Ana sayfa » Fatma: Görünmeyen Bir Kadın (İnceleme)

Fatma: Görünmeyen Bir Kadın (İnceleme)

Yazar: Zeynep Polat

Fatma: Görünmeyen Bir Kadın (İnceleme)

Merakla beklenen yepyeni Netflix yerli yapımı Fatma nihayet seyircisine kavuştu! Henüz diziyi izlemeden fikir edinmeye gelmişseniz sizi buradan spoiler içermeyen yazıma alalım ve başlayalım. Sektörde henüz sayılabilecek Özgür Önurme’nin kaleme aldığı ve son üç bölümünü yönettiği, Özer Feyzioğlu’nun ise ilk üç bölümünün yönetmenliğini üstlendiği dizi psikolojik-drama kategorisinde yer alıyor. Son zamanlarda piyasada örneğine sıkça rastladığımız bir tür ve gerçeğe yakın bu yapımların sayıca çoğalmasından memnun olduğumu belirtmek isterim. Fatma da bu yapımlara başarılı bir örnek oluyor ve eksiğiyle-fazlasıyla en beğendiğim yerli dijital yapımlar arasında yerini alıyor. Yasaklardan eve kapanıp bunaldığımız bugünlerde dokunaklı ve çarpıcı hikâyesiyle izleyicisini farklı bir atmosfere sürüklemeyi başarıyor. Her biri yaklaşık 40 dakika uzunluğunda 6 bölümden oluşuyor ve bu yönüyle tek oturuşta bitirilebilecek bir avantaj da kazanıyor. Başrolünde Burcu Biricik’in yer aldığı dizide kendisine Uğur Yücel, Mehmet Yılmaz Ak, Gülçin Kültür Şahin ve Olgun Toker eşlik ediyor ve tam anlamıyla gümbür gümbür bir oyuncu kadrosu seyrediyoruz.

Fatma kocası Zafer’in hapisten çıkmasını beklerken geçimini temizlik yaparak sağlayan bir kadın. Bir gün kocasının aslında hapisten çıktığını ve kayıplara karıştığını öğrenir. Zafer’i bulmak için girdiği mücadelede onun kirli işlerine bulaşır ve kapkaranlık bir hikâyenin ortasında bulur kendini. Önüne çıkan engelleri, yani kötü adamları öldürerek ortadan kaldırır, tabiri caizse yürüdüğü yolda ayağına takılan taşları bir güzel temizler. Bunları yaparken adeta görünmezdir Fatma ve kimse ondan şüphelenmez; çünkü toplumdaki varlığı yok sayılmış, sosyal statünün alt kademelerinde ve ataerkil toplum zihniyetinin karanlığında ezilip kalmış bir kadındır. Ustaca işlenmiş karakter gelişimiyle bu karanlık hikâye, Fatma’nın acısından ve görünmezliğinden güç aldığı bir intikam yolculuğuna dönüşür.

Derin acılar yaşayan, gerçekçi ve bir o kadar hayatın içinden bir karakter. Çevresindekiler onun sıradan biri olduğunu düşünüyor, intikam gücüyle tanışana kadar biz de öyle düşünüyoruz. Bölümden bölüme görünmez bir şekilde büyüyen bitirici etkisi, Fatma’yı etkisiz eleman konumundan yutan eleman konumuna çekiyor. Etrafındaki insanlar hala onun sıradan olduğunu düşünürken biz gücünün büyüklüğüne tanıklık ediyoruz ve o sıradan kadının o cinayetleri işleyebildiğine ikna oluyoruz. Erkeklerin dünyasına “kadın başına” giriyor ve güçlü adamların dünyasını başına yıkıyor. Kendi adaletini kendisi yaratıyor ve kendisi sağlıyor. Karakter gelişimi çok gerçekçi ve tutarlı yazılmış bir karakter. Bu dizide, yerli yapımlarda alışılmışın aksine bir işleyiş söz konusu; güç kadın karakterde, karşılaştığı zorluklarda onun yanında duruyoruz ve öfkesine ortak oluyoruz. Onu acımasız bir seri katilmiş gibi değil, sıradan bir insanmış gibi seyrediyoruz, onu benimsiyoruz. Ben Fatma’yı çok sevdim, en zor anlarında ona sarılmak istedim. Ancak özellikle diziyi bitirdikten sonra değerlendirdiğimde yoğun bir şekilde Fatma’ya duygusal olarak yeterince yaklaşamadığımızı ve aslında daha yakın olmak istediğimi fark ettim. Fatma’yı yalnızca yaşadıklarını izleyerek tanımaya ve anlamaya çalıştık ama onu dinleyen ve dostluk eden bir yan karakterin gözünden yaşadığı travmaya daha yakından tanık olabilirdik diye düşünüyorum.

Fatma karakterine bu kadar yakın hissetmemin başarılı karakter tasarımından sonraki etkeni muhakkak ki Burcu Biricik’in takdire şayan performansı. Canlandırması oldukça zor bir karakter bence ancak Burcu Biricik öyle bir atmosferde sunuyor ki Fatma’yı, oynayanın kim olduğunu unutturuyor. Adeta rolle bütünleşiyor; vücuduyla, görünümüyle, hareketleri ve donuk bakışlarıyla Fatma’nın her ayrıntısını bize başarıyla aktarıyor. Şu ana kadar izlediğim Burcu Biricik performanslarından en farklısı ve başarılısı bu benim için. Diğer oyuncular da genel olarak başarılı performanslara imza atıyorlar. Oyuncu seçimleri bir iki küçük pürüz dışında oldukça sevindirici, bu durum seyir zevkini artırıyor diyebilirim. Özellikle Mehmet Yılmaz Ak, Bayram karakteriyle kendine hayran bırakıyor. Fatma’nın komşusu Kadriye’yi canlandıran Gülçin Kültür Şahin de aslında çok klasik bir karakteri bambaşka bir tatta canlandırarak ön plana çıkıyor.

