Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriA Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu

A Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu

Yazar: Şeyda Taşkıner
A Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu
A Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu

Kogonada’nın, Seth Reiss’in orijinal senaryosundan uyarladığı A Big Bold Beautiful Journey, geçtiğimiz salı günü ülkemizde basın gösterimini gerçekleştirdi. 19 Eylül Cuma günü ise vizyon izleyicileriyle buluşmaya hazır. Fantastik romantik-drama türündeki filmin başrollerinde Oscar adayı oyuncular Colin Farrell ve Margot Robbie yer alıyor.

Kogonada’nın Columbus ve After Yang gibi filmlerindeki ikili ilişkilerde hızlı kurulan duygusal ve derin bağ paterni, bu filmde de karşımıza çıkıyor, yahut çıkma girişiminde bulunuyor da diyebiliriz. İki yabancı olarak başladıkları bu büyülü macerada David (Farrell) ve Sarah (Robbie), filmin sonunda kendi geçmişleriyle gerçekleştirdikleri bireysel ve ortaklaşa yüzleşmeler sonrasında, ilişkilerini yalnızca romantik bir bağ olmanın ötesine taşıyor. Böylece hayattaki kırılganlıklarını anlamlandırdıkları ve birlikte iyileştirmeye gönüllü oldukları derin, içsel bir ortaklığa dönüşüyor.

A Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu

A Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu

Yüzeyde ortak arkadaşlarının düğününde tanışıyor gibi görünseler de aslında pek de sıradan olmayan bir araç kiralama şirketinin oyununa getiriliyorlar. Şirketin, kiraladıkları eski model araçlara GPS takmalarındaki ısrardan zaten “bir şeylerin” dönmekte olduğu belli oluyor. Düğün töreninde ikili arasında ufak tefek flörtleşmeler olsa da burada ilişkilerine başarılı bir başlangıç yapamıyorlar ve bir şekilde tekrar karşılaşmaları gerekiyor. Bu da çok da tesadüfi olmayan bir şekilde gerçekleşiyor.

İkili tekrar bir araya getirilip birbirlerinden ayrılacakken, park yerinde vedalaşıp kendi araçlarına biniyorlar. Tam bu sırada David’in GPS cihazı, ilginç bir şekilde direkt sürücüye hitap ederek David’e, “Büyük, cesur, güzel (big, bold, beautiful) yolculuğa çıkmak ister misin?” diye soruyor. Ne tesadüf ki tam o sırada Sarah’nın aracı bozuluyor ve David’in bu yolculuğa çıkarken Sarah’yı da yanına alması gerekiyor.

GPS’in yönlendirdiği araba, zaman zaman hiçliğin ortasında duruyor ve ikili, arkasında neler olduğunu içine girmeden göremediğimiz kapılardan geçerek bu yolculuğa başlıyor.

İlk durakları, Sarah için manevi değeri yüksek ve geçmişte ziyaret etmesi onun için anlamlı bir müze oluyor. Bu noktada yolculuğun ne tür bir deneyim olacağını da az çok anlamış oluyoruz. Gerçekten ikisi için oldukça önemli, duygusal geçmiş parçacıklarıyla karşılaşıyoruz. Daha sonra doğumdan lise yıllarına, ilk kalp kırıklıklarından ayrılık konuşmalarına açılan birçok kapıdan geçiyoruz. Geçmişlerinde, şu anda oldukları kişileri tanımlayan çok önemli anlarla yüzleşiyorlar.

İlginç bir şekilde, kapılar çocukluk dönemlerine açılmış olsa dahi, şimdiki yetişkin halleriyle görünüyorlar ve anılarındaki insanlar bunun farkında olmuyor. Zaman zaman bu durumdan kaynaklanan eğlenceli sahneler olsa da yolculuğun sonuna yaklaştıkça duygu yoğunluğu artıyor.

A Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu

A Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu

Kogonada’nın alışılageldik kadrajları, özenli renk paleti ve filmin sakin, huzurlu atmosferi seyirciyi öylesine içine çekiyor ki ara sıra gerçek dünyaya keskin dönüşler, filmin ritmi açısından rahatsız edici olabiliyor. Bunun yanı sıra, dozunda kullanıldığında keyifli olan “comic relief” unsuru bazen abartıya kaçıyor. Özellikle ağır melankolik sahnelerin hemen ardından gelen fazla ciddiyetsiz anlar, filmin tonundaki doğal akışı sekteye uğratıyor.

Filmdeki tutarsız ton ne yazık ki oyunculuk üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor ve bu durum performansları gölgeliyor. Olağanüstü yetenekli olduklarından şüphe duymadığımız başroller Colin Farrell ve Margot Robbie’nin karakterleri, çoğu sahnede, normalde hissettirebilecekleri kırılgan ve samimi anlarda beklenmedik şekilde soğuk ve mesafeli gelebiliyor. Dolayısıyla izleyici, karakterlerle bağ kurmakta zaman zaman zorlanıyor. Filmi izlemeden önce de bunu düşünmüştüm; ancak izledikten sonra emin oldum ki ikilinin ekran kimyalarının zayıf ve uyumsuz oluşu da senaryo ve kurgu kadar bu kopuklukta etkili oluyor.

A Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu

A Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu

Kogonada’nın diğer iki uzun metraj filmini bayılarak izlemiş ve kendisinin hem hikâye anlatıcılığına hem de estetik anlayışına hayran kalmış biri olarak bu filmden beklentim haliyle yüksekti. Her ne kadar ilgim azalmadan takip etmiş, filmi sıkılmadan izlemiş olsam da A Big Bold Beautiful Journey beklentilerimi karşılamakta zorlandı.

Büyük beklentileri olmayan izleyicilerin filmden daha fazla keyif alabileceklerini düşünüyorum. Ancak bana kalırsa vizyonda kaçırılmaması gereken bir film değil. Evde, dizi-film izleme köşenize kurulup atıştırmalıklarınız eşliğinde seyredebileceğiniz bir film daha çok.

Sonraki yazılarda görüşmek dileğiyle!

A Big Bold Beautiful Journey: Büyüleyici ama Yine de Kusurlu

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...