Hen: Bu Tavuğun Derdi Ne Kardeşim?
Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, küçük bir tavuk yumurtadan çıkmış. Ama diğerlerinden farkı varmış; onu sürüsünden ayrı tutan siyahlığıymış. Öyle kapkaraymış ki bir insanın alıp çorba yapası geliyormuş. Ama o, hiçbir şekilde insanlığa yem olmadan fabrikadan kaçmış.
György Pálfi’yi bilmeyenler için, kendisi aslen Macar yönetmen ve Macaristan’da çektiği Taxidermia (2006), Hukkle (2002) ve Final Cut (2012) filmlerinin yönetmeni. Karşımızda ise Macaristan’dan farklı bir ülkede, yani Yunanistan’da geçen kapkara bir mizah var: adı da Tavuk (Hen,Kota). Başrolde Yannis Kokiasmenos, Maria Diakopanayotou ve Argyris Pandazaras’ın oynadığı film, ülkemizde İstanbul Film Festivali’nde Altın Lale için yarışan ve festivalde Mansiyon ödülünü kazandı. Tavuğun gözünden insanlık manzarasını anlatmaya çalışan bu film, bugün itibarıyla Bir Film tarafından vizyona giriyor. Gelin, bu enteresan filmin hikâyesine bir göz atalım.
Yunanistan’da bir tavuk fabrikada yumurtluyor, fabrikada düşen yumurtadan bir civciv çıkıyor. Fakat bu civciv, sürüsünden oldukça farklı bir civciv. Bir kere siyah, bir kere asil görünüyor. Sonrasında tavuğa dönüşecek olan bir civciv bu. Büyüyüp tavuğa dönüştüğünde o tavuk kafesten kaçıyor. Sonrasında harabe olan bir restorana sığınıyor, burada âşık oluyor, insan hiyerarşisini keşfediyor ve yumurtladığı güzelim yumurtaları açgözlü sahibinden korumak ve en önemlisi de anne olmak için mücadele ediyor.

Hen: Bu Tavuğun Derdi Ne Kardeşim?
Tavuğun Gözünden İnsan Manzarası
Peki, bu tavuğun derdi ne? Bize ne anlatıyor? Bir kere bu tavuk, bize insanoğlunun ne kadar açgözlü olduğunu acı bir şekilde anlatıyor. Bir kere bu tavuk, bize sadece dünyanın gaddarlığını göstermiyor, aynı zamanda biz insanların olduğu gibi diğer canlıların da yaşama hakkı olduğunu hatırlatıyor. Bu tavuk, bize dünyanın değişmesi gerektiğini anlatıyor. Daha anlatacak neleri var da biz dahasını söyleyemiyoruz ki sevgili tavuğumuz sizden filmi görmenizi istiyor.
Hen yani bu filmde iğne, dünyayı doğru düzgün yönetemediğimiz ve diğer canlılara sahip çıkmadığımız insanoğluna batırıyor hem de çok sert bir şekilde. Bazı komik unsurlar var ama onlara aldanmayın çünkü gerçekten güldürse de sizi güldürürken sinirlerinizi de katbekat gerdirecek sahneler var. Sonu da pek enteresan ve filmin sonunda bize çok şey söylüyor. Tam bir hiyerarşi üzerine kurulu ama insanoğlunu da sivri ve mizahi bir dille eleştirmekten çekinmeyen bir film olmuş.
Yenilikçi Görselliği ve Sağlam Müzik Kullanımı
Görselliği de son derece yenilikçi. Bir kere Pálfi, bize dünyayı tavuğun gözünden göstermiş. Bunun için de alttan çekim yapmış ve yeri geldiğinde de tavuğu takip etmiş. Ama diğer yandan da bize toplumun acı tatlı yanlarını göstermeyi ihmal etmemiş. Filmdeki capcanlı görselliğine aldanmayın; canlı görüntüler yer alsa da hikâyesi epey hüzünlü.
Sağlam bir müzik kullanımı söz konusu. Türkiye’de Ta Uzak Yollardan diye dinlediğimiz şarkının Yunancası Ta Mavra Matia Sou, bir kere filmin havasını güzelleştirmeye yetmiş. Ondan sonra Maurice Ravel’in Bolero parçası da çok tuhaf ve ilginç bir seçimdi. Onun dışında ses tasarımları da ilginç. Tavuklar dışında, makine ve insan bağırışları içinde bulunduğumuz dünyayı iyi algılayabilmemizi sağlıyor.

Hen: Bu Tavuğun Derdi Ne Kardeşim?
Başrolde Tavuk, Yan Rolde İnsanoğlu
Filmde yaklaşık sekiz tane tavuk kullanılmış. Hepsi de birbirlerine sırıtmadan, kimseye fark atmadan kendi karakterlerine bürünmeyi başarmış. Onun dışında Yannis Kokiasmenos bu filmde beğendiğim en iyi oyunculardan biri. Hiç abartmadan, ne olmak istediyse o olmuş. Hiçbir abartısı yok. Argyris Pandazaras da kötü değil, orada da hayırsız evlat rolüne iyi bürünmüş. Daha doğrusu, düzgün iş bulamayıp göçmenleri getirerek para kazanmaya çalışan birini oynamış. Zaten gitgide kötülüğe giden değişimini sağlam yansıtmış. Maria Diakopanayotou’nun oyunu da gayet iyiydi.

Hen: Bu Tavuğun Derdi Ne Kardeşim?
Son Yorum
Ben kendi adıma toparlamam gerekirse, filmi ben çok beğendim. İnsanlığı bu kadar lafını esirgemeden eleştirmesi beni şaşırtmaktan çok yüzümde bir tebessüm oluşturdu. Böylesine sağlam bir filmi bir seyredin bakalım. Ama seyrettikten sonra bakın bakalım, bırakın tavuk ya da yumurta yemeyi, filmde çocuğun elleriyle daldırdığı o Nutella’yı yiyebilecek misiniz?
Puan: 8,7/10