Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri L’Argent : Modern Tanrının Kelebek Etkisi

L’Argent : Modern Tanrının Kelebek Etkisi

Yazar: Hasan Toptaş

L’Argent: Modern Tanrının Kelebek Etkisi

Robert Bresson, insanın ilkel içgüdülerini gözlemleyen, kendine has kadraj tercihleri ile bu gözlemleri kişisel anlatı haline getiren usta bir yönetmen. L’Argent, içeriği bakımından bunun en iyi örneklerinden biri.

Yönetmenin alametifarikası olan duygusuz karakterlerden bu filmde de vazgeçmediğini görmek güzel. Filmde gördüğümüz kişilerin hepsi amatör oyunculardan oluşuyor. Kadroda bulunanların hepsinin ilk filmi  olmasının yanında L’Argent sonrası oyunculuğa devam eden kişi sayısı ise bir elin parmağını geçmiyor. Kariyerine devam edenlerin ise adı sanı duyulmuş herhangi başka filmde oynamadığını görüyoruz. Böylesine bir kadro ile böyle muazzam yapıma imza atmak da Fransız yönetmenin ustalığı olsa gerek.

Yazı başında bahsettiğim anlatının bu filmdeki karşılığı olarak lavabodan akan su ya da para saymak gibi basit eylemler Bresson’un elinde hipnotik bir etki yaratıyor. Bu çekim kompozisyonları, seyirciye inanılmaz bir doygunluk yaşatırken filmin her bir karesi poster olabilecek seviyede estetik içeriyor.

L’Argent, bahsettiğim o ilkel içgüdülerin yarattığı toplumsal sorunlara değiniyor. Filmin isminde de bahsedildiği gibi bu sorunların çıkış ve ortak noktası para (l’argent). Yönetmenin bir diğer filmi Pickpocket’ta olduğu gibi, para bu filmde de anlatının üzerine kurulduğu bir araç. Hatta burada bunu bir üst seviyeye çıkararak “modern tanrının” filmde araçtan çok bir karakter olarak da yer bulmasını sağlamış.

Michael Haneke’nin büyük bir hayranı olarak, bu filmin kariyeri üzerinde ne kadar etkili olduğunu görmem çok kolay oldu. Biraz araştırma yapınca Haneke’nin gelmiş geçmiş en sevdiği 10 film listesine Bresson’dan 2 film eklediğini (Lancelot du Lac, Au Hasard Balthazar) görünce bu esinlenmeden emin oldum. Stabil bir kameranın önünde günlük eylemlerde bulunan insan sahneleri Haneke’nin de çokça başvurduğu bir yöntem. Özellikle Der siebente Kontinent filmi L’Argent’a benzeyen birçok sahne barındırıyor. Sadece çekim kompozisyonunun benzerliği ile kalmıyor, aynı zamanda filmdeki müzik yoksunluğu ve şok edici sona yavaş yavaş tırmanarak gelmesi gibi genel bir tavır benzerliği de mevcut.

Açılış sekansında, dönemin ATM’lerinin işleyişi ile birlikte jeneriğin akması bile filmin odak noktasının karakterlerden ziyade “para” olduğunu bize anlatıyor. Bir öğrencinin, babasından aldığı paranın yetmemesi üzerine yakın arkadaşından aldığı sahte parayı aklayarak kendilerine nakit akışı sağlamasını görüyoruz.  Bu şekilde henüz ergen olan bir bireyin, küçük hinlik olarak gördüğü bir olayın nasıl büyük boyutlara ulaştığını, para dolaşımının nasıl işlediğine ve paranın kapitalist toplum nezdinde nasıl konumlandığını anlatan serüvenimiz başlıyor. 500 frangın elden ele dolaşırken yolları kesişen karakterler, bu karakterlerin ne kadar materyalist tavırlar içinde olduğunu görmemiz ve konu para olduğunda toplum düzeninin ne kadar ince bir buz üzerinde olduğuna şahane bir anlatım ile şahit oluyoruz.

O dönemki filmlerde bolca ele alınan iletişimsizlik, yanına gaddarlık ve değersizlik ekleyince ortaya Yvon karakterinin talihini seriyor ve seri cinayet filmine dönüşüyor. Değerleri ufak bir sorgulamaya tabi tutulduğunda, insanların bireyciliği ne kadar ön plana çektiğine örnek olan yapımda, çoğu filmin aksine sizi kurbanın yerine koymak yerine suça seyirci olarak yerleştiriyor. Bu sorgulamalara örnek olarak, öğretmeninin sorduğu soruya cevap vermek yerine afallayıp sınıftan kaçan Norbert ya da sakin şekilde polislerle konuşmak yerine kaçmayı tercih eden Yvon gösterilebilir. Bireysel dünyalarındaki anomaliyi kaşıyan bu eylemlere her zamanki tavırlarıyla karşılık verebilselerdi kendileri adına her şey daha güzel bitebilirdi. Bresson buna izin vermiyor ve pamuk ipliğine bağlı kişiliklerine bodoslama dalıyor.

L’argent, değişen dünyanın yeni odak noktasının maddeselliğine ve düzenin gidişatının sebeplerine çok sağlam parmak basıyor. Filmin son sahnesindeki topluluğun tepkisi ile bunu apaçık ve muhteşem şekilde aktardığı üzere;  düzen artık karakter odaklı değil ve yeni doğacak trajedilerin mağdurunu gözlüyor.

Eğer daha önce Bresson filmi izlemediyseniz ve kronolojik olarak izleme hedefiniz yoksa buradan başlamanızı tavsiye edebilirim. Yönetmenin son filmi olan bu başyapıtı izlemek isteyenler, filmi Mubi Türkiye kütüphanesinde bulabilirler.

L’Argent: Modern Tanrının Kelebek Etkisi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap