Parçalı Yıllar: Yeşilçamı Paramparça Eden Dönemin Raporu
1975 yılı, Yeşilçam sinemasının yavaş yavaş terk edildiği ve Türk sinemasında seks furyasının başladığı bir yıldı. 70’li yıllarda yaşanan siyasi problemler, sosyal sıkıntılar, ekonomik alandaki sorunlar, bozulan güven ortamı, toplumsal karışıklıklar ve televizyonun yaygınlaşmasıyla Yeşilçam’ın aile seyircisini kaybetmesi gibi unsurlar, Türk sinemasının giderek dar boğaza girmesinin en büyük sebeplerinden biri oldu. İşte Türk sineması da erotik furyanın gelmesi ve filmlerin aralarına konan “parçalar” ile olaylı bir döneme girdi.
Güzel Günler Göreceğiz (2011) filmiyle hayatımıza giren; Merdiven Baba (2015) ve Pamuk Prens (2016) filmlerinin yanı sıra No: 309 (2016) ve Zengin Kız, Fakir Oğlan (2011) dizilerinin de yönetmeni Hasan Tolga Pulat, dördüncü filmi Parçalı Yıllar ile karşımıza çıkıyor. Sanat tutkusu, aile sorumlulukları ve onur arasında sıkışıp kalan bir oyuncunun trajikomik hikâyesini anlatan filmin başrollerinde Yetkin Dikinciler, Mine Çayıroğlu ve Levent Özdilek yer alıyor. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Yetkin Dikinciler’e En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandıran film, ayrıca İrsel Çivit’e En İyi Müzik ve Bilge Şen’e Cahide Sonku Ödülünü getirdi. Film, dün itibarıyla A90 Pictures dağıtımıyla Kaymaz Film ve Burus Film ortaklığıyla vizyona girdi. Şimdi gelin, bu hikâyeyi birlikte anlatalım.

Parçalı Yıllar: Yeşilçamı Paramparça Eden Dönemin Raporu
Onur mu Para mı? Aytekin’in Trajik Seçimi
1975 yılında Amerikan ambargosunun Türkiye’yi sürüklediği ekonomik kriz, sinema sektörünü de dönüştürür. Yapımcılar düşük bütçeli erotik filmlerle yeni bir dönem başlatırken, Kral Lear’da başrol oynamaya hazırlanan tiyatro oyuncusu Aytekin bu furyadan uzak durmaya çalışır. Fakat hasta eşi ve siyasi olaylara karışan oğlunun sorumluluğu, onu istemeden de olsa erotik sinemaya adım atmak zorunda bırakır.
Filmi izlerken ister istemez yaşananlara inanmak istemezsiniz gibi geliyor. Ama inanın; çünkü bu film, 1975–80 yılları arasındaki Türk sinemasının adeta bir raporu niteliğinde. Sinema sektörünün ve Yeşilçam’ın giderek kötüye gidişini resmederken, diğer yandan para ile meslek aşkı arasında kalan birinin hikâyesini anlatıyor. Öyle ki 1975–80 yılları arasında karşımıza çıkan “erotik-avantür” filmleri, aslında oyuncular, sinemacılar ve yapım şirketleri için bir zorunluluk hâline gelmişti.
Bu film özelinde ise bir aktörün ve aynı zamanda bir babanın gözünden “Parayı mı seçersin, yoksa onurunu mu?” sorusu; diyaloglar, performanslar ve görsellikle izleyiciye hissettirilmeden soruluyor. Aynı zamanda, erotik filmlerde oynadığına dair gizliliğine rağmen afişler ve gösterimler sayesinde bunun duyulması ve bir süre sonra adının erotik-avantür filmleriyle anılmaya başlaması da hikâyenin önemli noktalarından biri.

Parçalı Yıllar: Yeşilçamı Paramparça Eden Dönemin Raporu
Film Teknik Olarak Nasıldı?
Filmin senaryosu bana göre oldukça gerçekçi ve sözünü ettiğim dönemde yaşananları birebir yansıtıyor. Diyalogları, filmde yer alan bazı isimleri ve döneme ayna tutan dekorlarıyla filmin oldukça başarılı olduğunu söylemekten çekinmiyorum. Demiştim ya Parçalı Yıllar bir rapor gibi diye; işte tam da bu yüzden böyle düşünüyorum.
1.33 oranında çekilen dar görüntü oranı, sıcak pastel renklere rağmen hissedilen soğuk duvarlar, karakterlerden uzak duran kamera açıları ve en önemlisi filmde gördüğümüz sansür kurulu, otel, tiyatro ve set sahneleri; yaşanan dönemin aslında ne kadar sert ve karanlık olduğunu gösteriyor.
İrsel Çivit’in müzikleri benim için biraz zayıf kaldı. Müzikler çok ilgimi çekmedi; çünkü bazı sahnelerde hikâyeye tam anlamıyla hizmet etmeyen bölümler var. Bunun dışında ses tasarımından da bahsetmek gerekir. Bu konuda çok fazla şey söyleyemesem de oyuncuların ses tonlarını ve filmdeki bazı ses kullanımını başarılı buldum. Bunun sebebi, filmdeki olayların zaman zaman gerçeğe çok yaklaşması.
Uzun süredir görmediğimiz Yetkin Dikinciler, bir oyuncu rolüne oldukça başarılı bir şekilde adapte olmuş. Yine uzun süredir görmediğimiz Levent Özdilek de yapımcı rolünü samimi ama aynı zamanda iş bitirici bir performansla canlandırıyor.
Bitmeyen Yol (1965), Baraj (Orhan Aksoy, 1970) ve Babam ve Oğlum (Çağan Irmak, 2005) filmlerinin yanı sıra Rosenbergler Ölmemeli (1969), Gölge Ustası (1980) ve Mutlu Yıllar: Peter Turrini (2008) adlı tiyatro oyunlarında da oynamış olan Bilge Şen, zekâsı ve performansıyla akılda kalan isimlerden biri. Amansız Yol (Ömer Kavur, 1985) ve Berdel (1990) filmlerinin yanı sıra Çalıkuşu (1986) ve Baba Evi (1997–2001) dizilerinde de gördüğümüz Mine Çayıroğlu da oldukça başarılı bir performans sergiliyor. Bazen depresif ama çoğu zaman hayat dolu enerjisiyle Mine Çayıroğlu, filmin en iyi oyuncularından biri. Kısacası oyunculuklar oldukça güçlü ve iddialı.

Parçalı Yıllar: Yeşilçamı Paramparça Eden Dönemin Raporu
Uzun lafın kısası Parçalı Yıllar, Türk sinemasının acımasız dönemlerinden birini gerçekçi ve son derece kara mizah diliyle ele alıyor. Yetkin Dikinciler ve Levent Özdilek’in güçlü oyunculukları, dar kare oranı ve filmin estetiği derken ortaya etkileyici bir yapım çıkmış. Bu haftanın en çarpıcı filmlerinden biri.
Puan: 7,8/10