Anasayfa İncelemelerStand Up İncelemeleriBaşkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal “Devam”

Başkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal “Devam”

Yazar: Halenaz Ekmekçiler
Başkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal "Devam"

Başkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal “Devam”

“Başkentte Komedi”, Ankara sahnelerinde izlediğim stand-up gösterilerine dair notlarımı ve dürüst değerlendirmelerimi topladığım bir seri olacak. İlk durak: Nevzat Can Ünsal.

Serinin İlk Konuğu Neden Nevzat?

Ankara’daki stand-up sahneleri son birkaç yılda belirgin biçimde canlandı; artık bir konser ya da tiyatro oyunu gibi haftalık rutine giren bir etkinlik hâline geldi. Bu seriye de başkentle ve “memuriyet” esprileriyle özdeşleşmiş bir isimle, Nevzat Can Ünsal ile başlamak istedim.

Onu Tanımayanlar İçin: Kim Bu Nevzat Can Ünsal?

Nevzat’ı sahnede ilk kez görecek biri için kısa bir tanıtım gerekiyor. Kendisi geniş kitlelerce Kurcala, Mezat Şov, Nevzat’la Hata Raporu gibi çeşitli YouTube kanalları ve orada ürettiği, çoğu zaman gerçek/gerçek sanılan parodi içeriklerle tanındı. En çok akılda kalan tiplemeleri “İsveç’teki Ankaralı” ve “Bilirkişi” oldu. Instagram ve YouTube’da dolaşıma giren kısa kesitler de onu sahne dışında tanıyanların sayısını hızla artırdı.

Tek kişilik gösteri tarafında ise iki işi öne çıkıyor: daha önce büyük ilgi gören “Simülasyon Hatası” ve şu an sahnelediği yeni gösterisi “Devam”. Ben de Devam’ı 24 Temmuz’da Fade Sahnede izleme imkânı buldum.

Mizah Tarzı: Absürtlük, Gündelik Gözlem ve Dengeli Bir Politik Ton

Nevzat’ın komedisinin merkezinde, kendi deyimiyle memlekette yaşanan “gariplikler” ve absürtlükler var. Gösterilerine “hata”, “simülasyon” gibi isimler vermesi de tesadüf değil. Üslubunun birkaç belirgin özelliği şöyle:

  • Durum mizahı ile politik tonu dengede tutuyor. İkisinden birine tam yaslanmıyor; gündelik gözlemle toplumsal eleştiriyi harmanlıyor.
  • Küfürsüz güldürmeyi tercih ediyor. Şoke ederek değil, kurgu ve zamanlama üzerinden gülmece kuruyor.
  • Sakin, mütevazı bir sahne enerjisi var. Bir stand-up’çıdan beklenen o yüksek tempolu, agresif tavırdan çok, daha ölçülü bir anlatıcı.
  • Gösteriyi kreşendo gibi kurguluyor: Açılış görece sakin başlıyor, tempo ve espri yoğunluğu finale doğru yükseliyor.
Başkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal "Devam"

Başkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal “Devam”

O Akşam Sahnede Ne Oldu?

Gösteri, lüks bir İtalyan markasının (galiba Milano’daki bir mağazasının) içinde çalan müzik üzerine kurulu bir şakayla başladı. Ardından Nevzat sahneye bir Ankara türküsü eşliğinde girdi ve ilk esprisini de bu tezat üzerine kurdu: Açılış olarak zekiceydi, tonu doğru koyuyordu.

Buradan Ankara’daki memuriyet hayatına geçti ve tam o sırada, bir anda, Hasan Can Kaya’ya sataşmaya başladı. Aslında bu sürpriz değil: Nevzat son iki-üç senedir hemen her esprisinin arasına mutlaka bir Hasan Can Kaya göndermesi sıkıştırıyor. “Bir fantezin var mı bebiş?” kalıbıyla, onun Konuşanlar formatını taklit ederek uzun süredir aynı şakayı sürdürüyor. Açıkçası bu tekrar, daha gösterinin başında beni yormaya başladı.

“Fantezi” konusu bir kez açılınca oradan Ankara’ya özgü fantezilere, Ankara’daki gündelik hayata bağlandı. Öğretmen, polis, doktor cosplay’i muhabbetleri; KPSS esprileri (“KPSS tercih kılavuzu” dediği kısım); Seyran Bağları’nda oturmakla ilgili şakalar… Bunların hepsi tek tek fena değil, ama tam da benim baştan beri tatmin olmadığım nokta buydu: Bu esprilerin çoğu iki-üç senedir neredeyse hiç değişmemiş. Sahnede yeni bir şey değil, zaten bildiğim bir repertuvarı yeniden dinliyormuşum hissi ağır bastı.

Bu tabloyu kıran ve beni asıl güldüren kısım, ailesiyle ilgili anlattıklarıydı; bunları daha önce Mezat Şov’da ya da YouTube’da duymamıştım, yeniydiler. Babasının eski bir kimya öğretmeni olması ve Breaking Bad‘i izlemeye başlayınca not tutması; anne-babasını Fethiye’ye tatile götürmesi ve orada bir A101 görünce sevinmeleri üzerine kurduğu bölüm gerçekten hoşuma gitti. Tüm gösteri boyunca en çok güldüğüm anlardan biri de buraya bağlı bir Erdal Beşikçioğlu esprisiydi.

Ankara’da ünlenip sonra İstanbul’a taşınan isimleri sıraladığı bir kısımdı bu; arada Deniz Göktaş’ın, Baturay Özdemir’in, Ehzel’in adı geçti. Doğrusu tam orada Deniz Göktaş‘a küçük bir selam çakmasını beklerdim (sonuçta politik mizahı yüzünden tutuklanıp cezaevine giren bir isim), ama o gönderme gelmedi.

Başkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal "Devam"

Başkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal “Devam”

Aile teması buradan İç Anadolu köylerinin kendine has, tuhaf âdetlerine ve muhabbetlerine de uzanıyordu. Nevzat, o köylerdeki insanların birbirleriyle olan garip ilişkilerini ve alışkanlıklarını anlatırken epey uç örnekler veriyordu: Babaannesinin toprak yemesinden, hafriyat kamyonu toprak yüklemeye geldiğinde kadınların üstüne çıkıp toprak yemeye çalışmasına, hatta amcasının duvar yalamasına kadar. Bu bölüm hem komik hem de “iyy” dedirtecek türden ara esprilerle doluydu. Bende de ikili bir his bıraktı: Bazı anlarda gülesim geldi, ama bazı anlarda bir anda garipseyip “iyy, bu da ne?” dediğim oldu.

Beğendiğim bir başka kısım da devlet hastanesindeki bir psikiyatriste gidip evlenecek birini bulamamasını anlattığı esprisiydi. Karşısındaki hekimin “Evlenenler çok mu mutlu sanki?” diye çıkışmasıyla noktaladığı bu bölüm, özel hastanedeki psikiyatrist ve psikologlarla devlet hastanesindekileri kıyaslayan bir hatta oturuyordu; gösterinin bence gerçekten iyi anlarından biriydi.

Politik tarafta büsbütün suskun da değildi: Mehmet Ali Birand’ın 32. Gün programına Alparslan Türkeş’in konuk olduğu bir bölümü örnek verdiği birkaç şakası vardı.

Hasan Can Kaya göndermeleri ise gösteri boyunca eksik olmadı. Bunlardan biri, birilerinin onu sahneye çağırırken iki ayrı seferde “Nevzat Can Ünsal” yerine “Nevzat Can Kaya” demesini espriye çevirdiği kısımdı. Sorun şu ki bu esprilerin bir kısmını hem Mezat Şov’da hem başka programlarında hem de o akşam sahnede duymak, ister istemez insanın içini bayıyor.

Bunların dışında beğendiğim bir damar daha vardı: 90’lar televizyon kuşağı üzerine esprileri genel olarak güzeldi. Bunlardan biri, o dönemde yayınlanan bir cinayet çözme programı üzerineydi; Nevzat, birilerini tam cesedi gömerken yakalayan, “Şu an cinayet işleniyor, az önce cinayet işlendi, üstü örtülüyor” havasında ilerleyen esprilerle epeyce güldürdü.

Yine 90’lar televizyonuna bağlı, epey vakit ayırdığı bir başka absürt bölüm de Refah Partisi’nin Karamürsel’deki bir etkinliği için Japon bir akrobat getirmesi ve orada yaşanan, söylenen şeyler üzerine kuruluydu; buradan çıkan komik anlar gösterinin gerçekten iyi taraflarındandı.

Bir de zenginlik ve “gurmelik” üzerine kurduğu bir bölüm vardı: O inceltilmiş yaşam tarzının eğitmenlerinin şarap, viski tadımlarından yemek modalarına uzanan bir hattı. Burada seyirciden aldığı geri bildirimleri de işin içine katıyordu: “En iyi gurme yemek ne?” diye sorduğunda “Dominos, bol malzemeli” gibi ya da Kadıköy’de sahnedeyken “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna “Cihangir’de yaşıyorum” gibi absürt cevaplar aldığını anlatması gibi.

Bu kısımlar bende ikircikli bir etki bıraktı: Bir yandan güldürüyor, bir yandan güldürmüyor. Çünkü bu kadar aşina olduğumuz ve açıkçası gülmeye de doyduğumuz kalıpların tekrar tekrar hatırlatılması, bir süre sonra tazeliğini yitiriyor.

