Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriFather: Bir Babanın Vicdan Azabı

Father: Bir Babanın Vicdan Azabı

Yazar: Ömer Acıoğlu
Father: Bir Babanın Vicdan Azabı

Father: Bir Babanın Vicdan Azabı

Bir çocuğu unutmak gerçekten kolay mı? Bu kadar sıcak bir havada, bakmakla yükümlü olduğumuz bir çocuğu arabanın koltuğunda unuttuğumuzda, bir saat içinde hayatını kaybedebileceğinin farkında mıyız? O çocuk öldüğünde bize “Unutulmuş Bebek Sendromu” teşhisi konabilir. Ancak bu teşhis konsa ve hapse girmesek bile, bir çocuğun ölümü, ömür boyu vicdan azabı çektirecek kadar ağır bir bedel ödememize neden olur.

Take It Jeasy! (Ježíš je normální!, 2008), Filthy (Špina, 2017), Meciar (2017) ve Nightsiren (Svetlonoc, 2022) filmlerinin ardından Tereza Nvotová’nın çektiği beşinci filmi Father (Otec), Slovakya’nın Nitra şehrinde bebeğini arabada unutan ve bu olayın ardından hayatı paramparça olan bir ailenin hikâyesini anlatıyor. Başrollerinde Milan Ondrík, Dominika Morávková ve Peter Bebjak yer alıyor. Film, geçtiğimiz yıl Tereza Nvotová’ya Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazandırdı. Önümüzdeki hafta Başka Sinema dağıtımıyla, TAFF Arthouse ve Kinova Art ortaklığıyla vizyona girecek bu sarsıcı filmin hikâyesine yakından bakalım.

Nitra, Slovakya’nın en sıcak şehirlerinden biri. Yaz aylarında sıcaklık 30-40 dereceye kadar çıkarken, kışın ise -2 ile 10 derece arasında değişiyor. “Bunun hikâyeyle ne ilgisi var?” diye düşünebilirsiniz. Çünkü film, yılın en sıcak döneminde başlıyor.

İşi gücü yerinde, sevgi dolu bir baba olan Michal, eşi Zuzanna’nın işi nedeniyle iki yaşındaki kızı Dominika’yı kreşe bırakma görevini üstleniyor. Kızını kreşe bıraktığını sanarak işe gidiyor. Yeni müdürüyle tanışıyor, e-postalarını kontrol ediyor ve iş yoğunluğu nedeniyle strese giriyor. Ancak kısa süre sonra aileyi paramparça edecek korkunç bir haber geliyor. Dominika aslında kreşte değildir. Michal, kızını kavurucu sıcakta arabada unutmuştur ve Dominika hayatını kaybetmiştir.

Michal ile Zuzanna, çocuklarının ihmal sonucu ölmesiyle yıkılır. Ancak en büyük yük Michal’in omuzlarındadır. Vicdan azabı baş gösterir, suçlamalar başlar, hapis istemiyle yargılanır ve büyük bir hesaplaşma yaşanır. Üstelik anlatılanların tamamı gerçek bir olaydan esinlenmiştir.

Father: Bir Babanın Vicdan Azabı

Father: Bir Babanın Vicdan Azabı

Vicdansız Bir Baba mı? Trajik Bir Hata mı?

Film, hikâyeyi üç farklı açıdan ele alıyor. İlk olarak halk arasında giderek daha fazla konuşulan Unutulmuş Çocuk Sendromu’nu anlatıyor. Bu sendroma göre insan beyni zaman zaman “otopilot” moduna geçebiliyor ve günlük rutinlerin baskısıyla çocuk arabada unutulabiliyor. Film, bunun herkesin başına gelebilecek trajik bir hata olduğuna dikkat çekiyor.

İkinci olarak ise vicdan azabı ve sorumluluk kavramına odaklanıyor. Çocuğun ölümünün ardından ailenin dağılışını, toparlanamayışını ve unutmanın bedelinin ne kadar ağır olduğunu gözler önüne seriyor. Bunun yanında, bu sendromun varlığına rağmen yaşanan olayın hukuki ve ahlaki boyutlarının da tartışıldığını görüyoruz.

Filmin üçüncü boyutu ise tamamen vicdani yük üzerine kurulu. Michal’in, Zuzanna’dan önce Eva isimli bir kadınla yaşadığı ilişkiyi, çocuk sahibi olmaya karşı isteksizliğini ve zaman zaman iş arkadaşlarının bile ona tepki göstermesini izliyoruz. Bu durum, ister istemez seyircinin Michal’e karşı mesafeli yaklaşmasına neden oluyor.