Dizinin kurgusu iyi tasarlanmış, ince detaylarına kadar düşünülmüş bir dünyaya götürüyor bizi. Ama zaman zaman senaryoda yersiz ve tat kaçıran tesadüflere rastlıyoruz. Örneğin Fatma’nın yaptıkları karşısında asla fark edilmeyişi, evet onun ‘görünmez’liğini destekliyor ama bu durumun zaman zaman aşırıya kaçtığını düşünüyorum. Tren peronlarında yaşanan olayda kamera kayıtlarına rağmen tanınmaması bu aşırılıklardan yalnızca bir tanesi bana göre. İşlediği suçlarda parmak izi tespitiyle yakalanmaması da cabası. Bunun gibi detaylar hikâyenin gerçekliğini zedeliyor ve bizi Fatma’nın böyle cinayetler işlemesinin mümkün olmadığını düşündürmeye iteliyor ve kendiyle çelişiyor. Ancak bana göre eksik olan bu yönüne rağmen her halükarda yerli yapım standartlarının çok üstünde kalmayı başarıyor. Dizinin akışı ritmik olarak yükselip alçalabiliyor ama seyircisini meraktan düşürmüyor, bir sonraki bölüme geçmek için sabırsızlanıyorsunuz. Bölümler arasındaki ilişkiler sağlam kurulmuş, her bölümün başı ve sonu akışı kuvvetlendirecek nitelikte iyi yazılmış. Dizinin ikinci sezonunun geleceğini belli eden ipuçları görüyoruz finalde. Son sahne haricinde başka ipuçları da var buna dair, yazarın dizideki rolü ve Fatma’yı yazdığı hikâyesi sonuçlanmıyor ve bir yere bağlanmıyor. Bir sonraki sezonda bunun tamamlanacağını ve anlam kazanacağını düşünüyorum.

Yapımın en çarpıcı bulduğum yönünden bahsedeceğim şimdi; toplumun sığ ve kadını yok sayan yapısını iyi bir şekilde yansıtmayı başarıyor dizi. Toplumun cinsiyet ayrımcı zihniyetinin acınası halinden tutun, erkek egemen toplumda kadının aşağılanan konumuna kadar her şeyi en gerçek haliyle ele alıyor. İçinde bulunduğumuz acı günlerin en karanlık yönünü gün yüzüne çıkartması ve gerçekleri bir kere daha Fatma karakteriyle önümüze sermesi, gönlümde taht kurmasını sağlıyor. Hatta öyle ki hikâyenin ‘kadın’ı ele alışına olan beğenimle bu dizinin bana göre sorunlu olan bazı noktalarını tolere edebiliyorum. Ayrıca film sosyal statü farkını ve kırsal kesimle modern kesimin birbirine bakışını başarılı bir şekilde ele alıyor, burada Fatma’nın evine temizlik için gittiği insanlarla ve özellikle yazarla olan ilişkisi dikkat çekiyor. Entel ve eğitimli insanlar Fatma’yı görmezden gelerek onun hayatı gibi hayatları televizyondan, gündüz kuşağındaki kadın programlarından tanıyorlar. Çocuğunun hastalığı sebebiyle yaşadığı zorluklar da şüphesiz dizinin en gerçekçi anlatılarından biri. Fatma’nın çocuğumu dünyaya sığdıramadınız repliği uzun zaman aklımdan çıkmayacak ve etkisini atlatamayacağım. Toplumun görmezden geldiği her türlü acıyı gözümüze sokan bu yapımlar var olsun! Olsun ki, bizi bize gösterdikçe rahatımız bozulsun, bir şeyleri değiştirmek için düşünelim ve gerçekleri görmezden gelmeyelim.

İçimde Fatma’nın seyircisi tarafından çok sevileceğine dair bir his var. Umarım sevilir, anlaşılır ve görmezden gelinen kadınların görünen yüzü olur. En beğendiğim yerli yapımlar arasında Bir Başkadır’dan sonra ikinci sıraya yerleşiyor Fatma ve 7/10 olarak değerlendiriyorum. Dizi ile ilgili görüşlerinizi ve beğenip beğenmediğinizi sizler de yorumlarda belirtebilirsiniz. İkinci sezon sabırsızlığıyla sizlere veda ediyorum, teşekkürler ve görüşmek üzere.

Fatma: Görünmeyen Bir Kadın (İnceleme)

Zeynep Polat’ın Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

Bunlar da ilginizi çekebilir

2 Yorumlar

Avatar
Kamile çiltaş 28/04/2021 - 00:39

Hemen İzlemeye başlıyorum biter bitmez yorumumu ekleyeceğim👍

Yanıtla
Avatar
Basak 28/04/2021 - 02:24

Fatma’nın parmak izleri sistemde olmadığı için tespit edilememiş olabilir. Yeni kimlik çıkarmaması da onu doğruluyor. Yeni kimlikte parmak izleri alınıyor ama eskisini değiştirmediği için parmak izlerini tespit edememiş olabilirler.

Yanıtla

Yorum Yap