Ana sayfa » Sex / Life: Gizli Benliğimiz (Sezon 1 İncelemesi)

Sex / Life: Gizli Benliğimiz (Sezon 1 İncelemesi)

Yazar: Seray Aytekin

Sex / Life: Gizli Benliğimiz (Sezon 1 İncelemesi)

Netflix’in geçtiğimiz günlerde yayınladığı iddialı dizisi olan Sex/Life, adeta bize tutkularımızdan ve benliğimizden kaçmanın ne denli zor olduğunu hatırlatır nitelikte. Başrollerini Sarah Sashi(Billie), Mike Vogel(Cooper), Adam Demos(Brad) ve Margaret Odette(Sasha)’nin paylaştığı bu dizi, aslında B.B. Easton’ın 44 Chapters About Four Men adlı romanından uyarlama. İlk sezonu toplamda 8 bölümden oluşan yapımın yönetmenliğini Jessika Borsiczky, Sheree Folkson ve Patricia Rozema gibi isimler üstlenirken, senaryosunu ise Jessika Borsiczky, BB Easton ve Stacy Rukeyser kaleme alıyor. Erotizm dozu yüksek, sürükleyici olarak tanımlayabileceğimiz bu dizinin yapımcılığını oldukça aşina olduğumuz Netflix üstlenirken, dizinin yayın tarihine 25 Haziran olarak karar verilmiş. Komedi/Dram türünde yer almasına rağmen komedi yönünden çok dram yönüyle ağır basan dizi, zaman zaman gülümsetmesi ile komedi türüne yine de örnek gösterilebilir. Şu bir gerçek ki ağır dram yapımlardan bunalan izleyiciler için bu dizi oldukça sürükleyici geçeceğe benziyor.

Dizinin konusu işe şu şekilde ilerliyor: bir süredir evli ve iki çocuk annesi olan Billie’nin huzur dolu görünen samimi aile hayatı, yaşadığı eski hayatına ve eski benliğine olan özlemi nedeniyle büyük bir sorgulama ve tatminsizlik dönemine giriyor. Karakterin bu sürecini bazen hak vererek, bazen ise elimizde olmadan yargılayarak izliyoruz. Yaşamımızın nispeten daha eğlenceli, daha aktif ve heyecanlı zamanlarını hepimiz özlemle hatırlıyoruz. Ancak bunun bir saplantıya dönüşmesi, hepimizin de bildiği gibi hayatları ve ilişkileri mahveder. Billie’nin de yaşadığı şey buna benzer. Ancak bunu tek başına da yapmıyor. Dengesiz, tehlikeli görünümlü ve oldukça ilgi çekici eski sevgilisi Brad, tam da Billie’nin onu düşünmeyi bırakamadığı zamanlarda karşısına çıkıyor, mesajlar gönderiyor ve deyim yerindeyse onunla oyun oynamak için ona sürekli kendini hatırlatıyor. Fakat bunların yaşanmasının bir sebebi daha var. Billie’nin Brad’i ani şekilde hatırlaması, onunla olan günlerini ve aslında eski, kural tanımayan hallerini sürekli düşünmesi eşi Cooper’la olan evlilik ve cinsel hayatının durağanlaşması ile başlıyor. Brad, Billie’nin dizi boyunca bize tanımladığına göre oldukça iyi, eşine ve ailesine düşkün biri gibi görünüyor. Ancak ilişkilerde beklentiler her zaman benzer olamıyor ve Cooper, eskiye kıyasla eşine olan tutkulu hislerinden uzaklaşıyor. Kendisi yalnızca eş ve bir anne olarak görmekten sıkılan Billie’nin iniş çıkışlı sürecine hep birlikte tanıklık ediyoruz. Herkes düşünüldüğü kadar tehlikeli ya da masum değil. Örneğin Brad’in etrafında olmasına muhtemelen hiçbir kadın karşı çıkamıyor ancak işler seksten daha öteye geçtiğinde, hayallerin insanı sanılan diğer birçok kişi gibi Brad de geçmişinin travmalarını onları seven insanlardan çıkarıyor, kalplerini geri dönülemez bir şekilde kırıyor. Fakat tehlikeye açık hissetmek Billie gibi birçok insanın, daha doğrusu duygularını yoğun yaşayan ve tatmin olmak isterken yalnızca duygusuzca gerçekleşen birlikteliklerin esiri olmuş birçok insanın, içinde yeniden hissetmek istediği yoğun haz ve yanlış bir şey yapıyor olmanın verdiği çekici hissi istemesi çok da anormal görünmüyor. Zamanla her insan durulur veya daha sakin, kimilerine göre daha huzurlu bir yaşama sahip olur ancak bazılarımız için bu yeterli değildir.

