X-Men ’97 2. Sezon: İlk Sezonun Gölgesinde
İlk kez karşımıza 1963 yılında çıkan, çizgi roman okuyan veya çizgi roman filmleri izleyen kişilerin oldukça aşina olduğu X-Men, günümüzde popülaritesini yeniden kazanmaya başladı. Özellikle Disney’in Fox’u satın almasından sonra MCU’da göreceğimize inandığımız bu ekip, filmlerden önce televizyon dizisiyle yeniden gündeme geldi.
90’ların en sevilen animasyon serilerinden biri olan X-Men: The Animated Series‘in devamı niteliğinde olan X-Men ’97, ilk sezonuyla 2024 yılında Marvel Animation yapımı olarak Disney+’ta kendine yer edindi. Muazzam bir ilk sezonun ardından merakla beklediğim ikinci sezon bu sene yayımlandı.
İlk olarak bölüm bölüm inceleyeceğim bu yazı, hem ilk sezondan hem de ikinci sezondan spoiler içerecektir. İzlemediyseniz bu yazıyı okumayın.

X-Men ’97 2. Sezon: İlk Sezonun Gölgesinde
Bölüm 1: Gelecek Günler Geçmiş
Birinci sezonun bizi bıraktığı yerden başlıyoruz. X-Men ekibinin bir kısmı gelecekte, diğer kısmı geçmişte kalmışken Forge ve Bishop, onları kendi zamanlarına çekmek için zamanda yolculuk yapar. Bu bölümde geleceğe gidiyoruz.
Buradaki ekibimiz Cyclops, Jean Grey, Storm, Wolverine, Morph ve geleceğe gitmiş olan Forge. Bu zaman dilimi Apocalypse’in kontrolü altında ve onu durdurmak için kehanette adı geçen bir çocuk var: Nathan Summers. Evet, ilk sezonda Mr. Sinister’ın bulaştırdığı virüs sonucu Scott ve Jean’in geleceğe göndermek zorunda oldukları çocuk. Namıdiğer Cable.
X-Men ekibinin üyelerinin parladığını çok net şekilde görüyoruz. Özellikle Storm’un yaptığı hareketlerle karaktere kesinlikle hakkını verdikleri anlaşılıyor. Wolverine kemik pençelere alışmakla uğraşırken Cable’ın günümüzdeki hâline nasıl dönüşeceğine hafiften şahit oluyoruz. Ufak bir aile kavuşumuyla bölüm, vadettiği her şeyi bize sunarken sezona güçlü bir başlangıç yapıyor.
Bölüme puanım: 9/10
Bölüm 2: Göz Ardı Edilemez Bir Güç
Bu bölümde X-Force ekibiyle tanışıyoruz. Cable’ın liderliğinde Apocalypse’i öldürmek için kurulmuş ekipte, hayranların favorisi Psylocke ve Angel gibi karakterleri görürken günümüzde kalmış diğer X-Men üyeleri Jubilee ve Sunspot da ekipte yer alıyor. Bölüm esnasında Apocalypse ve Dört Atlısı’nın peşinde koşan ekibin içerisinde öldürme konusunda bir kargaşa çıkarken devlet ile çalışan, mutantları koruma adı altında özel bir hapishaneye kapatan X-Factor ile karşılaşıyoruz.
Bu ekipte birçok farklı karakter yer alırken en göz önünde bulunanı Polaris oluyor. Magneto’nun kızı ve aşağı yukarı aynı yeteneklere sahip olan bu karakter, mutantlara böyle acımasızca davranılması konusunda gitgeller yaşıyor. X-Force’un doğru yolda olmadığından şüphelenen karakter, bölüm esnasında Jubilee’ye yardım ediyor ve birkaç dakika süren Jubilee’nin parlayışını görüyoruz.
Bölüme puanım: 8/10

