Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriThe Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

The Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

Yazar: Göktuğ Yılmaz
The Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

The Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

“The Dyatlov Pass Incident”, “Driven”, “A Nightmare on Elm Street 4: Dream Master” gibi başarısız en az otuz filmin yönetmeni Renny Harlin, bildiğiniz gibi 2024 senesinde orijinali Bryan Bertino’ya ait olan 2008 çıkışlı “The Strangers”a el attı ve aynı anda üç film çekti. Sizlerle, her sene birisi yayınlanıp şükürler olsun artık bitmiş olan bu seriyi konuşacağız.

Neden Var Bu Filmler?

Öncelikle sizlere 2008’deki “The Strangers” ve 2018’deki “The Strangers: Prey at Night”tan bahsetmem gerekiyor. 2008’de çıkmış olan ilk film fazlasıyla underrated kalsa da bana göre sinema tarihinin en saf, en abartısız ve en gösterişsiz ama en büyük dehşet hissiyatlarından birisini yaşatıyordu. Ucuz jumpscare’lere ve (her ne kadar slasher ve splatterları sevsem de bu filmin ihtiyacı bu değildi, ondan artı puan olarak) vahşete yaslanmıyordu. Katillerin tek motivasyonu o gün orada birilerini bulmalarıydı ve buradaki şiddetin nedensizliği bile rahatsız etmeye yetiyordu.

The Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

The Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

Peki Renny Harlin, kendi vizyonuna göre yorumladığı bu filmde ne yapmış? Katillerdeki tüm gizem perdesini kaldırıp “Aman, çocukluğu şöyleydi, katillerin aralarındaki ilişki şu” gibi şeyler sunarak dehşeti tek kalemde silip atmış. E, o zaman bu filmi neden “The Strangers” adı altında çektin? Ayrıca orijinal filmdeki o sessizlik, yerini bu filmde oldukça gürültülü ve gereksiz jumpscare’lere bırakmış. Ne gerek vardı? İlk filmin klostrofobik atmosferi sadece “Chapter 1”de var, ondan sonra zaten tamamen ormanda geçen bir survival filmine ve katillerin orijinine odaklanıyor. Tamamı CGI’yla yapılmış yaban domuzuyla boğuşma sahnesi de unutulmayacak kadar kötüydü.

Her Chapter’da Yokuş Aşağı!

Bu yeni üçlememizde gereksiz jumpscare kullanımı ve kimsenin umursamayacağı gizem oluşturma çabalarını yok sayarsak, orijinal filmi biraz olsun taklit etmesinin de katkısıyla elle tutulacak tek film “Chapter 1” olmuş. Özellikle sonlara doğru gelen o klostrofobi hissi, eğer ucuz korku hamlelerine başvurulmasa, orijinal filme biraz olsun yaklaştırabilirmiş. Fakat zaten çok da iyi olmayan “Chapter 1” sonrası iş yokuş aşağı iniyor. Zaten çok da umursamadığımız ana karakterimiz Maya’nın oradan oraya koşturması, ormanda hayatta kalmaya çalışması gibi bir korku filminin ancak sonundaki 5-6 dakikayı kaplayabilecek bu kısmı koca bir “Chapter 2” boyunca izlerken, biraz olsun bulunan tekinsizlik hissini de bir yandan katillerimizin çocukluğuna inerek yok etmeye başlıyor.

“Chapter 3”e geldiğimizde ise artık geriye korkacak hiçbir şey kalmıyor ve zaten gereğinden fazla uzayıp havası kaçmış bu hikâyenin sona ermesini izliyoruz. Katilin kurbanla olan aşk hikâyesi, şiddetin rastgeleliğinin tamamen kenara atılması gibi unsurlar da sağ olsun, akılda tek kalan düşünce insanın vaktinin çalınması oluyor.

The Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

The Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

Tek Film Maliyetine 3 Film

Bu seri aslına bakacak olursak sinemanın geldiği noktayı görmek açısından çok önemli. Üç chapter, aynı anda tek film olarak Slovakya’da çok ucuza çekilmiş. Peki yıllardır üstüne pek de konuşulmayan ve uzun soluklu bir seriye dönüşme ihtimali pek de olmayan bir home invasion filminin her sene bir parçası çıkacak şekilde bu kadar ucuza mal edilip çekilmesi, Hollywood’un ölü soyuculuğunun gösterisini yapmasından başka nedir? Seyirciye duyduğu saygısızlığı artık aleni olarak sergilemekten başka bir şey değil.

Hiç mi İyi Yanı Yok?

Hakkını vermek lazım, yazılan bomboş karaktere rağmen Madelaine Petsch elinden geleni yapmış. Richard Brake, çok konuşulmasa da korkutucu ve tekinsiz karakterleri muhteşem bir şekilde canlandıran bir aktör ve bu filmde ana kötü olmamasına rağmen onun bulunduğu sahneler, en çok korku filmi izlediğimi hissettiren sahnelerdi. Ve filmlerin en iyi yanı, kamera kullanımı. Özellikle ikinci chapter’ın başlarında seyirciye cidden “katil her yerden çıkabilir” hissini yaşatmayı başarmışlar. Plan sekans kullanımı başarılı ve filme çok az da olsa karakter kazandırabiliyor. Ama tüm bunlar bu derece kötü ve utanç kaynağı olacak bu üçlemeyi izletmeye yeter mi? Bence yetmez.

The Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

The Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

Sonuç Olarak

Karşımızda Renny Harlin’in film batırma ustalığını bir kere daha gösterdiği, “Günümüz sinemasında neyin yanlış olduğunun taşlaması” dense başyapıt denecek ama maalesef ki gerçek ve ciddi filmler olarak çekilmiş “The Strangers”ın bu üçlemesi var. Kimseye önermiyorum. Umarım uzun bir süre bir daha böyle filmler karşımıza çıkmaz. Eğer iyi bir home invasion filmi izlemek istiyorsanız da 2008 yapımı “The Strangers”ı, o kadar karanlık olmasın, biraz da eğleneyim derseniz de 2018 yapımı olan “The Strangers: Prey at Night”ı öneririm.

Ekranom Puanı: 1/10

The Strangers Chapter I-III: Sinemanın Kara Lekesi

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...