Beef 1.Sezon: Bir İletişim Biçimi Olarak Öfke
Epeydir izlemek istediğim fakat bir türlü başına oturamadığım ve sonra zevkine güvendiğim bir arkadaşımın önerisiyle izlemeye başlayıp ekran başında kalakaldığım bir dizi bugün konumuz. Beef, 2023 yılında Netflix’te yayımlanan, yapımcılığını da son zamanların en başarılı yapımlarının arkasındaki güç olan A24 stüdyosunun üstlendiği bir kara komedi dizisi.
Lee Sung Jin tarafından yaratılan dizinin başrollerinde Ali Wong ve Steven Yeun yer alıyor. Yan rollerde ise onlara Young Mazino, David Choe, Joseph Lee, Ashley Park ve Maria Bello eşlik ediyor.
Hazır, dizinin henüz benim de izlemediğim ikinci sezonu da gelmişken, gelin “Beef 1.Sezon ne anlatıyor?”, “Neden izlemenizi istiyorum?” sorularının peşine düşelim.

Beef 1.Sezon: Bir İletişim Biçimi Olarak Öfke
Farklı İnsanlar, Benzer Duygular
Sabahtan beri beklediğiniz banka sırasında, siz bankoda numaranızın yanmasını beklerken yanan rastgele numaralar arasında sizden sonra gelip sıranızı çalan birini gördüğünüzde yaşadığınız haksızlığı; uykunuzun en tatlı yerinde beyninizi delen iş makinesinin çıkardığı sesi; bir dostun ihanetini; bir politikacının saçmalamasının ardından sustuğunuz ama bir şekilde kazara yolda çarpıştığınız bir insana patlattığınız o öfkeyi hatırladınız mı?
Açık bir güç zehirlenmesi hissettiğimiz, o çok haklı hissettiren yoğun duygu, belki farklı bir gerçeklikte gülüp geçilecek bir durum olsa da yanlış yerde ve zamanda bütün vücudumuzu kaplayabiliyor, değil mi?
Dizi de birbirinden farklı iki insanın, bir süpermarket otoparkında içlerinde tuttukları sıkıntıları birbirlerine öfke olarak yansıtmasıyla başlayan ve hayatlarını değiştirecek bir dizi olayı tetikleyen bir düşmanlık ilişkisini odağına alıyor. (Konu, Güven Kıraç ve Mazhar Alanson’un 2009 yılında çektiği Kirpi filmine de benziyor bu arada.)
Danny, sosyal hayatında ezilen ve fakirlikten sıyrılmaya çalışırken tosladığı duvarlardan yorulan bir karakter. Amy ise mükemmele yakın bir Amerikan rüyasını ayakta tutmaya çabalayan ve bu uğurda kendi olduğu kişiden bile vazgeçmiş biri. Birbirinden akla kara kadar farklı bu iki insanın, bir trafik kavgasında yaşadıkları adrenalin, adeta ikisini de bu toksik ilişkiye mıknatıs gibi çekiyor.
Toksikliği burada nefret bağlamında kullansam da dizinin itekleyici güçlerinden biri de “toksik pozitiflik” olgusu. Hep mutlu kalmaya çabalamanın, adeta zen hâlinde yaşamanın, mükemmeliyetçiliğin yarattığı tahribatın etkilerini de dizide sık sık görüyoruz. Bu açıdan, iki karakterin de üstlendiği yüklerin ve sustuğu tarafların işleniyor olması dizinin dramatik altyapısını çok sağlamlaştırmış.
Dizi, karakterleri aklamaya, pozitif bir yere konumlandırmaya ya da eksenini sosyoekonomik bir mesajda tutmaya çabalamıyor. Karakterlerin bu kusurlu yapıları, onları seyirci açısından daha bağ kurulabilir kılıyor. Fakat dizi içerisinde, özellikle yakın çevrelerine karşı hiç de empati kurulabilir gibi değiller. Sosyopati ve psikopati içeren davranışları, adeta dışarıya karşı bir zırh görevi görüyor. Tıpkı hassas karnını korumaya çalışan bir kirpi gibi. (Nasıl bağladım ama?)

Beef 1.Sezon: Bir İletişim Biçimi Olarak Öfke
Teknik Meknik Ivır Zıvır
Dizinin en güzel taraflarından biri, 30 dakikalık bölüm süreleri. Olay örgüsü gerektiği kadar dallanıp budaklanıyor. Açıkçası ben bu anlatım tarzını daha dürüst ve daha seyirci odaklı buluyorum. The Bear’ın da sevilmesinin sebeplerinden biri buydu bana kalırsa. Derdini anlatabileceği sürede anlatıp gereksiz doldurmalara girmiyordu o da. Bu durum, dizinin akılda kalıcılığını da büyük oranda artırıyor.
Bir diğer başarılı unsur ise kesinlikle oyunculuklar. Öncelikle başrolü paylaşan Ali Wong ve Steven Yeun kocaman alkışı hak ediyorlar. Steven Yeun’u çeşitli işlerde tanıyor olsam da bu dizide Danny olduğuna tamamen ikna oldum. Ali Wong ise daha önce izlemediğim bir oyuncuydu; bu nedenle karşılaştıracağım bir performansı olmadığı için daha avantajlıydı ve kesinlikle başarılıydı. Hatta dizide yer yer Amy’nin tarafını tuttum diyebilirim. Karakteri filtresiz canlandırmış; gerçek hayatta komedyen olmasının da bunda muhakkak bir etkisi vardır. Ayrıca bir parametre sayılır mı bilmem ama bugüne kadar bir dizide izlediğim en başarılı sevişme sahnelerinden birinde yer alıyordu.
Dizinin ilk beş bölümü, işin komedi yönüne daha fazla ağırlık verildiği için ton olarak daha hafif ilerliyor. Hatta bu bölümleri izlediğim sırada diziyi öneren arkadaşıma “Keyifliymiş ya bayağı.” demiştim; o da manidar bir gülücük atmıştı. Hikari tarafından yönetilen bu bölümlerin ardından dizi resmen vites değiştiriyor.
Sonraki bölümlerde ise Jake Schreier ismini görüyoruz. Kendisini yakın zamanda çektiği Thunderbolts* filminden tanıyoruz. Orada izlediğimiz bilinçaltını saran karanlık konseptin aslında ne kadar doğru bir isme emanet edildiğini anlıyoruz. Kendisinin çektiği bölümler, dizinin en karanlık ve en depresif taraflarının ortaya çıktığı kısımlar.
Dizinin de yaratıcısı olan Lee Sung Jin ise son bölümün yönetmeni olarak karşımıza çıkıyor. Dizinin roman gibi hissettirmesinin en büyük sebebi de sanıyorum bu bölümün bıraktığı hissiyat. Ben bu bölümü özellikle konuşmak istiyorum.

Beef 1.Sezon: Bir İletişim Biçimi Olarak Öfke
Bir İletişim Biçimi Olarak…
Buraya kadar yazıyı okuyup diziyi izlemediyseniz, burada yollarımız ayrılsın. Bence bu diziye şans verin.
Beef, Amerikan argosunda; husumet, kavga, çekişme, anlaşmazlık anlamlarına tekabül ediyor. İlk bölümdeki husumetin ardından da dizi boyunca iki karakter arasında çekişme sürekli devam ediyor. Bu durum, adeta aralarında gizli bir iletişime dönüşüyor.
İki karakter de yaşadıkları sıkıntılarla mücadele edemeyen insanlar. Danny, hayatı boyunca hep sorumluluklar almış. Aileyi koruyan kişi olma rolünü o kadar sahiplenmiş ki kendisinden daha iyi bir noktaya gelirse bu role devam edemeyeceğini düşünüp, bencilce kardeşinin üniversite başvurusunu bile yırtıp atmış. Amy ise kurduğu küçük işletmenin ileride onu hep özendiği üst sınıfa sokacağına odaklanmış; bu uğurda depresyona girmiş, kendi yaşadığı sorunları başkalarının yaşamasını bile normalleştirmiş.

Beef 1.Sezon: Bir İletişim Biçimi Olarak Öfke
İki karakter de birbirini en kötü taraflarıyla tanıdığı ve kendi kötü yanlarını göz ardı ettiği için aralarındaki kavga, haklı olma mücadelesine dönüşüyor. İkisi de haklı olursa kazanacaklarına emin. Bunu ispat etmek için de yine birbirleriyle iletişim kurmak yerine Amy, Danny’nin kardeşi Paul ile; Danny ise Amy’nin eşi George ile bağ kuruyor. Fakat birbirlerinin kuyusunu kazmak üzere girdikleri bu rota, ikisinin de dolaylı yoldan birbirlerini tanımaya ve anlamaya başlamalarına yol açıyor. Final bölümüne geldiğimizde de arada doğrudan bir iletişim olmasa da birbirleri hakkında fikir sahibi olmalarını sağlıyor.
Finalde ise iki karakter, yaşadıkları ve yaşattıkları problemlerden sonra perişan bir hâlde ormanlık bir alanda baş başa kalıyor. Buraya kadar mücadele içinde olan karakterler, haliyle ormanda da uzun süre birbirlerine güvenmeden çekişme hâllerini koruyorlar. Ta ki ikisi de yorulup, artık hayatta kalmak için birbirlerinden başka kimselerinin olmadığını anlayana kadar.
Hayatta kalma içgüdüsüyle ormanda buldukları bir yemişi paylaşan ikili, aslında farkında olmadan birbirlerini zehirliyor. Zehrin kana karışmasıyla halüsinojen etkiler yaşamaya başlayan ikili, dizi boyunca ilk kez birbirleriyle düzgün bir iletişim kuruyor. Birbirlerini anlıyorlar. Öyle ki bir süre sonra ortak bir bilince girip tek ağızdan konuşmaya ve birbirlerini tamamlamaya başlıyorlar. Bir süre sonra ikisi arasındaki tüm bariyerler ortadan kalkınca da hangisinin Amy’nin sözleri, hangisinin Danny’nin fikirleri olduğunu ayırt edemiyoruz. Fakat onlar birbirlerini anlıyor. Dizinin en sevdiğim tarafı da bütün hikâyeyi sırf bu anı yaşamamız için tasarlamış olmaları.

Beef 1.Sezon: Bir İletişim Biçimi Olarak Öfke
Toparlayalım
Beef 1.Sezon, yarım saatlik 10 bölümle uzun zamandır izlediğim en içe dokunan işlerden biri oldu. Sanıyorum bunda Asya karması bir ekibin yapımın her noktasında yer almasının da etkisi vardır. Her ne kadar Batı tipi hikâye anlatımlarına denk gelsek de insana dokunan taraflarında bir Doğu inceliği vardı. Ben diziyi çok sevdim; kafa dengi bir insanla birlikte ilk sezonu izlemek isterim. İkinci sezonu henüz izlemedim; onu da izler, beğenirsem muhtemelen burada tekrar konuşuyor oluruz. Sonraki yazılarda görüşmek üzere.