Örneğin sürekli; bir dans pistinin ortasında, belki sarhoş ve belki de tanımadığınız insanlarla dans etmenin verdiği his, sık sık size kendini hatırlatır ve sürekli ‘normal’ şeyler yapmaktan sıkılmış bulursunuz kendinizi. Bu his, genelde size düzenli giden hayatınızı kendi kendinize mahvediyormuşsunuz gibi hissettirir. İçinizden gelen bir dürtü size sık sık “Tehlikeli bir şeyler yap! Kendine yeniden eğlenceli bir hayat edin!” derken siz kendinizi bu hissi durduramadığınız için suçlu ve etrafınıza karşı mahcup hissedersiniz. Tıpkı Billie gibi. Tüm bunların yanı sıra, Billie’nin uzun süredir çok yakın olduğu arkadaşı Sasha ile ilişkisi iyi ki hiç bozulmamış diye düşündüm izlerken. Arkadaşı Sasha’nın evli ve anne olmayışına imrense dahi bunun acısını ondan çıkarmayan Billie, yakın arkadaşının eski sevgilisi ile yalnızca seks için bir araya gelen Sasha’nın kendini Billie’ye karşı suçlu hissetmesi ve aralarında hiçbir sırrın olmayışı saygımı kazandı doğrusu. Bu anlamda hayatını bir kalıba sığdırmak istemeyen, istediği gibi yaşayan ve bundan utanç duymayan güçlü kadın karakterler ve bozulmayan dostluklarını görmek mutluluk verici. Ancak bu durum bazen insanların sizi, kafasında yanlış anlamlandırmalarına sebep olabiliyor ve istenmeyen durumlar otaya çıkıyor.

Dizi genel anlamda insanın kendi içinde bastıramadığı, kendini frenleyemediği tüm duygulara tanık olmamızı sağlıyor. Cooper’dan bahsedecek olursak, başlarda eşine olan ilgisi ve arzusunun zamanla azalması, dikkatini işine veya farklı aktivitelere harcaması üzücü ancak herkesin böyle zamanları olur diye düşünüyorsunuz. Ardından, Billie’nin eski hayatı ve sevgili geçmişiyle ilgili tuttuğu günlüğü ondan gizli okuyor oluşunu ayıplıyorsunuz. En azından ben ayıpladım, neticede günlük özeldir ve insan, kendine ait güvenli bir yerde olduğu düşüncesi ile hislerini günlüğe aktarır. Madem bu yazılar okundu, Cooper’ın tepkisinin bu şekilde olmasını beklemiyordum çünkü notlarda eşinin farklı biriyle olan ve efsanevi olarak nitelendirdiği arzusu, geçmiş birliktelikleri ve onları bir türlü aklından çıkarmadığı yazıyordu. Eşi için daha fazlası olmak isteyen, hayal ettiği kişinin kendisi olması için uğraşan Cooper’ın Billie’ye karşı değişen tavırları ilk başta masum ve içten görünse de; zamanla Brad’i takip etmesi ve eşinin günlüğünü sık sık okuyup, kendi cinsel arzuları için kullanıyor olması hiç de sağlıklı görünmüyordu. Bu bana dizideki tüm karakterlerin duygularının yozlaşmış olduğunu düşündürdü. Ne tam olarak bildiğimiz türde bir evlilik, ne de sevgililik ilişkilerine tanıklık edebildik.

