Ana sayfa » The Northman: Bir İskandinav Yaşamı

The Northman: Bir İskandinav Yaşamı

Yazar: Defne Hasdemir

The Northman: Bir İskandinav Yaşamı

Geçtiğimiz günlerde vizyona giren ve izleyen herkesi ikiye bölen bir filmle karşınızdayız. 10. Yüzyılın başlarında İzlanda’da geçen filmin ana konusu, intikam aslında. Filmin kadrosunda ise Nicole Kidman, Ethan Hawke, Alexander Skarsgård, Anya Taylor-Joy, Willem Dafoe ve Björk gibi ünlü isimler yer alıyor. Shakespeare alıntısı olarakta adlandırılan bu filmde İskandinav tarihini görmekteyiz.

Film, babası Kral Horvendill’in, Fjölnir tarafından gözlerinin önünde öldürülmesine şahit olan Viking prensi Amleth’in, intikam uğruna çıktığı yolu ve bu yolda yapabileceklerini konu alıyor. Küçük bir çocuğun, büyük bir kayıp sonrasında vicdanını, ümitlerini kaybetmesini yüzeysel bir biçimde ele almışlardı. Her hikayede olduğu gibi burada da bir aşk hikayesiyle yolumuz kesiliyor.

Filmi birçok yönden ele alıp anlatabiliriz. Öncelikle senaryo bakımından sizi şaşırtacak ya da ters köşeleriyle hayran bırakacak bir yapım değildi. Alıştığımız, devamlı izlediğimiz intikam filmlerinin senaryolarıyla birçok ortak yön barındırıyordu. Bu beni tatmin etmeyen ve bu kadar sağlam olma potansiyeli olan filmin hayal kırıklığı yaratan tarafıydı. Son derece trajik olan ölümlere şahit olan birinin intikam masalını anlatan filmde yine senaryodaki boşluklar dikkatimi çekti. İlk başta son derece vicdanlı olan ve kimseye kıyamayan karakterin yıllar sonra geldiği hale dair birkaç sahne görebilmeyi isterdim. Sanki başka bir karakteri izliyor ve o vicdanlı çocuğu hiç görmemişiz gibi hissettirdi. Diğer bir yandan yansıtmak istedikleri ve sizi dahil ettikleri dünyayı çok güzel göstermişlerdi. Kullanılan makyaj, kostüm ve oyuncuların o döneme aitmişçesine yansıtılması filmin gerçekçilik hissini son derece arttırıyordu.

 

Yönetmenin diğer filmlerini inceleyince, bu film onların altında kalmış diyebiliriz. Size derinliği olan, içinizde sindirebileceğiniz bir hikaye yaratmak yerine, yüzeysel karakterlerle, tahmin edilebilir hamleler sunmuşlardı. Filmin duraklarını ve yol ayrımlarını daha sahne gelmeden biliyor ve aksiyonun ritmini düşürmenize sebep veriyordu. Sadece bir aksiyon filmi izleme düşüncesiyle giden herkesin beğeneceği, derin bir hikaye ve mitleri görmek isteyenleri tatmin etmeyecek bir film olmuş.

Sinematografisine bakıldığı zaman ise kusur bulmak ciddi anlamda zor. Size tattırmak istedikleri dünyayı en ince ayrıntısına kadar tasarlamış, çekim açılarıyla bu dünyanın parçasıymışsınız gibi hissettirilmişti. Aksiyon sahnelerinde ise dinamik kamera hareketleri sizi filmde bağlı tutuyordur. Filmin en güzel taraflarından biri oyunculuklardı. O kadar kusursuz seçilmişlerdi ki gerçekten o döneme ait hissettirdiler. İlk başta ‘yine Anya mı?’ diye de düşünsem bu rol onun için biçilmiş gibiydi. Nicole Kidman ise rolün ağırlığını ve zarafetini son derece profesyonel taşıyordu.  Film olumsuz yanlarına rağmen sadece bu yüzden bile izlemek için şans verilmesi gereken filmlerden biri.

 

The Northman: Bir İskandinav Yaşamı

Bunlar da ilginizi çekebilir

1 Yorum:

Avatar
Taha CİNKARA 10/05/2022 - 15:13

👏👏

Yanıtla

Yorum Yap