Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Gönül: Saf Masalsı ama Bizden

Gönül: Saf Masalsı ama Bizden

Yazar: Enis Derdimentoğlu

Gönül: Saf Masalsı ama Bizden

Soner Caner’in yazıp yönettiği, oyuncu kadrosunda Hazar Ergüçlü, Erkan Kolçak Köstendil, Bülent Emin Yarar, Ali Seçkiner Alıcı, Selim Bayraktar, Şevval Sam, Asiye Dinçsoy, Nazmi Kırık, ve Ferit Kaya’yı buluşturan romantik, dram ve müzikal türdeki Gönül filminin incelemesi ile sizlerleyiz. 1 saat 35 dakika gibi kısa bir süreye sahip olan film, Sümbül ve Piroz isimli iki gencin birbirleriyle yollarının kesişmesini ve aynı dili konuşarak birbirlerine besledikleri aşkın neticesinde yaşanan olayları konu alıyor. Antalya’da çekilen film BKM imzalı.

Filmin konusu şöyle: Kemane çalan Piroz, düğün ve cenazelerde çalıp söyleyen bir sanatçıdır. Piroz, gittiği bir düğünde Sümbül isimli geline aşık olur. İkili, yalnızca kendilerinin bildiklerini düşündükleri aynı şarkıyı birlikte söylemeye başlarlar. Düğün, iki aile arasında yaşanan kavgayla son bulur. Sümbül artık istenmeyen bir gelindir ve öldürülmesi gerekmektedir. İşte asıl hikâye tam buradan sonra başlıyor. Filmin adı ile doğru orantılı gelişen bir ana tema var “Gönül ne isterse o olur” Burada aşk üzerinden bir tema gelişse de aslında verilen mesaj sevda hem de saf sevda. Aşıklardan büyük hareketler ya da büyük kahramanlıklar görmüyoruz; havalı sözler, havalı hareketler ya da kasılmalar yok. İki aşık sadece 2 söz ile ya da bir tatlı bakış ile bize duyguyu yansıtabiliyor bu da sizde yapımı hep tatlı bir tebessüm ile izlemenize vesile oluyor.

Filmin castingi bence çok başarılı. Her oyuncu rolünü eksiksiz oynuyor diyebilirim. Özellikle de Hazar Ergüçlü ve Erkan Kolçak Köstendil’in oyunculukları birbirleriyle olan uyumlarıyla birleşince izlerken keyif veriyor. Dolayısıyla da oyuncular Sümbül ve Piroz karakterleri için en iyi seçimler olabilir. Aynı zamanda da Hazar Ergüçlü’nün farklı şeyler denemekten çekinmemesi ve girdiği roller için fiziksel değişimlerden de kaçınmaması onu kendi jenerasyonunun en başarılı oyuncularından biri yapıyor. Saf ve hüzünlü Sümbül karakteriyle sergilediği performans da takdir edilesi. Piroz’a hayat veren Erkan Kolçak Köstendil de bu zamana kadar canlandırdığı karakterlerle bizi hem güldürüp hem hüzünlendirmişti. Gönül filminde de farklı duyguları aynı anda verebilme başarısını sürdürmekte. Filmin başrolleri dışında kalan oyuncular da eksiksiz oynamışlar. Şevval Sam’ın repliklerinin sadece küfürden ibaret olması güldürse de oyuncunun daha fazla sahnede yer almasını isterdim. Bülent Emin Yarar ve Selim Bayraktar da rolleri için biçilmiş kaftan niteliğindeler. Selim Bayraktar’ın hayat verdiği Kalender karakteri yapımın en renkli karakterlerinden biri. Filmde dikkat çeken bir başka unsur ise her karaktere neredeyse eşit süre verilmesi. Başroller bile çok çok fazla öne çıkmıyor. Andan ana merkezdeki rol değişiyor ve bu eşit dağılım sizi rahatlatıyor.

İncelememe filmde yaratılan dünya ile devam etmek istiyorum çünkü filmi oluşturan her malzeme birbiriyle güçlü bir ilişki içinde. Mekanlar, kostümler, eşyalar, kullanılan dil, çekimler, müzikler ve oyunculuklar ‘Gönül’ filminin içine çok kısa bir sürede dahil olmamızı sağlıyor. Ne anlatıldığını bir kenara bırakıp izlediğimizde film oldukça keyif verici. Filmde Piroz ve Sümbül’ün anlaşırken kullandıkları ‘na nigi nigi na nigi na na’ şarkısı da hemen ağzımıza dolanıyor ve çoğu sahnede karşılaştığımız bu şarkı fragmandan itibaren filme dair aklımızda yer edinen ilk şey oluyor.

Sade hareketler tüm filme yayılmış halde; kızgın olan da, üzgün olan da aynı sadelikte duygularını sergiliyor. Yapımda bu sadeliğin getirdiği saf bir ruh bir rahatlık var. Mimikler, sözler ve tepkiler çok farklı ve güzel bu sade farklılık sizin ilginizi sürekli diri tutuyor. Özellikle dile dikkat çekmek istiyorum: biraz eski Türkçe, eski dediğim Osmanlı değil Göktürk Türkçesi tarzında sözlü tepkiler, adetler ve şarkılar var. Piroz’un göçebe ailesi Eski Türk adetlerine yakın bir geleneğe sahip. Kemane  çalmaları sözlerini şarkı eşliğinde deyişlerle söylemeleri şamanist geleneği anımsatıyor. Kalender ise Piroz’un ailesinin şamanı gibi dualar ve hareketler sergiliyor. Bu size farklı geliyor ve keyif veriyor.

Filmin müzikleri dediğim gibi eski Türk özdeyişlerine çok benziyor. Bunun yanında geçiş müzikleri, fon müzikleri de bu tarzda sanki bir ozanın kopuz çalması yapımın her yerinde var. Bu müzik seçimi Piroz’un ailesi ve hikâyenin geçtiği doğa ile bir araya geldiğinde bir bütün oluyor. Film aslında çorak bir arazide geçse de yapımın renk paleti o kadar renkli ve canlı ki sizi ferahlatıyor. Mekanı gördükçe içine giriyor ve bunalmıyorsunuz.

Hikâye aslında basit ve kısa bir gönül hikâyesi yapım da  çok hızlı ve keskin ilerliyor bir oyalanma görmüyorsunuz ama sunumun farklılığı sizi özellikle ilk 20 dakika kadar içine çekemiyor ama sonradan oyunculuklar ve müziklerle yakalanıyorsunuz.

Kamera açılarına değinecek olursak yer yer mekanı, olayı tanıtmak ve geçiş yapmak için drone çekimleri kullanılsa da genelde yakın çekim mimiklere odaklı bir çekim tarzı ağır basıyor. Aralarda gördüğümüz alışılmadık açılar da yok değil. Örnek vermek gerekirse birinin ağzının içinden başka birini dinlemek.

Sonuç olarak toparlayacak olursak; Gönül filmi gerçekten insan gönlünün güzelliğine değinen, bunu sürekli vurgulayan ve çok tatlı sözlerle bize sunan bir yapım. Sade sunum ve kılçıksız bir hikâye anlatımı renkli mekan ve kıyafetler ile birleşen yerinde ve yeterli oyunculuklarla kaliteli ve alışılmışın dışında bir yapım. İzledikten sonra iyi hissedeceğinize eminim.

 

Gönül: Saf Masalsı ama Bizden

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap