Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Arthur Rambo: 87 Dakikada Başarısızlık

Arthur Rambo: 87 Dakikada Başarısızlık

Yazar: Göktuğ Yılmaz

Arthur Rambo: 87 Dakikada Başarısızlık

2008 yapımı Entre Les Murs (Sınıf) filmiyle Altın Palmiye’yi kucaklamış ve sinemaseverlerin karşısına bundan önce 2017 yılında ne iyi ne de kötü karşılanmış  The Workshop filmiyle çıkmış Laurent Cantet’in en son filmi Arthur Rambo‘yu “Başka Sinema” kapsamında izleme fırsatını yakaladım. Filmin başrolünde Julia Ducournau’nun yönettiği “Raw” filminden tanıdığımız Cezayir kökenli aktör Rabah Nait Oufella bulunuyor. Bilel Chegrani, Antoine Reinartz, Sofian Khammes ve Anael Snoek gibi isimler de Oufella’ya eşlik eden isimler arasında.

Dürüst olmam gerekirse filmi izlemeden önce film hakkında hiçbir bilgim yoktu ve filmin her konuda aşırı derecede başarısız ve amatör bir film olmasından ötürü filmin yönetmeninin henüz ilk filmini çeken amatör ve yeteneksiz birisi olduğunu düşündüm. Filmden sonra araştırdığımda yönetmenin Altın Palmiye ödüllü Cantet olduğunu görünce dumura uğradım.  Çünkü bu film, deneyimli ve iyi denebilecek bir yönetmenin bilerek yapmadığı sürece asla yapamayacağı derecede kötü bir film.

Halkın gözdesi olan göçmen yazar Karim’in, Arthur Rambo isimli online personasından yayınladığı fazlasıyla saldırgan tweetleri açığa çıkınca halkın gözünden çabucak düşmesini anlata(maya)n film aslında insanların toplum tarafından hızlıca görebildikleri gibi çabucak gözden çıkarılabildiklerini göstermeye çalışmış. Fakat bunu aynı şeyi anlatan ve Asghar Farhadi standartlarında hayal kırıklığı olsa da iyi bir film olan “A Hero”dan çok çok daha başarısız bir şekilde yapmış. Bu başarısızlığının sebebi ise filmde başı sonu olan bir olay akışı olmaması. Film boyunca Karim oradan oraya sürükleniyor ve seyirciye “e tüm bunlar niye oldu, ben ne izledim?” dedirten bir şekilde sona eriyor. Filmde öyle bir süründürme var ki, Karim’in bir yere koştuğu sahneleri kesselermiş film orta metraja dönecekmiş.

Oyunculuklara gelecek olursak; Farid karakterini canlandıran Bilal Chegrani hariç oyunculukları pek beğendiğimi söyleyemeyeceğim fakat bu oyunculardan çok karakter yazmayı becerememiş senaristlerin suçu. Karakterler arasındaki diyaloglar, gerilim, ilişkiler başta dahil olmak üzere karakterlere dair hiçbir şey doğal hissettirmiyor. Var olmayan karakterleri oynamak da imkansız olduğundan ötürü oyuncuları suçlayamıyorum.

Filmin sinematografisi hakkında konuşmam gerekirse diğer alanlar kadar sert ve acımasız konuşabileceğim bir sinematografiye sahip değil Arthur Rambo. Sade, kötü gözükmeyen ve filmin anksiyete dolu olması gereken atmosferine uygun bir sinematografi tarzı seçilmiş. Bana göre öne çıkan bir iş olmasa da rahatsız da etmiyor.

Filmi bu kadar kötü yapan şey senaryonun çok kötü olması. Ne neden oluyor, ne ne amaca hizmet ediyor gibi soruların cevaplarını kötü senaryo yazımı yüzünden almak mümkün değil. Film boyunca Karim bir şeyler yapıyor ama motivasyonu ne, bu adamı neden sevmeliyiz veya neden sevmemeliyize dair hiçbir şey yok. Elbette, bir karaktere bir şey hissetmek zorunda değiliz ama burada bahsettiğim şey Karim’in bir anda önümüze atılmış birisi olması ve ikilem yaratmaya çalışan bir filmde karakterin yaptığı iyi ve kötü şeyleri kesinlikle seyirciye geçirememeleri. Ayrıca oldum olası vermeye çalıştığı şeyi tüm filmin aracılığıyla değil de “E hadi film bitiyor karakterler direkt anlatsın bizim derdimizi.” diyen filmlerden nefret etmişimdir ve bu filmin yapmış olduğu da bu.  1.5 saat film izletmek yerine o iki dakikalık sahneyi izletseler yine aynı şeyi alacaktık filmden.

Böyle kalburüstü bir yönetmen bitirme projesinden hallice bir filmimsiye nasıl imza atabilir? Senaristler nasıl böyle motivasyonsuz, sadece hikâye akışına (gerçi o da yok) göre savrulup giden karakterler yazabilir? Eğer bu  sorulara cevap arıyorsanız izleyebilirsiniz aksi takdirde gördüğünüz yerde kaçmanızı önereceğim bir film Arthur Rambo. Puanım ise 2/10

Arthur Rambo: 87 Dakikada Başarısızlık

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap