Anasayfa İncelemelerFilm İncelemeleriWhiplash: Kazanmak İçin Kendi Celladınla Savaşmalısın

Whiplash: Kazanmak İçin Kendi Celladınla Savaşmalısın

Yazar: Ömer Acıoğlu
Whiplash: Kazanmak İçin Kendi Celladınla Savaşmalısın
Whiplash: Kazanmak İçin Kendi Celladınla Savaşmalısın

Whiplash, Whiplash, Whiplash… Önce Filmekimi’nde, sonra da vizyona geldiğinde bu filme körkütük vurulacağımı bilmiyordum. Başta basit bir müzik filmi olacağını ve yapımcılar arasında Blumhouse’un bulunmasından dolayı bir korku filmi olduğunu sanmıştım. Fakat önce fragmanını, sonra da filmin kendisini Kadıköy’de Rexx Sineması’nda izlediğimde —ki vizyona girdiğinde haftalarca kapalı gişe oynamıştı— bütün algılarım altüst oldu. Bu, çok başka bir müzik filmiydi; içinde gerilim barındıran bir müzik filmiydi. Gerek konusu, gerek anlatımı, gerekse müzikleriyle film yalnızca bir kült haline gelmekle kalmadı; tekrar tekrar izlenip şarkıları dinletilerek popüler kültürün önemli bir parçası oldu.

Şimdiyse, Whiplash bundan tam 10 yıl sonra bir kez daha Türkiye sinemalarında vizyona girdi. Ben de tabii ki, bu filmin hayranı olarak koşa koşa Altunizade’deki Capitol Alışveriş Merkezi’nin Spectrum Cineplex salonuna gittim ve filmi salonda tek başıma izledim. Tek başıma diyorum, çünkü bir zamanlar sinemalarda tıka basa dolu olduğuna şahit olduğum bu filmi yalnız başıma izlemek oldukça garip geldi.

Damien Chazelle’in henüz 28 yaşındayken çektiği bu ikinci filmin başrollerinde Miles Teller ile J.K. Simmons (60 yaşında ilk Oscar ödülünü kazandı) yer alıyor. 16 Ocak 2015 tarihinde M3 dağıtımıyla Kurmaca tarafından vizyona girdiğinde ülkemizde de büyük bir ilgiyle karşılandığını söylemiştim. Şimdiyse, 10 yıl sonra, CGV Mars Dağıtım aracılığıyla Filmartı tarafından yeniden vizyona giriyor. Haydi konuya dalalım.

Küçük yaşlardan itibaren bateri çalan Andrew, usta bir caz bateristi olmak ister ve bunun için fazlasıyla çabalar. Dünyanın en önemli müzik okullarından Schaffer’a girer. Ancak belki de en acımasız öğretmenlerinden Fletcher’ın gelişiyle Andrew’ın hayatı altüst olur. Bundan sonra Andrew sadece müzikte daha çok çalışmak zorunda kalmaz, aynı zamanda en sert öğretmeniyle de savaşmak zorunda kalır.

Whiplash: Kazanmak İçin Kendi Celladınla Savaşmalısın

Whiplash: Kazanmak İçin Kendi Celladınla Savaşmalısın

10 yıl sonra bir daha izlediğimde kafamdan binlerce soru geçti: Sanat acımasız mı? Evet. Sanat dünyası tam bir kurtlar sofrası mı? Evet. Başarmak için çok acı çekmek mi gerekir? Evet. Başarmak için her şeyi bırakmak mı gerekir? Evet. Kendimize cellatlık yapmalı mıyız? Evet. Bu soruların hepsinin cevabı “evet”.

Andrew ile Fletcher arasındaki ilişki öğrenci–öğretmen ilişkisinin ötesinde. 20 yaşımda izlediğimde Fletcher’ın neden herkese sert davrandığını hiç anlamamıştım. Çeşitli sitelerde bu film hakkında çıkan yazıları okuduğumda ve 30 yaşımda bir kez daha izlediğimde ise filmi daha iyi kavradım. Çünkü sanat dünyası tam anlamıyla bir kurtlar sofrası; orada kendini gösterebilmek için yalnızca çalışmak değil, kendi celladınla da savaşmak gerekir. Kanınla, terinle, gözyaşınla; iki elin kanda olsa bile sanatını icra etmek ve icra edilen sanatla da savaşmak zorundasın.

