Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleri Amsterdam: Yıldızların Kurtarmaya Yetmediği Film

Amsterdam: Yıldızların Kurtarmaya Yetmediği Film

Yazar: Ceren Tunalı

Amsterdam: Yıldızların Kurtarmaya Yetmediği Film

The Fighter,Silver Linings Playbook, American Hustle gibi büyük ses getiren işlerden hatırladığımız David O.Russel’ın 7 senelik sessizliğini bozduğu, yıldızlarla dolu yeni filmi Amsterdam 7 Ekim’de vizyona girdi. Gerçek olaylardan esinlenen film, bir araya gelen iki eski asker ( Chiristian Bale,John David Washington) ve bir hemşirenin ( Margot Robbie),kendilerini beklenmedik bir şekilde bir suç zincirinin içinde bulmalarının ardından gelişen olayları konu ediniyor.

Birinci Dünya savaşında bir gözünü kaybetmiş olan Doktor Burt Berendsen (Chiristian Bale), ülkesine döndükten sonra kendisi gibi savaşta yaralanan gazilere yardım etmeye kendini adar. Uyguladığı tıbbi müdahaleler pek çokları tarafından usulsüz bulunsa da Burt, gaziler tarafından çok sevilir.Kendisi gibi eski asker olan Harold Woodman (John David Washington) ise savaştan döndükten sonra hukuk okuyup avukat olur ve bu ikili hala birbirlerinin en yakın arkadaşıdır. Eski birliklerinin komutanı General Bill Meekins’in şüpheli ölümü üzerine kızı Liz Meekins ( Taylor Swift) , Harold’a ulaşıp babasının ölümünü araştırmalarını ister. Generalin otopsisini yapan Burt, otopsi sırasında komutanın zehirlenmiş olduğunu fark eder ve ikili Liz ile buluşmaya gittiğinde genç kadın tehdit edildiğini söyler ve konuşmasına fırsat verilmeden bir adam tarafından yola ittirilerek öldürülür. Bu olay sırasında Liz’in yanında olan Burt ve Harold ise cinayetin baş şüphelileri konumuna düşer.

Yaşanan bu korkunç olaydan sonra adlarını temize çıkarmaya ve olayı çözmeye çalışan ikili, araştırmaya devam ettikçe kendilerini organize bir suç zincirinin ortasında bulur. Araştırma sırasında geçmişlerinden gelen tanıdık bir yüz olan Valerie ( Margot Robbie) ile karşılaşmalarıyla olaylar ilginçleşmeye başlar. Valerie’nin abisi Tom Voze ( Rami Malek)’dan ve General Meekins’in dostu General Gil Dillenbeck ( Robert De Niro)’ten yardım isteyen Burt, Harold ve Valerie gerçeği ortaya çıkarmak için ellerinden geleni yaparlar.

1930’lar Amerikasında geçen film, gerek kostümler gerekse atmosfer olarak dönemin ruhunu iyi yansıtmasına rağmen karmaşık senaryosu ve gereksiz uzunluğu ile izleyicinin sıkılmasına sebep oluyor. Senaryo ve işleyiş bakımından Coen Kardeşler ve Wes Anderson filmlerine öykünen film, maalesef sadece basit bir replika olmanın ilerisine geçemiyor. Bu yönetmenlerin filmlerinin yanı sıra geçtiğimiz yıllarda Knives Out gibi komedi-suç türüne dair çok iyi örnekler gördüğümüz için Amsterdam, üstüne ekstra bir şey katamadığı sıradan senaryosu ile bu türde sınıfta kalıyor. Özellikle kullanılan müzikler ve suç unsurundan dolayı “O Brother, Where the Art Thou?” yu anımsatan film içine yerleştirilmeye çalışılan durum komedisi unsurlarından sadece bir kaçının altından kalkabiliyor. Komedi kısımlarını bir kenara koyduğumuzda ise elimizde sadece iyi işlenemeyen bir kriminal olay örgüsü kalıyor. Her ne kadar olayın doğası gereği izleyicide merak uyandırsa da gidişata dair o kadar çok ipucu içeriyor ki, bir sonraki sahnede ne olacağını tahmin etmek çok da zor olmuyor. İki ana unsurun da zayıf kalması ve olması gerekenden uzun bir ekran süresinin olması izleyicinin iyi bir sinema deneyimine sahip olmasına engel oluyor.

Tüm bunların yanı sıra filmde iyi unsurlar da var. Filmin çizdiği dünya, dekorlar, mekanlar ve çekimler aslında hiç de kötü değil. Ama özellikle öne çıkan, hemen her filminde olduğu gibi Christian Bale’in muazzam oyunculuğu oluyor. Bu kısımda tabi ki Christian ,John ve Margot arasındaki uyumdan da bahsetmek gerek. Başrollerimizin filme adını veren Amsterdam’da geçen sahnelerinde aralarındaki ahenk ve sinerji izleyiciye filmin devamı için ufak da olsa bir umut vermekle beraber beklentiyi karşılamada yetersiz kalıyor. İnsan, bu üçlüyü başka bir yapımda izleme şansımız olsaydı diye düşünmeden edemiyor. Film adeta bir yıldızlar geçidi olmasına rağmen çoğu oyuncunun artık tekrara düşen rolleri, ne yazık ki filmi vasatın üstüne çıkarmaya yetmiyor.

Kadrosu açıklandığından beri gözleri üstüne çeken Amsterdam, geçtiğimiz aylarda birçok tartışmanın gölgesinde kaldı. Yönetmenin, yapımlarında yer alan oyunculara ve ekibe karşı tutumu çoğu kişi tarafından eleştirilirken, bu filmde oynayan oyuncular da topa tutuldu. Bütün bu olaylara rağmen yönetmenin daha önceki işlerinin belirli bir kalitede olması ve filmin bünyesinde birçok başarılı isim yer alması oldukça yüksek bir beklenti oluşturdu ancak film ortalamanın üstüne çıkamayınca tabi ki sert eleştiriler aldı. Belki de hak etmediği eleştirilere de maruz kalan film, maalesef sinema severlerin gönlünü kazanamayarak bu senenin başarılı yapımları arasında yerini alamadı.

 

Amsterdam: Yıldızların Kurtarmaya Yetmediği Film

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap