Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriThe Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

Yazar: Tolga Taşan
The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

Son zamanların geniş kitlelerce en sevilen Star Wars işlerinden The Mandalorian, yaratıcısı Jon Favreau başta olmak üzere Star Wars adına güzel işler yapmaya çalışan insanlara önemli bir alan açtı. Yeni üçlemenin getirdiği yıkımın ardından uzun süre sinemaseverler için koca bir şakaya dönüşen Star Wars, oluşan otorite boşluğunun da etkisiyle hayranlarını tekrar bu güçlü IP’ye bağlayacak yeni bir döneme girdi. Arada Obi-Wan gibi sevenlerini üzen işler çıksa da Andor gibi yapımların ortaya çıkmasının en önemli sebeplerinden biri olması nedeniyle benim için yeri ayrı. The Mandalorian and Grogu ise bu yeni Star Wars anlatıcılığının yeni, aksiyonu bol ve eğlenceli bir parçası.

Kadrosunda diziden yalnızca Pedro Pascal’ın bulunduğu yapımda Pascal’a Jeremy Allen White, Steven Blum, Jonny Coyne ve Sigourney Weaver eşlik ediyor. Bir de oldukça keyifli bir Martin Scorsese sürprizi var ki açıkçası hiçbir ön bilgi almadan izlediğim için jenerik akarken ismini görmek benim adıma gerçekten sürpriz oldu.

Jon Favreau tarafından yönetilen filmin senaryosu da yine Favreau ve Dave Filoni imzası taşıyor.

Açıkça söyleyebilirim ki film çok eğlenceli. Ailecek izlenebilecek, “çocukları al git” tadında ama bir taraftan da büyükleri sıkmayacak bir film olmuş. Filmin temposu inanılmaz başarılı; bir dakika bile nefes aldırmadan bize adeta üç farklı hikâye anlatıyor. Dizinin sevdiğim taraflarından biri de büyük olaylara ihtiyaç duymadan farklı hikâyeleri izleyebilmemizdi. Film bittikten sonra “Oh be, aksiyona doydum.” diyebiliyorsunuz. Hatta dövüş sahneleri ve aksiyon yoğunluğu bakımından, çok kanlı olmasa da bana biraz Mortal Kombat hissi verdi.

Ayrıca filmi izlemeden önce bütün külliyatı tüketmenize de pek gerek yok. Yine de bazı detayları bilmek seyir zevkinizi artırabilir. Şimdi kısa bir ön bilgilendirme yapıp ardından spoiler’lı yorumlara geçelim.

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

Filme Gitmeden Önce

The Mandalorian ve aynı dönemde çıkan Star Wars yapımları, ilk üçlemenin sonrasında geçen hikâyeler anlatıyor. İlk üçlemenin sonunda tüm galaksiye hükmetmek için ölüm saçan İmparatorluk yıkılıyor. İmparatorluğun çöküşünün ardından ise ona karşı mücadele eden asilerin kurduğu Yeni Cumhuriyet düzeni kuruluyor. Ancak bu sistem henüz oturmamış olduğu için galakside tam anlamıyla bir otorite sağlanabilmiş değil. Bu da İmparatorluğun yıkılmış olmasına rağmen etkisinin hâlâ hissedildiği anlamına geliyor.

Mandalorian’ımız Din Djarin ise kadim Mandalorian geleneklerine bağlı, hatta bu konuda biraz muhafazakâr bir savaşçı. Ödül avcılığıyla geçimini sağlayan Din Djarin, bir görev sırasında “Baby Yoda” olarak da tanıdığımız Grogu ile tanışıyor. Görev tamamlanana kadar aralarında adeta bir baba-oğul bağı gelişiyor. Bir noktada yolları ayrılsa da tekrar bir araya gelmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Ayrıca bu evrende “Force”, yani Türkçesiyle “Güç” adı verilen kadim ve mistik bir enerji alanı bulunuyor. İmparatorluk öncesi dönemde Güç’e duyarlı kişiler küçük yaşta eğitilerek Jedi oluyordu. Ancak İmparatorluk neredeyse tüm Jedi’ları katledince Güç ve Jedi öğretisi büyük ölçüde unutulmuş durumda. Grogu ise Güç kullanabilen ve önemli bir Jedi tarafından eğitilen biri. Ancak sonunda, babası gibi gördüğü Din Djarin’e dönerek Mandalorian yolunu seçiyor.

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

Teknik Konular

Dizinin ilk çıktığı dönemlerde en çok konuşulan konulardan biri kullandığı “Virtual Screen” teknolojisiydi. Ülkemizde de Prens dizisi sayesinde daha görünür hâle gelen bu sistem, kabaca dev ekranlarla stüdyo ortamında daha gerçekçi ve derinlikli mekân tasarımları oluşturmayı sağlıyor.

Bu filmde ise teknolojinin nimetleriyle birlikte bolca pratik efekt ve gerçek mekân kullanılmış. Özellikle filmin IMAX formatında çekilmesinin de etkisiyle görüntüler oldukça etkileyici duruyor. Görsel efektler konusunda olumsuz yorumlar duysam da bir iki sahne dışında rahatsız edici bulmadığımı söyleyebilirim.

Yaratık tasarımları ise olağanüstü. Filmin en keyifli taraflarından biri, yeni dünyalara ve canlılara yer vererek evreni genişletmesi. Üstelik bunu yaparken detaylara da önem vermişler.

Müzikleri çok sevdim. Orijinal soundtrack zaten oldukça akılda kalıcı ve etkileyiciydi. Film için yapılan yeni düzenlemeler ve eklenen besteler de oldukça başarılı olmuş. Kullanımları da yerli yerindeydi.

Kukla kullanımına özellikle sevindim. Elbette CGI kullanılmıştır ancak Grogu’nun kukla olmasının karaktere ayrı bir ruh kattığını düşünüyorum. Bu konuda ciddi emek harcandığı belli oluyor.

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

Spoiler’a Geçiyoruz

The Mandalorian and Grogu, artık klasik bir baba-oğul yol hikâyesinden biraz daha farklı bir yöne evriliyor. Grogu her ne kadar bebek olsa da artık Güç’ü kontrollü kullanabilen bir karakter hâline gelmiş durumda. Din Djarin ise ödül avcısı kimliğini bir kenara bırakıp Cumhuriyet adına savaşan bir adalet savaşçısına dönüşmüş. Bu da ikilinin dinamiklerini daha katmanlı hâle getiriyor. Filmin yapılmasının önemli sebeplerinden biri de muhtemelen bu. Hikâyeyi kısa bir bölüm ya da sezon yerine tek seferde güçlü biçimde anlatmak daha mantıklı bir tercih olmuş.

Filmin ilk yarısında daha çok Mandalorian’ın, ikinci yarısında ise Grogu’nun ağırlığı hissediliyor. Film öncesinde karakterlerin işlenişi konusunda bazı endişelerim vardı ancak özellikle Grogu’yu oldukça başarılı kullanmışlar. Mandalorian karakterine zaten alışık olduğumuz için Grogu iyi işlenmese film etkisini kaybedebilirdi. Tamamen kukla olan ve konuşmayan bir karakterin bu kadar sevilebilmesi gerçekten hayret verici.

Yeni Cumhuriyet’in komutanı rolünde Sigourney Weaver’ı görmek de heyecan vericiydi. Hatırlamayanlar için kendisi Alien serisinin ana karakteri Ellen Ripley’i canlandırıyordu. Bu filmde çok büyük bir rolü olmasa da ağırlığını hissettiriyor. Kısa sürede Yeni Cumhuriyet’e sempati toplatmak için doğru bir tercih olmuş.

Jeremy Allen White ise özellikle Pedro Pascal için söylenen “sete gitmeden sadece sesiyle para kazanıyor” esprilerine benzer bir durum yaşamış gibi görünüyor. The Bear ve Shameless dizilerinden tanıdığımız White’ı ne sesiyle ne de oyunculuğuyla tanımak mümkün. Çünkü kendisi tamamen CGI bir karakter olan Rotta the Hutt’a hayat veriyor ve sesi de yoğun filtrelerden geçirilmiş durumda.

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

Oyunculuğu hakkında yorum yapmak zor olsa da Rotta the Hutt karakterini oldukça keyifli buldum. Özellikle babası Jabba the Hutt’ın bıraktığı mirası reddedip kendi yolunu çizmeye çalışan genç ve güçlü yapısı hoşuma gitti. Umarım diğer yapımlarda da yeni hikâyelerini görme şansı buluruz.

Rotta’nın arenada mücadele ettiği ve Din Djarin’in onu kurtarmak için gelip savaşmak zorunda kaldığı sekans ise filmde en sevdiğim bölüm oldu. Platforma geldiğinde tekrar açıp izlerim diye düşünüyorum. Hatta umarım uzatılmış versiyonunu da görürüz.

Steven Blum ise Rebels dizisinden tanıdığımız Zeb rolüyle geri dönmüş. Üstelik karakter sadece “görünsün diye” eklenmemiş. Bu da en sevindiğim noktalardan biri oldu. CGI açısından bazı sahnelerde özensiz göründüğünü düşündüğüm anlar olsa da karakterin ruhunu korumayı başardıkları için bunu kolayca görmezden gelebildim.

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

Filmin kötü karakteri olarak karşımıza çıkan Jonny Coyne ise gerçekten ikonik bir auraya sahip. Bu oyuncunun bugüne kadar daha fazla parlamamış olması bana göre Hollywood adına bir eksiklik. O kadar başarılı bir kötü karakter portresi çizmiş ki beni çocukluğumda izlediğim filmlere götürdü. Keşke karaktere biraz daha süre ayırıp daha derin işleselermiş. Ayrıca kendisinden çok iyi bir Penguin olur; James Gunn bir kenara not etsin.

Son olarak, filmin benim için en büyük sürprizi Martin Scorsese’nin seslendirdiği seyyar satıcı karakterin yer aldığı sahneler oldu. Açıkçası ilk izleyişimde bunu fark etmemiştim ama yine de oldukça gülmüştüm. Şimdi bir kez daha, Scorsese olduğunu bilerek izlemek istiyorum. Seslendiren kişiyi bilmeden bile keyifli olan sahnelerin etkisi muhtemelen daha da artacaktır.

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

Toparlayalım

The Mandalorian and Grogu, bazıları tarafından uzun bir dizi bölümü gibi görülse de bana göre Star Wars’un unuttuğu eğlenceli uzay macerası ruhunu yeniden sinemaya taşıması açısından değerli bir yapım. Ailecek açılıp izlenebilir, arkadaş ortamında keyif verebilir, sevgiliyle rahatça seyredilebilir. İzlerken utandırmaz. Hatta Star Wars’u sevdirebilir bile.

Şimdiden iyi seyirler.

The Mandalorian and Grogu: Yıldız Savaşlarının Özlediğim Tonu

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...