Tereza Nvotová ise hiçbir tarafı açıkça savunmadan, son derece objektif bir anlatım tercih etmiş. Father, sinir uçlarınızla oynayan sert atmosferini son ana kadar koruyor. Aynı zamanda seyircinin zihnine şu soruyu bırakıyor:

Michal gerçekten suçlu mu, yoksa Unutulmuş Bebek Sendromu nedeniyle trajik bir kazanın kurbanı mı?

Yönetmen, bu sorunun cevabını vermek yerine izleyicinin kendi kararını vermesini istiyor.

Birazdan değineceğim plan-sekans tercihleri de bu psikolojik baskıyı güçlendiren en önemli unsurlardan biri. Bana göre Tereza Nvotová’nın Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde En İyi Yönetmen ödülünü kazanmasının en önemli nedenlerinden biri de bu.

Father: Bir Babanın Vicdan Azabı

Father: Bir Babanın Vicdan Azabı

Filmin Tekniği Sinir Uçlarınızla Oynuyor

Film neredeyse tamamen plan-sekans çekimlerden oluşuyor. Bu tercih, karakterlerin yaşadığı çaresizliği, stresi ve yıkımı kesintisiz biçimde seyirciye aktarmayı başarıyor.

Kurgu da sinematografi kadar güçlü. Plan-sekans yapısını bozmadan çeşitli kurgu hilelerinden yararlanılmış ve geçişler oldukça başarılı hazırlanmış. Bu noktada kurgucu Nikodem Chabior ile görüntü yönetmeni Adam Suzin’i özellikle tebrik etmek gerekiyor.

Bununla birlikte, bazı sahnelerde kameranın yana doğru eğildiği dikkat çekiyor. Bunun bilinçli bir görsel tercih mi yoksa çekim sırasında oluşan doğal bir durum mu olduğu konusunda emin olamadım. Yine de izleyiciyi rahatsız ederek karakterin psikolojisini hissettirme amacı taşıyor olabilir.

Ses tasarımı da filmin en güçlü yönlerinden biri. Ambulans sirenleri, Michal’in dolaba kafasını vurduğu anlar ve Zuzanna’nın çığlıkları son derece gerçekçi duyuluyor. Bu sayede film, seyirciyi olayların tam ortasına yerleştiriyor.

Müzikler ise ölçülü kullanılmış. Sürekli ön planda değiller; ancak gerektiği anlarda duyguyu yükseltmeyi başarıyorlar. Filmin müzikleri, Pjoni adıyla tanınan Jonatan Pastirčák’a ait. Özellikle final bölümündeki müzik, trajik atmosferi daha da güçlendiriyor.

Sağlam Oyunculuk Performansları

Michal karakterini canlandıran Milan Ondrík, zaman zaman karaktere karşı antipati duymama neden olsa da, performansıyla sürekli “Acaba gerçekten suçlu mu?” sorusunu düşündürmeyi başarıyor.

Dominika Morávková da Zuzanna’nın yaşadığı acıyı, kırılganlığı ve çaresizliği son derece başarılı yansıtıyor.

Diğer oyuncular daha az görünmelerine rağmen etkileyici performanslar sergiliyor. Martina Sluková, filmin başlarında samimi ve destekleyici bir karakter olarak görünürken, ilerleyen bölümlerdeki soğukkanlı ve tarafsız tavrıyla dikkat çekiyor.

Buna karşılık bazı oyuncuların performanslarının daha güçlü olabileceğini düşünüyorum. Örneğin Jiří Konvalinka’nın daha mesafeli ve sert bir yorumla karakterini canlandırması filme farklı bir katkı sağlayabilirdi. Anna Geislerová ise yalnızca mahkeme sahnesinde görünmesine rağmen akılda kalıcı bir etki bırakamıyor.

Father: Bir Babanın Vicdan Azabı

Father: Bir Babanın Vicdan Azabı

Son Yorum

Kısacası Father, bir anlık unutkanlığın insan hayatında açabileceği onarılmaz yaraları ve bunun ömür boyu sürecek vicdani yükünü anlatan son derece sarsıcı bir film. Toplumsal, hukuki ve psikolojik yönleriyle izleyiciyi düşünmeye zorlayan yapım, rahatsız edici gerçekçiliği sayesinde uzun süre akıldan çıkmıyor.

Hazır The Odyssey için sinemaya gitmişken, vaktiniz kalırsa; 17 Temmuz haftasının en çarpıcı ve en ağır filmlerinden biri olan Father sizleri bekliyor.

Puan: 8,5/10

Father: Bir Babanın Vicdan Azabı

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...