Bana biraz fazla açık görüşlü gelen bazı karakter sahneleri oldu. Billie ve Sasha’nın Brad hakkında belirttiği fikirler ve bunu kendi aralarında küçük bir iltifat oyununa çevirmelerini izlemek elbette zevkliydi ama yine de fazla rahat bir konuşma hissi verdi. Ya da eşinin geçmişini saplantı ve zevk unsuru haline getiren Cooper’ın, Brad’e karşı tavırları ve eşini kıskandırmak ya da kendini daha çok ‘kuralları çiğneyen’ biri olarak hissedebilmek için girdiği oyunlar; üstüne bir de bu duruma başka kadınları da alet etmesi pek samimi gelmedi. Bu yüzden bu diziyi, saplantılar kesişmesi olarak tanımlayabiliriz. Ve oynanan oyunların kimi zaman nelere mal olduğuna ve bizden neler götürdüğüne net bir şekilde tanıklık edebiliriz.

Billie’nin bu hisler içerisinde yine de ailesine ve çocuklarına daha da bağlanmaya çalışması, kendini onları üzmekten uzak tutmaya çalışması yani buna direnmesi hem güzel hem de onun adına çaresiz hissettiğim bir durumdu. Bunu dayanılmaz bir mücadele olarak izlemek güzeldi.

Işık, ses ve renkleri kullanma şeklini beğendiğim bu dizinin fazlaca çıplaklık içerdiği yadsınamaz bir gerçek. Ancak platformun diğer erotik ve iddialı yapımları gibi cinsel sahnelerin oyunculuğu ve hikayeyi öldürüyor olma hissine bu yapımda pek de kapılmadım. Benzer sahne geçişlerine, sık sık geçmişten kareler gösterilmesine diğer birçok yapımdan aşinayız. Fakat kimi zaman akılda sorular bırakan bazı kafa karıştırıcı diyalog geçişlerine izin verilmemesi ve ‘nasıl yani’ diye düşündüğümüz anda bize açıklayıcı gelen flashback sahneler olmasını sevdim. Sonraki sahneye geçişte akılda pek bir soru ya da anlamsız bulunan olayın bırakılmaması, dizinin temiz bir anlatısı olduğunu gösteriyor. Kronolojik sırayı buluyorsunuz ve taşlar teker teker yerine oturuyor. Billie ve Brad’in mükemmel ve tutku dolu adrenalini yüksek ilişkisinin nasıl bittiğini, Billie’nin Cooper ile nasıl tanıştığı ve zamanla ona nasıl kendini açtığını net bir şekilde izliyor olmamız buna bir örnek olabilir. Ayrıca oldukça önemli bir etken olan müzik kullanımına ve daha yakın sahnelerde daha renkli, parlak ve neon renk geçişlerinin kullanılıyor olmasına sevindim. Fakat bu sahneleri genelde Brad ve Billie arasındaki yakınlaşmayı izlerken görebiliyoruz. Bu efsanevi gösterilen aşkın, en az onlar kadar iddialı renklerle sunulmasını sevdim. Ve sahne geçişlerinde bize şaşaalı ve spontane yaşanan hayattan nasıl sade ve huzurlu hayata geçtiğini gösteren ani ışık değişimini de. Cooper ile olan sahneler daha sade, yorucu gelmeyen görüntü renklerindeyken; Brad ile geçen sahneler genelde daha sıcak renkli ve dikkat çekici. Bu anlamda izleyiciyi şaşırtma yoluna pek gidilmemiş olmalı ki hangi sahnede hangi karakteri izleyeceğinizi görüntü renginden kolaylıkla kestirebiliyorsunuz. Bu yapım için tam anlamıyla sürükleyici diyemem ancak kendinden çok da uzaklaştırmadığı doğru. İzleyen herkesin zevk almasını ve kendi hayatındaki hisleri düşünüp, kendini tanımasını ve bunun sonucunda ne istediğine karar verebilmesini diliyorum. Dizinin bize hatırlattığı önemli bir gerçek ise: kimse tamamen masum değil ve kimse tamamen de suçlu değil.

İyi seyirler. Not: NFSW içerik.

Sex / Life: Gizli Benliğimiz (Sezon 1 İncelemesi)

Seray Aytekin’in Diğer Yazıları İçin Tıklayın.

Bunlar da ilginizi çekebilir

Yorum Yap