X-Men ’97 2. Sezon: İlk Sezonun Gölgesinde
Bölüm 3 ve 4: Apocalypse’in Yükselişi
Bölümler Kısım 1 ve Kısım 2 olarak adlandırıldığından ikisini tek bir başlık altında yazmak daha doğru olur. Geçmişe dönen bu ekipte Rogue, Prof. X, Magneto, Beast, Nightcrawler ve Bishop var.
Bu ekip, henüz Apocalypse olmamış En Sabah Nur ile yolları kesişince kendilerine bir amaç edinir. Kendi zamanlarına dönmekten daha önemli bir amaç: Apocalypse’in oluşmasını engellemek.
En Sabah Nur’un acımasız, durdurulamaz güç olan Apocalypse’e dönüşmesini engellemek için uğraşan bu ekibe Bishop oldukça karşı çıkıyor. Bunu değiştirmenin bütün zaman çizelgesinde çok büyük değişiklikler yaratacağını savunan Bishop’u dinlememekte en kararlı olan kişi ise Magneto. Şiddetten yana olmadan Apocalypse’i önleyebileceğini düşünen Magneto, adeta mentörlük yapıyor.
Tabii, her şey planlandığı gibi gitmeyince En Sabah Nur kendisine söylenen yalanları fark ediyor ve Apocalypse’in doğuşu engellenemez oluyor. Burada Apocalypse’i yenemeyeceğini fark eden X-Men, kendi zamanlarına gitmeye çalışırken geride kalan Prof. X ve Magneto mücadeleye devam ediyor. Pek başarılı bir mücadele diyemeyiz çünkü sonucunda Apocalypse, Magneto’yu resmen buharlaştırarak öldürüyor.
Bu duygusal ölümden sonra Profesör X de kendi zamanına dönüyor. Artık bütün X-Men ekibi 90’lara dönmüştür ve bu bölümler burada kapanır.
Bölüm 3 ve 4’e puanım: 10/10
Bölüm 5: Weapon X, Yalanlar ve DVD’ler
Apocalypse ile alakalı dört bölümden sonra Wolverine ve Morph odaklı bir bölüme geçiyoruz. Şahsen son 20 yılda aldığımız Wolverine dozundan dolayı Wolverine arc’ı görmeye hevesli olmasam da eğlenceli bir bölümdü. Bana göre her ne kadar sezonun en kötü bölümü olsa da oldukça izlenebilir bir bölüm.
Wolverine’in yeniden adamantium pençelerine kavuşması ve Morph ile aralarının hafiften bozulması dışında pek bir şey yaşanmıyor. Sabretooth, Lady Deathstrike ve Omega Red’i görmek ise oldukça hoştu.
Bölüme puanım: 6/10
Bölüm 6: Danger.exe
Magneto’nun ölümüyle başa çıkmaya çalışan bir Charles Xavier’ın yanında, kendi kendine gelişerek güçlenen yapay zekâ Danger’ı görüyoruz. Polaris’in takıma katılması ve Magneto’nun yasının tutulması dışında pek bir şey yaşanmıyor.
Dizi gittikçe Apocalypse kısmından uzaklaşırken yavaş yavaş hayal kırıklıkları başladı.
Bölüme puanım: 7/10

X-Men ’97 2. Sezon: İlk Sezonun Gölgesinde
Bölüm 7: Tuhaf Topraklar, Vahşi Yürek
Nightcrawler’ın kardeşi Graydon Creed’in Acolytes tarafından kaçırılması sonrası Rogue, Bishop, Polaris, Beast ve Nightcrawler onu kurtarmaya gider. Acolytes’ın istediği şey ise bellidir: Mutantlara türlü türlü zorluklar çektiren Graydon Creed’in ölmesi.
Nightcrawler’ın adil bir duruşma istemesi üzerine Graydon Creed’in yaşayıp yaşamayacağı kararlaştırılacaktır. Burada bazı sağlam noktalar üzerinde dursa da Nightcrawler’ın savunması yeterli gelmez. Daha karar netleşmeden Creed’e saldıran Exodus, ortalığı karıştırır. Creed’in Exodus’u vurmasıyla Exodus ölür ve Nightcrawler, Creed’i kutuplara ışınlayıp orada bırakır.
Bu bölümde Nightcrawler’ın karakterine biraz daha derinden bakarken Polaris’in Bishop ile iyi bir takım oluşturduğunu izledik.
Bölüme puanım: 7/10