Gösteride bir de jinekomasti üzerine bir espri vardı ve bunu dinlemek açıkçası biraz tuhaftı; bir erkeğin meme büyüklüğü üzerinden kurduğu bir şakaya gülmek herkese aynı gelmeyebilir.

Bir de gösterinin akışını bozan küçük ama sırıtan bir ayrıntı: Nevzat birkaç kez telefonuna bakıp “Vakit az kaldı” gibisinden laflar etti. Bu, sahnedeki zaman yönetimini seyirciye hissettirmesi bakımından tuhaf bir izlenim bıraktı.

Bu memleket vurgusu gösteride sürekli kendini hatırlatıyordu: Nevzat durmadan Kırşehirli olduğunun altını çiziyor, “İç Anadolu, İç Anadolu, İç Anadolu” derken bu temayı bence gereğinden fazla tekrarlıyordu. Bir noktadan sonra memleket esprilerinin cılkının çıktığını düşünmeye başladım.

Yine de bu damarın içinden tuttuğunu söyleyebileceğim bir espri çıktı: Taşraya atanan devlet memuru arkadaşlarının, çoğu insanın “taşra” deyip burun kıvıracağı ücra yerleri (Niğde’yi, Yozgat’ı) övmesi üzerine kurduğu bölüm hoşuma gitti. Aşırı iyi değil ama iyi diyebileceğim türdendi.

Son olarak şunu da eklemek dürüstlük olur: Nevzat’ın yaslandığı bu tarz (memleket, şehir, özellikle de Ankara ve İç Anadolu hayatının absürtlükleri üzerine kurulu “memleket komedisi”) herkese hitap etmeyebilir. Bu bir kusur değil, bir tercih; beğenen olur, beğenmeyen olur. Ama bu tercihin sizde karşılık bulup bulmayacağı, o dünyaya ne kadar aşina olduğunuza epeyce bağlı.

Fiyat/Performans Değerlendirmesi

İşin can alıcı kısmı burada. Güldüğüm espriler oldu; bu inkâr edilecek bir şey değil. Ama gösteriyi bir bütün olarak 650 TL’ye değer bulmadım ve bunun birkaç somut sebebi var.

En başta, sürekli tekrarlanan aynı göndermeler geliyor; özellikle Hasan Can Kaya’ya yapılan sataşmalar bir noktadan sonra esprinin kendisi olmaktan çıkıp bir alışkanlığa dönüşüyor. Buna, esprilerin önemli bir kısmının yıllardır neredeyse hiç değişmemesi ekleniyor: Sahnede yeni bir şey keşfetmekten çok, zaten bildiğim bir repertuvarı yeniden dinliyordum.

Bu iki başlık bir araya gelince biletin fiyatı da haklı olarak sorgulanır hâle geliyor. Sahnede birkaç kez “Vakit az kaldı” demesi gibi ufak zaman yönetimi pürüzleri ise listenin en sonunda kalan, görece küçük bir mesele.

Başkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal "Devam"

Başkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal “Devam”

Bir kıyas noktası da şu: Bu tür tek kişilik gösteriler bir dönem 200 TL bandındaydı. Fiyatların genel olarak yükseldiği bir ortamda bu artış tek başına şaşırtıcı değil; ama bilet ücreti yükseldikçe “sahnede geçirilen o bir buçuk saatin karşılığı” beklentisi de haklı olarak yükseliyor.

Benim için o denge tam tutmadı: Güldüğüm, keyif aldığım bölümler vardı, ama 650 TL’yi karşılayacak kadar taze ve doyurucu bir bütün çıkmadı ortaya.

Fiyat tartışmasını bir kenara bırakırsak, gece çoğunlukla keyifliydi ve güldüğüm gerçek anlar oldu. Nevzat, özünde şans verilmesi gereken bir komedyen; yukarıda saydığım o tekrar ve tazelik meselelerine peşinen dikkat edildiği sürece, hayranı olsun olmasın hemen herkesin rahatça deneyimleyebileceği bir sahne işi ortaya koyuyor.

Yani soru “iyi bir komedyen mi?” değil; soru, bu gösterinin tam da bu hâliyle 650 TL’ye değip değmediği. Benim cevabım hayır. Ama “Başkentte Komedi”nin ilk durağı olarak, üzerine bunca konuşulmayı fazlasıyla hak eden bir geceydi.

Başkentte Komedi #1: Nevzat Can Ünsal “Devam”

Yorum Yap

Bu internet sitesinde, kullanıcı deneyimini geliştirmek ve internet sitesinin verimli çalışmasını sağlamak amacıyla çerezler kullanılmaktadır. Bu internet sitesini kullanarak bu çerezlerin kullanılmasını kabul etmiş olursunuz. Kabul Et Daha Fazlası...