren spoiler olabilir. Stephen King’in kısa hikâesinden uyarlanan bu senaryo annesini kaybetmiş Craig’in kasabanın milyarderi Mr. Harrigan’a gidip kitap okumasıyla başlar. Aralarında yıllarca güçlenen bir dostluk oluşur ve bir gün Mr. Harrigan hayatını kaybeder. Mr. Harrigan’a bir süre önce akıllı telefon almış olan Craig, onun telefona hayran olması sebebiyle gizlice telefonu tabuta koyar. Fakat telefon gömülü olmasına rağmen telefondan mesajlar gelir. Craig yaşadığı kötü olayları Mr. Harrigan’a sesli mesajla anlatır. Bunun üzerine Craig’e zarar veren ve onun üzülmesine sebep olan iki kişi hayatını kaybeder. Craig ilk başta yaşanan ölümden dolayı kendini suçlar ve uzun bir süre telefondan uzak kalır. Fakat birkaç yıl sonra Ms. Hart’ın ölümüne sebep olan katilin cezasını bulmaması üzerine telefonla yeniden iletişim kurar. Mr. Harrigan’dan katili öldürmesini ister. Bundan pişman olsa da artık çok geçtir. En sonunda bu olayları tamamen kapatmak ister ve iletişim kurduğu eski cep telefonunu nehre atar.

Senaryo uyarlandığı hikâye ile aynı seyirde ilerlemiş. Pek değişikliğe uğradığı söylenemez. Her ne kadar hikâyenin güzel olduğunu düşünsem de filmde beni rahatsız eden birkaç şey olduğunu da söylemeden edemeyeceğim. Yer altında olan bu telefonu Mr. Harrigan’ın ruhunun kullandığını düşünsek de bunun kesin olup olmadığını öğrenemiyoruz. Filmin sonunda birçok detayın açıklanmamış olması beni belirsizlik hissiyle baş başa bıraktı. Stephen King’in hikayesinde anlatmak istediği ve yaratmak istediği etki bu olsa da ben filmin sonunda daha fazla detayın açığa çıkmasını isterdim.

Filmin atmosferine baktığımızda temaya uygun bir ortam yarattıklarını söyleyebilirim. Açılış sahnesinden son sahneye kadar havadaki gerilimi vermeyi başarabilmişler. Filmde gerçekten mutlu gözüken tek karakter Ms. Hart karakteriydi. Bunu da daha aydınlık renkler kullanarak yansıtmışlar. Filmin geri kalanı daha kasvetli ve soluk bir ortamda geçmiş. Bu sebeple atmosfer ve renk kullanımı açısından başarılı olduklarını söyleyebilirim. Ayrıca Mr. Harrigan’ın evinde geçen sahneler oldukça simetrik kadrajlar bulundurmakta. Bu rahatsız edici havaya güzel bir uyum sağlamış. Keşke filmin devamında da böyle kadrajlar kullanılsaymış. Bunun haricinde film teknik olarak çok fazla bir şey vadetmemiş. Renk kullanımı, atmosfer ve filmin başlarındaki simetrik sahneler hariç ekstra bir teknik kullanımı olmamış.

Filme genel olarak baktığımda iyi bir hikâye, iyi oyunculuklar ve iyi bir atmosfer görüyorum. Bir gerilim filminden istenilen o duyguları yaşatmayı başarabilmiş. Her ne kadar beni rahatsız eden bazı açıklanmayan detaylar olsa da genel olarak filmi başarılı bulduğumu söyleyebilirim. İzlemesi heyecanlı, anlatımı derin ve anlamlı bir hikâye yansıtmayı başarabilmişler. Bu sebeple gerilim severlere tavsiye ederim. Şimdiden iyi seyirler.

Mr. Harrigan’s Phone: Korkunç Bağımlılık

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap