Ana sayfa » Color Out Of Space: E Bu Bildiğin Mor (İKSV Özel)

Color Out Of Space: E Bu Bildiğin Mor (İKSV Özel)

Yazar: Senanur Pehlivan

Color Out Of Space: E Bu Bildiğin Mor (İKSV Özel)

İKSV Mart Seçkisi’nde yer alan H. P. Lovecraft’ın “The Color Out of Space” adlı kısa öyküsünden uyarlanan Color Out Of Space, korku türlerine aşina olan Richard Stanley tarafından yönetilen bir bilim kurgu-korku filmi.

Film, hikaye anlatıcısı olarak atanmış bir su bilimcisinin bizi o meşhur topraklara karşı uyarıldığından bahsederek giriş yapıyor. Bir firma tarafından suyu incelemek üzere gönderilmiş olan su bilimcisi, Gardner ailesinin şehirden uzak dağ başında ve göl kenarında yaşadığı mülkiyete giriş yapıyor. İlk olarak gördüğü kişi ailenin kafasını büyülerle bozmuş olan biricik kız evladı Lavinia Gardner. Lavina yaşadığı yerden kurtulmak için göl kenarında tuhaf bir ritüel yaparken görüyoruz. Tabi bu sahneden ötürü filmdeki olayları bir an buna bağlayacağımızı düşünüyoruz ama yanlış düşünüyoruz.

Su bilimcisinin geldiği o akşam beklenmedik bir şey oluyor. Tüm ev halkı odalarındayken etrafı değişik renkte bir ışık kaplıyor ve ardından gökyüzünden ön bahçelerine bir şey düşüyor. Ne olduğunu görmek için bahçeye çıkan ev halkı yere çakılan ve malum renkte parıldayan bir taş görüyorlar. Sabah olduğunda şerif, ekibi ve su bilimcisi taşı görmek için Gardnerler’a geliyorlar. Tabi devamı malum, habere falan çıkıyorlar.

İşte olaylar da bu taştan sonra başlıyor. Taş düştükten sonra telefonlardan, radyolardan tuhaf sesler gelmeye başlıyor, arabalar kendi kendilerine çalışmaya başlıyor. Zaten dağın başındasınız ve dışarıyla iletişiminiz kilitleniyor. Bunlar nesneler üstündeki etkileri tabi garip olanı daha başka.

Önce anne ilginç bir şekilde kendini yaralıyor ve bunu sonradan fark ediyor, baba sürekli olarak sinir katsayısı yükselmiş şekilde ortalıkta dolanıyor ve manasız hareketler yapıyor, küçük çocuk bahçede kendiyle ıslıkları sayesinde onunla iletişim kurabilen bir varlıktan bahsediyor ve büyük erkek çocuksa vaktin nasıl geçtiğini anlamadığını söylüyor. Mide sorunlarıyla uğraşan kız çocuk Lavinia ise ortada bir tuhaflık olduğunu seziyor ancak zaten garip şeylere meraklı olan yapısı yüzünden ve babanın mantığını yitirmesi sebebiyle dikkate alınmıyor.

Çevreyi etkisi altına almış olan bu tuhaf gücün ne amacı belli ne başka bir şeyi. Herkese farklı farklı şekillerde zarar veren bu gücün olayı ne asla anlayamıyoruz. Gerçekleşen olay dizinlerindeki parçaları bir yerde birleştirmeye çalışıyoruz ama yapboz o kadar eksik ki anlamsız bir şey çıkıyor ortaya. Filmde bir süre sonra her an bir olay gerçekleştiğinde merak duygumuz sayesinde sürükleyici oluyor bu şekilde devam edebiliyoruz.

Anlatıcı diye adlandırdığımız kişi bizi aydınlatır umuduyla bekliyoruz ama o da boş. Anlatıcı olarak tanıtmam sizi beklentiye sokmasın bizimle sadece bir başta bir de sonda konuşuyor. Hikayenin kurtarıcısı gibi gözüküyor ama yaptığı şey sadece sırt çantasıyla dolaşmak. Olmasa da olur gibi bir karakter. Adam da ne olduğunu anlamamış ki havalı gözüktüğünü düşündüğü bir sahneyle bize veda ediyor sadece. Söylediği sözler o kadar manasız ki o replikler yerine “Orada bir köy var uzakta” şarkısını söylese daha anlamlı olur.

Böyle bir filmin görsellerinin mecburen iyi olması gerekir ki zaten bu konuda iyi de bir uğraş vermiş ekip. Seslerde de zaten korku filmlerinde klasik sayabileceğimiz türde bir parazitlik var o da iyi, kabul. Filmde insanı rahatsız eden gece uykumuzu kaçıracak bir varlık kombinleri oluşuyor bu arada. Korku değil de büyük bir rahatsızlık işliyor bünyeye onları gördükçe. Korku türünde başarısız olmasına rağmen o noktadan sonra dehşet içinde izliyorsunuz filmi. Hadi böyle güçlü bir rahatsızlık veren bir şeyi filme koyuyorsun ya insan demez mi “Bu boşa gitmesin senaryoya şu şekil bir bağlam vereyim, en azından iki üç taş yerine otursun da emeğimiz boşuna gitmesin.” ama neredee…

Oyunculuklara da çok laf edemem, hepsi iyi sayılır. Başrolümüzde zaten artık vasat filmlerin adamı olarak anılan Nicolas Cage var. Cage yetenekli biri kendisini severim de ama son zamanlardaki yapımları malum. Bu filmin yapımcıları aynı zamanda yine Cage’in başrolde olduğu ama toplasan sadece beş kelam ettiiği Mandy filminin de yapımcıları. Elemanlar takmışlar ışığa da sese de geri kalan her şeyi boş verelim demişler iki yapımda da resmen. Mandy de bu filmle aynı dozajda maalesef ama bu yine de ondan bir tık daha iyi. Küçük erkek çocuk rolünde The Haunting of Hill House’dan tanıdığımız tatlı ufaklık Julian Hilliard oynarken, anne rolünde Nip/Tuck’tan tanınan Joely Richardson oynuyor. Lavinia Gardner’ı ise kariyeri parlayacakmış gibi duran Madeleine Arthur canlandırıyor.

Bu filmde çok fazla nesne var ve her nesnenin başına da bir iş geliyor. Bir tutarsızlık için de ilerleyen film aslında absürt filmleri sevenler için bir hazine. Ben sevemedim maalesef. Okumamış olsam da asıl öykünün de bundan çok daha iyi olduğunu düşünüyorum çünkü ünlü ve başarılı bir yazar tarafından yazılmış. Bazı eserleri sinemaya uyarlarken büyük ekleme veya çıkarma yapmanız gerekir, bu da onlardan birisi belki de. Başarısızlık suçunun çoğunu yönetmen ve senariste atabiliriz gibi duruyor.

Absürt film denildiğinde ne olsa izlerim diyenler yumulun.

Film İKSV’de 18 Mart’a kadar yayında olacak.

İyi seyirler.

Color Out Of Space: E Bu Bildiğin Mor (İKSV Özel)

Senanur Pehlivan’ın Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap