Stuart Fails to Save the Universe: The Big Bang Theory’nin Sonsuz Evreni Genişlemeye Devam Ediyor
The Big Bang Theory 2019’da bitti, ancak adının hakkını veren dizinin evreni genişlemeye devam ediyor. Chuck Lorre, Bill Prady ve Zak Penn imzalı Stuart Fails to Save the Universe 23 Temmuz’da HBO Max’te yayın hayatına başladı. On bölümlük sezon her perşembe bir bölüm ilerliyor, final 24 Eylül’de.
The Big Bang Theory‘den hatırladığımız çizgi roman dükkânı sahibi Stuart Bloom (Kevin Sussman), Sheldon ile Leonard’ın kuantum cihazını deviriyor, çoklu evren çöküyor ve Stuart, Denise (Lauren Lapkus), Bert (Brian Posehn) ve Kripke (John Ross Bowie) eşliğinde evrenden evrene savrulmaya başlıyor.
Dört bölümün ardından gördüğümüz kadarıyla karşımızdaki şey yalnızca bir spinoff değil, bir tür değiştirme denemesi. Komedide spinoff’ları kurtaran da tam olarak budur. Joey, Friends‘in formülünü aynen sürdürmeye çalıştı ve iki sezonda tükendi; Frasier ise yan karakteri alıp Boston’dan Seattle’a taşıdı, mesleğini ve çevresini baştan kurdu, on bir sezon sürdü.
Franchise’ın kendi içinde de iki ayrı strateji var. Stuart, The Big Bang Theory evreninin dördüncü dizisi ve orijinal sitcom’un doğrudan ikinci spinoff’u. İlki Young Sheldon‘dı; stüdyo kahkahasını atıp tek kameraya ve aile draması hattına geçtiği için tuttu. Ondan doğan Georgie and Mandy’s First Marriage ise tersini yaptı, klasik sitcom düzenini CBS’te aynen sürdürdü ve üç sezonla hatırı sayılır bir izleyici kitlesine ulaştı. Stuart ikisinden de uzağa oynuyor: hem kanaldan hem türden çıkıyor. Aldığı risk de bu yüzden daha büyük.
Uyarı: Bu yazı ilk dört bölümün olay örgüsüne, konuk oyunculara ve bölüm finallerine dair spoiler içeriyor.

Stuart Fails to Save the Universe: The Big Bang Theory’nin Sonsuz Evreni Genişlemeye Devam Ediyor
Her Hafta Başka Bir Tür
Stuart’ın yolu Frasier mantığına yakın. Stüdyo kahkahası yok, ritim aksiyon-macera dizileri gibi ancak her hafta başka bir tür deneniyor: Post-apokaliptik çöküş, öfkeyi yasaklamış bir yapay zekâ distopyası, bilimin cadılıkla suçlandığı fantastik dünya, ardından bir psikiyatri kliniği.
Kopuş ilk sahneden belli. Yıkılmış Pasadena’da müşteriler konserve karşılığı çizgi roman alıyor, Hawkeye’ın Yenilmezler sıralamasındaki yeri yüzünden çıkan kavgada biri bıçaklanıyor ve Stuart cesedi boyutlar arası bir yarıktan aşağı yuvarlıyor. Kıyametin ortasında bir metre diş ipi satın almaya da vakit buluyor. Yolda Penn ile Teller’a rastlıyorlar; ikili yemek karşılığı kemirgen hokkabazlığı yapıyor.
Espriler yine detaylarda ve göndermelerde gizli. Bir evrende beyzbolda vurucu kuralı hiç konmamış, ünlü müzisyen John Mellencamp da hâlâ kendine John Cougar diyor. Üçüncü bölümde bilim şeytan işi sayıldığı için makine çalışmıyor ve Stuart şakadan “Hey Alexa” diyor; karşısına Alexa adında küçük yeşil bir iblis çıkıp yakındaki büyücülerin listesini veriyor, Bernadette dört buçuk yıldızla listenin başında. Aynı bölümde Bert büyüsünü metal işaretiyle yapıyor, karşısındaki Wil Wheaton ise Vulkan selamıyla. Dördüncü bölümde koğuşta akordeon çalan Weird Al Yankovic, Stuart dönüp baktığında siyah beyaz bir Porky Pig’e dönüşüyor.
Bunlar kâğıt üzerinde ucuz görünen ama ekranda tutan şakalar, çünkü hepsi on iki sezonluk bir birikimin üstüne kuruluyor. Jeneriğin kendisi de aynı oyunun parçası: Danny Elfman’ın müziği her bölüm yeniden düzenleniyor, ekranda seyirciye seslenen notlar beliriyor ve bunlardan biri o bölümde yaşanacak bir ölümü baştan duyuruyor. Dizinin adı da zaten aynı işi yapıyor; Stuart evreni kurtaramıyor, sonucu afişte öğreniyoruz.

