On The Basis Of Sex – Ruth Bader Ginsburg

On The Basis Of Sex – Ruth Bader Ginsburg

Önceki gün ABD Yüksek Mahkemesi üyesi Ruth Bader Ginsburg’ün ölüm haberiyle güne uyandık. Ruth Bader Ginsburg, hayatını cinsiyet eşitliği savaşına adamış başarılı bir hukukçuydu. Kadınların eşit işte eşit ücret alabilmesinin hukuk mücadelesini yürütmüştü. Bununla birlikte kürtajda son kararın kadına ait olması, kadınların eğitim hakkı ve daha birçok alanda kadın – erkek eşitliği uğruna büyük mücadeleler verdi.

2018’de vizyona giren ve kendisine Felicity Jones’un hayat verdiği On The Basis Of Sex temelde Ruth Bader Ginsburg’ün eğitim hayatına ve cinsiyet eşitliği alanında kazandığı ilk davaya odaklanıyor. Filmde Felicity Jones’a Armie Hammer, Justin Theroux gibi yıldız isimler de eşlik ediyor. Filmde Ruth Bader Ginsburg’ün yürüttüğü mücadelenin yanında bugüne geldiğimizde sahip olduğumuz hakların kolay kazanılmadığına da tanıklık ediyoruz. 1900’lerin başında başlayan ve günümüzde hala süren bu mücadelenin önemli aktörlerinden olan Ginsburg aynı zamanda kendi hayatında da imkansızları başarıyor.

Filmin henüz başında hukuk dünyası için “burası erkeklerin dünyası” sözünü yabana atan, özel hayatında yaşadığı problemlere rağmen okuldan birincilikle mezun olan RBG, buna rağmen avukat olarak iş bulamaz. Pratik alanda iş bulamayan RBG, işin teori kısmına geçmeyi planlar ve üniversitede ders vermeye başlar. O dönemde hem kadınlar hem de siyahlar RBG’nin jenerasyonunun aksine haklarını sokaklarda talep eder, kızı Jane de sokaktaki protestoculardandır. Kızının ne kadar büyüdüğünü ve geleceği için savaş verdiğini görmek hoşuna gitse de değişimin sokaklarda değil mahkeme salonlarında gerçekleşmesi gerektiğini bilir.

Bu süreçte Charles Moritz’le tanışan Ginsburg onun davasını yüksek mahkemeye götürür ve aslında tersten bir cinsiyet ayrımcılığı uygulanan kararla ilk değişimin adımını atar. ABD kanunlarında ailesine bakıcılık yapan insanlar için vergiden muaf olmak mümkün ancak bu kanun yalnızca kadınlar için geçerli. Charles Moritz, bir erkek olduğu için bu muafiyetten faydalanamaz. Ginsburg bu davayı yüksek mahkemeye götürmeye karar verir. Amacı kanunların her zaman erkeklerden yana olduğunun aksini göstermek, bu eşitliğe erkeklerin de ihtiyaç duyduğu ve bu davayla kanunlardaki cinsiyet ibarelerini kaldırılması gerektiğini göstermektir. ABD kanunlarında 178 yasanın bu şekilde cinsiyet ayrımcılığı yaptığını ve tüm bunların değişmesi gerektiğini savunan Ginsburg, başarılı bir hukuk mücadelesiyle ve yüksek mahkeme üyesi olmasıyla da bunu mümkün kılıyor. Ginsburg Amerikan hukuk tarihinde bir domino etkisi yaratmış, taşı ilk deviren kadın olmuştur. Yüksek mahkeme üyesi olduğu süre boyunca da yasaların cinsiyeti temel almadan oluşturulması gerektiğini savunmuştur.

Başta Ginsburg’ün okuldaki yıllarına sonrasında ise Charles Moritz’in davasına ve cinsiyete dayandırılmamış kanunlar oluşturulmasında ilk adımlara odaklanan film genel olarak vasat kalsa da hukuk ve biyografi alanında izlenilmesi gereken filmlerden. Sokaktaki protestolara ve döneme daha fazla ışık tutmaması beni üzen yanlarından olsa da filmin yalnızca Ginsburg’ün hayatını anlattığını unutmamak gerek. Ginsburg’ün hayatının yanında günümüzde ne gibi hakların verilmeyip kazanıldığını anlamak adına da önemli bir film On The Basis Of Sex. Bununla birlikte gerçek anlamda değişim yaratmak isteyen kadınlara rol model de olan Ginsburg’ü tanımak adına başarılı bir film.

5 1 Oy Ver
Oy Ver
Yazıya Abone Ol
Bildir
0 Yorum
Tüm Yorumları Göster