Liste: Kayıplar, Planlar ve Pişmanlıklar
Mutsuz bir insanı görünce tanır mısınız? Neye benzer? Neler yapar? Aklımıza gelen genelde yorganın altında ya da şişenin dibinde kaybolmuş bir suret olsa da her zaman böyle görünmeyebilir. Kimi zaman mutsuzluk; görevlerin, yapılacakların, listelerin arkasına saklanabilir.
İnci Türkay’ın başrolünde olduğu, yönetmenliğini Ayşegül Hardern’in üstlendiği ve Jennifer Tremblay tarafından yazılan tek kişilik oyun Liste de tam olarak bu şekilde görünen bir mutsuzluğa odaklanıyor.

Liste: Kayıplar, Planlar ve Pişmanlıklar
Spoilersız Bir Önbakış
Başarılı bir reji ve sahne tasarımı, oyunla ilgili ilk söyleyeceğim şey olabilir sanırım. Gölge ve ışık oyunlarıyla sahnedeki anlatıya çok ciddi katkılar sağlanmış; oyundan sonra en çok aklımda kalan da bu oldu. Basit dekorlarla derinlikli bir iş çıkarılmış.
İnci Türkay’ın oyunculuğu bir saniye aksamadan, tane tane ilerliyor. Rejideki dinamizm ile birleşince de tek kişilik bu oyun, yer yer kafamda soru işaretleri oluşsa da koparmadan izlettirdi kendini. Bu nedenle izlenebilir bir oyun diyebilirim. Fakat kafamdaki soru işaretlerinin, oyun oturdukça ilerleyen temsillerde çözümlenmesini umarak…
Oyunla ilgili derinlemesine konuşabilmemiz için metniyle ilgili ufak tefek spoilerlara da girmem gerekiyor. Çok büyük detaylara girmeyeceğim ama yine de öğrenmek istemeyenlerle şimdilik bu paragraftan sonra vedalaşabiliriz. Liste ile ilgili sitemizde bulunan habere buradan ulaşabilirsiniz.

Liste: Kayıplar, Planlar ve Pişmanlıklar
Oyunun Konusu: Sığındığımız Şeyler
Mutsuzluklar üzerine bir giriş yapmıştık yazının başında. Hayatımız boyunca yanımızdan geçip giden insanlar arasında, tahminimizden çok daha sık karşılaştığımız fakat fark etmediğimiz bir mutsuzluk tipi var. Benim de yaşım ilerledikçe fark etmeye başladığım (ve ne yazık ki çoğu zaman anlayamadığım) bu yalnız mutsuzluk tipi genelde kadınlara ait.
Dışarıdan kusursuz görünen aile yapılarında, iyi koşullar sağlanmaya çalışılan çocukların arkasında; temiz çamaşırların, yemek kokan mutfakların müsebbibi olan kadınların hikâyelerinden yalnızca birini görüyoruz bu oyunda.
Adını oyun boyu duymadığımız bu karakter, görevlerinin içinde boğulmuş; kendine kalan yarım günü sabırla bekleyen biri. Yeni taşındığı kırsala uyum sağlamakta, kocasını ve çocuklarını idare etmekte zorlanıyor. Bu yüzden belki de bir başa çıkma yöntemi olarak listeler yapmaya başlıyor.
Büyük ihtimalle hayatını kolaylaştırmak adına başladığı bu listeler, tamamlanan her bir görevin ardından tatmine dönüştükçe sayıca artıyor ve tüm hayatını kaplıyor. Takıntılı bir biçimde yaptığı listeler, bir süre sonra o kadar gereksiz ve o kadar fazla oluyor ki hangi maddeyi neden eklediğini unutacak hâle geliyor.
Listeler üzerinden yakalanan bu sıkışmışlık nüansı düşünmeye değer. Hayatını plansız, düzensiz yaşamanın lüks olduğu bir gerçeklik bu, onun için.
“Her hareket, diğerinin devamı.
Her hareket gerekli.
Her şey birbiriyle bağlantılı.
Bitmek bilmeyen bir koreografi…”
Bu gerçeklikten kaçabileceği bir dost bulduğunda da ona sıkı sıkıya sarılıyor. Fakat bu dostluk da “kadınlık görevleri” adına kurban ediliyor.
Kısa sürede en yakını hâline gelen Caroline ile kurduğu dostluk, sanırım İnci Türkay’ı en bildiğimiz hâliyle izlediğimiz yerlerdi. Gözleri ışıl ışıl parlayan o sıcak enerji, seyirciyi anında peşinde sürüklüyor; siz de o dostluğun getirdiği mutluluğu ve karakterimizin bir nebze kurtuluşunu karakterle beraber yaşayıp rahatlıyorsunuz.
Birbirleriyle kurdukları duygudaşlık, belki de karakterimizin bir anne, bir eş ya da kusursuz bir ev hanımı dışında biri olduğu, kendi olabildiği tek ilişki biçimi. Caroline’in beşinci çocuğa hamile kalmasından sonra bu ilişkinin de elinden kopmasının hayal kırıklığını yaşıyor. Caroline için aldığı bir notu unutmasıyla da bu dostluğun parıltısı, pişmanlık ve suçluluk duygusuna dönüşüyor.
Bütün bunları da biz seyircilere doğrudan aktarıyor karakterimiz. Bu açıdan belki de oyun, bizler için bir dostun içini dökmesi ile terapi seansında danışanı dinlemek arasında bir tecrübeye dönüşüyor. Yaşamının detaylarını, mutlu olduğu anları, sevdiği yemekleri, acılarını, üzüntülerini yavaş yavaş açıyor bize.
İşte bu anlarda kafamda şu sorular belirdi: Oyunun seçtiği tercihler biraz daha yerli yerine otursa daha da etkilenir miydim? Karakteri daha iyi anlar mıydım?
İnci Türkay’ın oyunculuğunu tartışmaya açma derdinde değilim. Zor bir metnin altından ustaca kalktığını düşünüyorum. Fakat yer yer, oyunun matematiği kaçmasın, ritmi şaşmasın diye duyguların çarçabuk geçildiği; dublaj yapılmış bir oyun izliyormuşum hissi yaşadım. Tabii bunda oyunun daha ilk bebek adımlarını atmasının da etkisi vardır ve eminim ki oyun oynandıkça kendi ruhunu oturtacaktır.

Liste: Kayıplar, Planlar ve Pişmanlıklar
Toparlayalım
Liste; yoğun duygusal yükünün arasında gülümsetmeyi başaran, kısa süresi içinde derdini derli toplu anlatan, gözümüzün önünde olan fakat fark etmediğimiz bir meseleye odaklanan bir oyun olarak bence şans verilmeyi hak ediyor.
Özellikle metnin yaşanan bir olaydan ilhamla yazıldığını düşünürsek, eminim izleyenler kendilerinden bir parça bulacaktır. Genel hatlarıyla baktığımızda, derdi ve yer yer biçimiyle Bir Kadının Kavgaları ve Dönüşümleri oyunuyla paralellikler sezdiğimi söyleyebilirim. Eminim onu sevenler bunu da sevecektir.
Sonraki yazılarda görüşmek üzere.