Baba: Zamanda Kaybolan Bir Adam
Oyun Atölyesi’nin bu yılki sezon oyunu olan “Baba”, Florian Zeller tarafından olay örgüsü büyük bir titizlikle yazılmış bir dram hikâyesini konu ediniyor. Kel Diva, Kızlar ve Oğlanlar gibi birçok oyunun yönetmenliğini üstlenmiş Muharrem Özcan, günümüz rejilerinden sıyrılarak farklı bir konsepti sahnede yaşatmayı ihmal etmiyor.
Bu oyunun asıl yaratıcısından bahsetmek istediğim birkaç ithafım olacak. Fransız oyun yazarı ve romancı Florian Zeller’in yazdığı, orijinal adıyla “Le Père” olan tiyatro oyunu, 2012 yılında Paris’teki Théâtre Hébertot sahnesinde prömiyerini yapıyor. Bu oyun, Zeller’e 2014 yılında En İyi Oyun dalında Molière Ödülü’nü kazandırıyor.
Yaşam bir nefes gibi hızla geçerken Zeller, güçlü bir çıkış yaparak metni beyaz perdeye aktarmayı başarıyor. The Father filmi, zamanının en iyi dram yapımlarından biri olarak sinemalarda yerini alıyor. Filmin kalbinde yer alan oyuncu Anthony Hopkins, bu roldeki performansıyla 2021 yılında düzenlenen 93. Akademi Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanıyor.
Sizce bu yapım seyirciler tarafından nasıl oldu da bu kadar sevilmeyi başardı? Siz bu sorunun cevabını düşünürken ben de oyun ve senaryo hakkında söyleyeceklerimi yazacağım.
Baba oyunu, adından da anlayabileceğiniz gibi bir ailenin direği sayılan en güçlü figürün etrafında dönüyor. Demans hastası yaşlı bir baba ile kızı arasında çekişmeli olaylara tanık olmaya başlıyoruz.
Oyunun kadrosunda; Erdil (baba) karakteriyle Haluk Bilginer, Azra (kızı) karakteriyle Özlem Zeynep Dinsel, diğer kızı rolüyle Ezgi Çoşkun, Kaya (damadı) karakteriyle Faruk Barman, diğer damat rolüyle Ufuk Tevge, Defne (hasta bakıcı) rolüyle Mine Nur Şen ve birden fazla genç oyuncu yer alarak bu oyunun parçalarına hayat veriyor.

Baba: Zamanda Kaybolan Bir Adam
Karakterleri tanımaya başladıkça oyunun akışına kendimizi kaptırıyoruz. Azra, babasının ilerleyen hastalığına karşı önlem almak isterken Erdil’in ihtiyar inadıyla mücadele etmeye başlıyor. Azra ile aralarında geçen sürtüşmelerin her anı Haluk Bilginer’in usta oyunculuğuyla renkleniyor; esprili serzenişler havada uçuşuyor ve oyun giderek bize daha çok ayna tutmaya başlıyor.
Olay örgüsü, beyaz bir kâğıdın üzerine mürekkepli kalemle narince yazılmış bir el yazısı gibi derin ve ölçülü; her anlatımın başı ve sonu yerinde, zamanı tam, gereksiz uzatmalardan arınmış ve sıkıcılıktan kaçınarak hikâyeyi yaşanır kılar nitelikteydi.

Baba: Zamanda Kaybolan Bir Adam
Zaman ile olaylar girift hâle gelmeye başladığında, ışık efektleri ve koreografi eşliğinde oyuncular dekorların yerini sürekli bir akış hâlinde değiştiriyor. Oyunun en ilginç anlarından biri de bu bölümlerde yaşanıyor. Oyuna farklı bir yön katan Gizem Erdem, hareket tasarımı alanında başarılı bir zaman geçişi izlememize yardımcı oluyor.
Zamanın bir kar tanesi gibi erimesi, günlerin artık bir gün olmaktan çıkıp geçip gidenler silsilesine dönüşmesi bizi bir andan başka bir ana taşıyor.
Erdil’in zihinsel bulanıklığı her geçen gün artarken Azra yeni çözümler aramaya başlıyor. Belki de birçok çocuğun istemeyerek yapmak zorunda kalacağı bir karar verme anı ile oyunun güçlü final sahnesinin yoğun duygu duvarına çarpıyoruz.

Baba: Zamanda Kaybolan Bir Adam
Oyunu izlediğim gün, final sahnesinde çok büyük bir duygu değişimi yaşadığımı hatırlıyorum. Bu duyguya erişmemdeki asıl sebep, hikâyenin anlatı dilinden kaynaklanıyor. Bir olay kahramanı ile özdeşleşebilmek her zaman kolay olmuyor. Sahne üzerindeki tüm köşelerin hikâyeyle paralel ilerlemesi ve oyuncunun, büyük bir his çemberinde şekillenen karakterini dışa vurması sonucunda böylesine güçlü bir atmosfere ulaşılması, seçilen yolun ne kadar işe yaradığını gösteriyor.
Zarif oyunculuğuyla beni fazlasıyla etkileyen Özlem Zeynep Dinsel, karnında büyüttüğü heyecan topunu her repliğinde karşıya fırlatıyor. Haluk Bilginer ile aralarındaki yumuşak huylu atışmalar, seyri son derece keyifli anlara taşıyor.

Genel bir bakışla eleştirimi toparlayacak olursam, Haluk Bilginer ve Özlem Zeynep Dinsel’i Muharrem Özcan rejisiyle izlemeyi tercih edenler arasında yer alıyorum. Ancak hikâyenin herhangi bir sürpriz barındırmadığını, “drama bu kadar da yüklenmeyin” derseniz, sizin için tercih edilmeyecek bir tiyatro oyunu olabilir.
Baba, farklı sahnelerde oynamaya devam ediyor. Belki bir sonraki oyun için kendinize bir bilet alır ve o anın içinde kalmak istersiniz diye…
Tiyatro ile kalın…
Dipnot: Oyun sürecine dair merakınız varsa (bence olmalı) prova süreçlerinin tarihleriyle beraber o güne ait tüm sayıp dökmeleri 🙂 Oyun Atölyesi sitesinde yer alan Oyunlar kısmından oyunun adını seçip Prova Notlarına bakabilirsiniz.