Zaten filmin adını aldığı “Whiplash”, İngilizcede “kırbaç darbesi” anlamına gelir. Kırbaç darbesi sadece Fletcher değil, aynı zamanda baterinin bagetleri, davulları, zilleri de birer kırbaç darbesidir. Dolayısıyla sanat yalnızca sanat değildir; sanat aynı zamanda bir savaştır. Ama bu, kılıçlarla değil, müziğiyle, ritmiyle, temposuyla yapılan bir savaştır. Zamanla gördüğümüz sahneler ve finale doğru Andrew’ın sertleştiği anlar da bunun kanıtıdır. Yani “Whiplash” kelimesi, filmin hakkını fazlasıyla verir.

Hikâyeyi fazlasıyla kurcaladık. Şimdi yapım tarafına geçelim. Peki bu kadar sert bir filmi nasıl çekebildi? Damien Chazelle, 2013 yılında aynı isimle ve aynı oyuncularla bir müzik okulunda, kısıtlı imkânlarla kısa filmini çekti. Kısa filmi Sundance Film Festivali’nde Jüri Ödülü’nü kazandı. Böyle bir kısa filmden uzun metraja geçiş de kaçınılmaz oldu. Nitekim uzun metrajlı filmi çekmeyi başardı. Üstelik, o yıllarda yalnızca Paranormal Activity ve Insidious gibi korku filmleri yapan Blumhouse’un bile böyle bir yapımı üstlenmesi, başlı başına bir olaydı.

Whiplash: Kazanmak İçin Kendi Celladınla Savaşmalısın

Whiplash: Kazanmak İçin Kendi Celladınla Savaşmalısın

Yönetmenliği bu filmde oldukça sıkı, tempolu, ritmik, dinamik, enerjik ve sert. Sinematografi kısmına ayrıca değinmek gerek, çünkü filmdeki yakın plan çekimler, baterinin üzerindeki kan detayı, “whip pan” çekimleri filmin yönetmenliğinin sertliğini çok iyi yansıtıyor. Sinematografi, sanat yönetimi ve kurgu üçlüsü işin en lezzetli tarafı. Karakter çekimleri, finaldeki “whip pan”, ritmi hızlandıran yakın plan kurgular, dar odalı dekorlar ve karanlığı andıran atmosferiyle filmin görselliği dudak uçuklatıyor.

Müzikleri de enerjik. Justin Hurwitz’in melodileri doğrudan hikâyeye hizmet ediyor. Sert davul sesleri, kontrbasın tok tonları, kullanılan caz parçaları da görsellik gibi yumuşak değil; aksine oldukça sert. Hani araba sürerken biri size “bazı anlarda frene basmadan gaza bas” der ya, işte tam da öyle.

Miles Teller ile J.K. Simmons oldukça çarpıcı performanslar sergilemişler. Başta söylediğim gibi, bu ilişki öğretmen–öğrenci ilişkisinin ötesinde. Teller, saf ama zamanla sertleşen rolün altından başarıyla kalkmış. Fletcher rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Oscar’ını kazanan J.K. Simmons ise bambaşka bir noktada: Adeta bir asker, bir öğretmen, bir kırbaç darbesi gibi. Yüz ifadesi bile bu rol için biçilmiş kaftan.

Yazıyı bitiriyorum; çünkü devam edersem çok uzatacağım. Whiplash, kelimenin tam anlamıyla çarpıcı bir film. Bazı yönleriyle Black Swan’ın (Darren Aronofsky, 2010) erkeksi ve caz versiyonu olarak görülebilecek bir film. Sanatın insanı acımasız yapan yegâne alan olduğunu hatırlatıyor ve mükemmel olmak için kendi celladımızla savaşmamız gerektiğinin altını çiziyor. 10 yıl sonra bile aynı tempoyla, aynı baskıyla, aynı müzikle, aynı performansla izletmeyi başarıyor. Sanat için mücadele veren arkadaşlarımız varsa tavsiyem: Bu filmi izleyin. Çünkü bu filmde görecekleriniz uzun vadede hayatınızı değiştirecek.

Whiplash: Kazanmak İçin Kendi Celladınla Savaşmalısın

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...