Anasayfa İncelemelerAntalya Altın Portakal Günceleri #3

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

Yazar: Büşra Gül Ovalı
Antalya Altın Portakal Günceleri #3

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

63. Altın Portakal Güncesi’nin üçüncü günü; ulusal yarışma filmlerinin yarattığı hayal kırıklıkları, vasat yapımların verdiği baş ağrıları ve buna rağmen uluslararası ile özel seçkiler sayesinde sinemaya olan inancın yeniden tazelendiği bir gün oldu. Uluslararası yarışmada iki film, uluslararası özel gösterimde ise bir tane olmak üzere gayet güzel üç film izlesek de, Türkiye sineması yine dert sahibi yapmaya devam ediyor. Neden olmadığını, tekerlerin neden patladığını çok iyi biliyoruz ama bugün burada o büyük tartışmalara girmiyor, doğrudan filmlere geçiyorum.

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

NEHİR TRENİ

Dünya prömiyerini Berlinale’de yapan The River Train (Nehir Treni), Türkiye prömiyerini Altın Portakal’da gerçekleştirdi. Sinemanın çocuklarla kurduğu hikâyelerin her zaman kalbimde özel bir yeri olduğu için bence çok keyifli bir filmdi. Bir çocuğun gözünden izlediğimiz bir dünya karşılıyor seyirciyi. Babasının disipliniyle geleneksel Arjantin dansı Malambo’da ustalaşmaya zorlanan küçük bir çocuğun ruhunda, aslında bambaşka bir dünyanın düşü yatıyor. Ona “Düşünme, konuş!” diyen babasının dayattığı kalıplardan sıyrılıp kendi yolunu çizmek isteyen bir çocuğun büyüme sancılarına tanıklık ediyoruz. Yönetmenler Lorenzo Ferro ve Lucas A. Vignale, büyülü gerçekçi bir dille bizi bir çocuğun “beklentiler” ile “hayaller” istasyonları arasında çıktığı o melankolik tren yolculuğuna davet ediyor. Büyülü gerçekçiliğin bir çocuğun dünyasıyla birleşmesi perdede hafif ama son derece kalıcı bir tat bırakıyor.

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

NE SES NE SEDA

Yazdan Tabrizi, İran’daki 12 Gün Savaşı sırasında Tahran’a bombalar yağarken Alzheimer hastası anneannesiyle ilgilenen bir torunun çarpıcı mücadelesine yer veriyor kadrajında. Bir nine ile torunun hayatta kalma mücadelesi desek yanlış olmaz. Sinirlerin gergin olduğu, arka planda patlayan bomba sesleriyle izlerken koltuğunuzda sizi bile tedirgin eden bir tempoda ilerliyor film. Yazdan ile Nayereh Joon’un aralarındaki ilişki bütün sıcaklığını beyaz perdeye aktarırken, dışarıdan gelen bomba sesleri savaşın acı gerçeğini bir an olsun unutmamıza izin vermiyor.

Antalya Altın Portakal Günceleri #3: BİR ANNE HAKKINDA

Ulusal yarışmanın sayılı kadın yönetmenlerinden olan Büşra Bülbül’ün ilk uzun metrajı Bir Anne Hakkında, aslında potansiyeli çok yüksek bir hikâyeyken; aşırı kullanılan metaforlar, didaktik göndermeler ve oyuncu performansının yetersizliği arasında anlatmak istediği fikirden epey uzak bir noktaya düşüyor.

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

Sibel; kocası yoğun bakımda karaciğer nakli bekleyen, bu sırada eve ve hayata tutunmak için her işe yetişmeye çalışan bir kadın. Sabahın altısında kalkıp bir saniye bile oturup nefeslenecek vakti yok. Apartmanın temizliği, bakımı, ek gelir olsun diye sabah erkenden sağdığı süt, kocasını hastanede ziyaret etmesi, sütü satması ve eve gelince üç çocuğuyla ilgilenmesi… Bu kadar yorucu ve yoğun bir olay örgüsünde Sibel’in o ezici yorgunluğunu ekranda hissedemiyoruz ama. Oyuncunun performansı bu ruh hâlini bir türlü seyirciye geçiremiyor.

Gel gelelim, “kör gözüm parmağına” mı desek, dini referansların ve metaforların aşırı kullanımı mı desek, bir şeyler sürekli hikâyenin önüne geçiyor. Yönetmen Bülbül, zaten koskoca bir kadın hikâyesi anlatırken neden bu kadar metaforla uğraşmış bilemiyorum. Bir kadının hayatı, ev içi emeği, anneliği ve üstüne çalışıp para kazanma derdi zaten başlı başına izleyiciyi direkt çekecek bir hikâyeyken, kadın hikâyelerine ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde bu potansiyelin nasıl harcandığını izledik resmen.

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

PARİS PARİS

Göçmen hikâyelerinin oldukça kendine yer bulduğu 63. edisyonda, uluslararası yarışma kategorisinde izlediğim Paris Paris, günün yüzümüzü en çok güldüren filmlerinden biri oldu. Paris’e yerleşmeye, orada kendilerine bir yer bulmaya çalışan üç göçmenin yeni bir şehirde, yeni bir dilde hayata tutunma çabasını anlatıyor. Arkalarında bıraktıkları şehirlerin yankılarını hâlâ üzerlerinde taşısalar da, kurdukları dostluk ve ayakta kalma mücadeleleri perdede sıcacık bir atmosfer yaratıyor. Günün bütün ağırlığını üzerinizden alan, umut dolu ve izlemesi son derece keyifli bir yapım.

Antalya Altın Portakal Günceleri #3

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...