X-Men ’97 2. Sezon: İlk Sezonun Gölgesinde
Bölüm 8: Ölü Adamın Eli
Apocalypse kısmına yeniden dönüş yaptığımız bu bölümle sezonun en çok beklenen anı geldi. Gambit geri döndü. Tabii ki kendisi olarak olmasa da özlediğimiz bu karakteri yeniden görmek bu bölümün en iyi tarafı olsa da oldukça hızlı ilerleyen bölüm biraz hayal kırıklığına uğratmış olabilir.
Gambit’in içinde yaşayan Apocalypse, uyguladığı taktiklerle resmen X-Men’i yerle bir ederken Profesör X’in ilgi çekici kapışması ve Rogue’un yardımıyla Gambit’i geri getirme çabasının yanında Apocalypse’ten temelli kurtulmak isteyen Cable, bunu başarma uğruna Gambit’i feda etmeye hazır.
Bölüme puanım: 8/10
Bölüm 9: Hayatta Kalmak
Bütün sezonun sona bağlandığı, X-Men’e karşı X-Force ve X-Factor’un takım olduğu bu bölümle finale geldik. Geçen sezondan beri beklenen Apocalypse temasının son bölümünde çok şey yaşanıyor.
Bir tarafta Apocalypse’in sonunu getirecek kişi olduğu kehanetine çok bağlı bir Cable, diğer tarafta bir Celestial’in gücünü elinde bulunduran Rogue var. Gambit’i geri alma karşılığında kendi hayatını feda edecek olan Rogue’a karşılık, Rogue ve Gambit mutlu olsun diye kendini feda eden Nightcrawler var. Oldukça duygu yüklü ve aksiyon dolu bir bölüm sonrasında bir sonraki sezona hazırlanıyoruz. Bu sefer cliffhanger yok ve oldukça mutlu gözüken bir son var.
Bölüme puanım: 7/10

X-Men ’97 2. Sezon: İlk Sezonun Gölgesinde
Genel Sezon Hakkındaki Yorumlarım
Oldukça güçlü ilk dört bölüm sergileyip sonrasında eski kalitesini toparlayamayan bir sezon var karşımızda. İlk sezon bize ilk karakterleri yeniden tanıtmıştı, sonra bir hikâye rotası oluşturup oradan hiç sapmadan ilerlemişti. Birkaç farklı karaktere odaklanmış bölümler görsek de hikâye bütünlüğü açısından önemliydi.
Bu sezonda ise “olmasa da olur” deyip ana hikâyeden sapan çok şey var. Mesela Wolverine adamantium pençelerini bu sezon değil de başka bir esnada alsaydı hiçbir şey değişmezdi. Graydon Creed’in mahkeme bölümü ve Danger bölümü için de aynı şey söylenebilir. Bu bölümler yerine Apocalypse hikâyesinden çıkılmasa ve hikâye daha da genişletilse çok daha iyi olurdu.
Ayrı olarak her şey çok hızlı ilerliyor. Evet, ilk sezonda da böyleydi ama çizgi romanlarda çok büyük yer kaplayan hikâyeler çok hızlı atlanıyor. Dizinin önceki sezonunda yaşanıp bu sezona bırakılan olaylar için de aynısını söylerim. Mesela Gambit’in Apocalypse ile olan bağı son iki bölüme değil de biraz daha sezon içerisine yayılsa, Gambit’i ilk olarak 5. veya 6. bölümde görsek çok daha anlamlı olurdu.
Başka örnek olarak Wolverine’den gidelim. Geçen sezon adamantium pençelerini kaybetti. Bu sezon daha 5. bölümde (Wolverine’in göründüğü ikinci bölüm) hemen pençelerini geri alıyor. Biraz kemik pençeleriyle görseydik diyorsunuz ama sahneleri çok kısıtlı.
Açıkçası bir sezonu ve bu kadar hikâyeyi 9-10 bölüme sığdırmaya çalışmak yerine X-Men: The Animated Series‘in yaptığı gibi sezonları 13-20 bölüm civarında yapıp hikâyeleri genişletseler çok daha iyi bir yapım izleyebiliriz.
Kısaca X-Men ’97 2. Sezon çok hızlı ilerleyen, biraz da ana hikâyesinden çıkan fakat hem çizgi romanlara hem de karakterlere oldukça sadık kalan bir sezon olmuş. Umarım 3. sezonda bu sorunlar çözülmüş olur ve daha sağlam bir sezon izleriz.