Stuart Fails to Save the Universe: The Big Bang Theory’nin Sonsuz Evreni Genişlemeye Devam Ediyor
Tanıdık Yüzler
Eski kadro da bu oyunun parçası. İlk bölümde Raj (Kunal Nayyar) CalTech’te esir düşmüş hâlde karşımıza çıkıyor ve orada ölüyor; yolda ise orijinal dizide Amy’nin babasını canlandıran Teller, Penn Jillette ile birlikte beliriyor.
İkinci bölümde Penny (Kaley Cuoco) yapay zekâya karşı direnişin lideri; Sheldon’ın peşini bırakmayan Ramona Nowitzki (Riki Lindhome) CalTech’in kapısında randevu dayatan isim; Penny’nin eski sevgilisi Zack da direnişin içinde. Christine Baranski ise bu kez Beverly Hofstadter olarak değil, bizzat kendisi olarak bir eğitim videosunda çıkıyor.
Üçüncü bölümde Bernadette (Melissa Rauch) büyücü kılığında bir iblis, Wil Wheaton yine kendisini oynuyor. Dördüncü bölümde Amy Farrah Fowler (Mayim Bialik) Stuart’ın psikiyatristi; Jon Cryer ise Lorre’nin Two and a Half Men‘inden gelip Mamie Eisenhower adında Tibetli bir şerpayı canlandırıyor.
Sheldon, Leonard ve Howard ise dört bölümdür yalnızca anılıyor, bir kez bile görünmüyorlar. Hikâyeyi başlatan cihaz onların, ama sahne artık yan karakterlerin.

Stuart Fails to Save the Universe: The Big Bang Theory’nin Sonsuz Evreni Genişlemeye Devam Ediyor
Değişimin Bedeli: Görüntü ve Oyunculuk
Dizinin geleneksel televizyondan dijital platform yayınına dönmesi birçok değişimi de beraberinde getirmiş. Lorre, Banff’taki panelde dizide bol miktarda CGI olduğunu, kariyeri boyunca “büyük prodüksiyon” deyince iki kişinin kanepede kahve içmesini anladığını, bu kez tamamen alanının dışına çıkmak istediğini söylemişti. Ekrandaki karşılık, bana kalırsa, her zaman bu büyük prodüksiyon lafını karşılamıyor. Doğrusu kalabalık dış mekân planlarında yapaylık hissettim; buna karşılık Lorre’nin ustalık işi olan dükkân ve klinik gibi iç mekânlar daha tutarlı duruyor.
İkinci bedel oyunculukta. Sitcom oyuncusunun zamanlaması stüdyo seyircisinin tepkisiyle beraber çalışır; o zemin çekilince tutmayan replik boşlukta kalıyor. En net örnek ikinci bölüm: herkesin ensesinde öfkelenince şok veren bir çip var ve Stuart’ın acıyla kıvranması bölüm boyunca tekrar tekrar kullanılıyor. Şakanın komikliği bir nebze abartılmış durumda. Zekice bir fikir tekrara düşen espri yazımıyla zayıflıyor.
Buna karşılık çoklu evren, kadroya sitcom’un asla veremeyeceği bir alan açıyor. Sussman ilk bölümde aynı sahnede iki Stuart oynuyor: yıkılmış dünyanın yorgun dükkâncısı ile onu uyarmaya gelen, birkaç replik sonra yok olacak öteki. Bowie ise tanıdık pelteğini koruyarak Kripke’yi hem eski hâliyle hem de kendini San Gabriel Vadisi’nin hükümdarı ilan etmiş versiyonuyla taşıyor; on yıl oynadığı karakterin karanlık bir kopyasını oynamak, dizinin ona yaptığı en cömert jest. Posehn’in seyirci tepkisinden bağımsız, yalın oyunculuğu da öne çıkıyor. Lapkus da düşük ekran süresine rağmen dizinin komedi zamanlamasını kuruyor. Dizi asıl başarısını, en gözden kaçmış karakterlere kendi yolculuklarını vermesinde buluyor.
Asıl mesele dramatik bahsin (karakterin kaybetme riski, yani gerilimin kaynağı) her bölüm sonunda sıfırlanması. Raj ölüyor, Denise’in sevgilisi ölüyor, sonraki evrende herkes yeniden karşımızda. Sıfırlanmanın bedelini en çok Denise ödüyor. Her evrende Stuart’ın hatırladığı ilişkiyi hatırlamayan yeni bir Denise var, Stuart da onu her seferinde yeniden ikna etmek zorunda. Karakterin dördüncü bölümde nihayet bir yere oturması ise anlamlı, çünkü orası dizinin sahte olduğunu söylediği evren.

Stuart Fails to Save the Universe: The Big Bang Theory’nin Sonsuz Evreni Genişlemeye Devam Ediyor
Umut Nerede?
Dördüncü bölümde bir kapı aralanıyor. Stuart kendini psikiyatri kliniğinde, anlattıklarını hastalık sanan bir doktorun karşısında buluyor. Çıktığında fazlasıyla mükemmel bir hayat onu bekliyor. Sonra dükkânında Stuart Fails to Save the Universe adlı bir çizgi roman buluyor ve kendi hikâyesini kendi elinde okuyor.
Jenerikte başlayan oyunun olay örgüsüne dönüştüğü an bu. Karakterin kurmacanın içinde olduğunu fark etmesi artık espri değil, çatışmanın kendisi. Dahası, o çizgi roman sıfırlanan evrenler için de bir çıkış öneriyor: evrenler rastgele değilse, biri Stuart’a mesaj gönderiyorsa, kayıplar anlam kazanmaya başlar.
Sonuç
Stuart Fails to Save the Universe henüz bir Young Sheldon değil. Espri yazımı sık sık kavramın gerisinde kalıyor ve Matrix sahnesi gibi göndermeler yorumlanmak yerine doğrudan alıntılanıyor. Ama bir Joey de değil; formülü tekrar etmiyor, gerçekten başka bir tür deniyor, nostaljiyi kullanıyor ama sırtını tamamen nostaljiye yaslamıyor.
Dört bölüm sonunda elimde kalan net bir hüküm değil, bir merak. Kalan altı bölüm o çizgi romanın vaadini tutarsa, tür değiştirerek kurtulan spinoff’lar listesine bir yenisi eklenecek.